Modifiye edilmiş şehir kulüpçülüğü

Modifiye edilmiş şehir kulüpçülüğü

Şehir Kulübü
Çok popülerdi…
Bırakın büyük şehirleri; küçük ilçelerde bile olurdu.
Vali… Kaymakam… Hâkim-Savcı… Belediye Başkanı,
Ve,
Şehrin-İlçenin kalbürüstü ağaları, beyleri…
Ahali kahvehaneye, bunlarsa Şehir Kulübüne giderdi…
Oraya gidenler,
Seçkindi, seçilmişti, özeldi…
Bir nevi yazılı olmayan Şehir Kulübü Zorbalığı tesis edilmişti…

MHP… Ak Parti… CHP… DEM Parti…
Bahçeli… Erdoğan… Kılıçdaroğlu… Öcalan…
Dört parti ve 80’lik dört akran…
MHP-AKP Şehir Kulübüleşme dönüşümü zaten tamamlamıştı.
CHP-Kılıçdaroğlu-DEM Parti-Öcalan da tamamladı mı; Ok Musti Türkiye Tamamdır…
Dört dörtlük Şehir Kulüpçülüğü,
Ve,
İleri dörtlüden tüm ahaliye akran zorbalığı…

**************


Sorular Sorular…
TGRT ve Fatih Atik…
-Acaba,
İktidar tarafından görevlendirmiş gibi gösterilen ama aslında asıl görevi, Kılıçdaroğlu’na destek görünümlü köstek, CHP’nin Yenilikçilerine köstek görünümlü destek ortamı hazırlamak için birilerince görevlendirilmiş birisi mi?
-Acaba,
CHP’nin önünde, “Haram parayla alınan araçlar” tabelasıyla sergi yapan Basın Müşaviri, bunu yapma talimatını Kılıçdaroğlu’ndan mı aldı yoksa Fatih Atik veya başka bir yerden mi?
-Yarın (Cumartesi günü),
Kılıçdaroğlu Parti’de, Özgür Özel Güven Parkta bayramlaşma yapacak.
Acaba,
Aynı ana denk gelmesi tesadüf mü?
Yoksa,
Kılıçdaroğlu’nun bindirilmiş/toplama kalabalığı ile Özel’in spontane bayramlaşma teveccühü gözler önüne mi serilmek isteniyor?
-Kılıçdaroğlu “halkla bayramlaşırken anlatacaklarım var” dedi.
Acaba,
Anlatacakları da, tıpkı “haram parayla alınan araçlar” gösterisinde olduğu gibi tel tel dökülüp elinde mi patlayacak?
Demem o ki;
Perde gerisinden, “tavşan da bizim tazı da bizim” diyen birileri; acaba tazıyı tavşana tavşanı tazıya mı evirecek ki?

Peki, Bundan Sonra Ne Olur?

Özgür Özel ve Ekibi açısından;
Kimilerinin dediği gibi,
Bir planları olmadığı ve göç yolda düzülür mantığıyla hareket edildiğini düşünmüyorum.
Bilakis ,
Kamuoyu algısını dikkate alıp ona göre adımladıklarına eminim.
Çünkü,
Yarın-birgün yeni parti oluşturduklarında CHP seçmenine “partimde kalmak için ben elimden gelen her şeyi yaptım ama Kemal Bey tüm kapıları kapattı. O yüzden yeni parti kurduk ve bize gelin” diyebilmek için zemin oluşumu çok önemli…
Gidişat dolu dizgin yeni bir partiye doğru…
Ama,
Youtube yorumculuğu, köşe yazarlığı veya TV müdavimliği gibi tek düze teorisyenlikle, sahada olmak aynı şey değildir.
Sahada olmak, pek çok parametreyi bir arada dikkate almayı gerektirir.
Sahada olmak, hem skor yapmak hem de tribünleri yanında tutabilecek estetik oyunu gerektirir.

Öyle düşünüyorum ki;
Kılıçdaroğlu’nun Kurultay talebine kapıyı kapatmasıyla birlikte, Yenilikçiler yeni parti hamlesini yaparak ana muhalefet partisi olup; kurumsal bir kimliğe kavuşacaktır.
Kavuşacaklar ki;
Devekuşu profilinden kurtulup; kendi kurumsal tanımlarını somutlaştırabilsinler…

İktidar ve Kılıçdaroğlu açısından;
Aslına bakarsanız,
İktidar açısından, askıda duran “Mutlak Butlan” davası bence daha işlevseldi ve davanın karara dönüşmesi taktiksel bir hata oldu.
Çünkü,
Bu karar, beklenen ümitsizlik ve karamsarlık havasını oluşturmadığı gibi, hem teveccüh gören CHP’li yenilikçilere, hem de teveccüh gösteren ahaliye öfke tazelemesi yaşattı ve aksiyoner bir ivme sağladı.
Ama ,
İktidar-Kılıçdaroğlu Şehir Kulübü Konsorsiyumu, şu ana kadarki saldırıları gölgede bırakacak hatta 1980 Darbesi ile kurulan Konseye rahmet okutacak saldırılara tevessül ederek durmayıp; vurmaya devam edecekler diye düşünüyorum.

Mesela neler?
-CHP’li delegeler üzerinden başlatılan soruşturmaların derinleştirilmesi,
-Casusluk davasının köpürtülmesi,
-Belediyelere yönelik operasyonların genişletilmesi,
-CHP’de ihraçlar ve il yönetimlerinin feshedilmesi,
-Nur topu gibi yeni itirafçılar veya eski itirafçılardan epyeni itiraflar alınması…
Bunlar bilinenler ve artarak devam edecek olanlar…

Ama ,
Asıl saldırı, direk Özgür Özel ve yakın çalışma ekibine dönük olacaktır.
Bunlar;
-Öncelikle, Özel’in CHP Meclis Grup Başkanlığı alınacak.
-Yukarıda bahsettiğim, devam eden ve açılan her dava Özgür Özel’le ilintilendirilecek.
-Dezenformasyon ve manipülasyon öyle bir noktaya gelecek ki; “Bu Özgür Özel FETÖcü/Ahlaksız/Yolsuz/Hırsız ve ülkenin bilgilerini yabancı istihbaratlara sızdıran şebekenin bir üyesi” diye kara propaganda başlatılacak.
-Kurulan veya dahil olunan yeni partiye her türlü zorluk çıkarılacak; YSK, adeta konsey gibi davranacak ve hatta yeni partiye maddi destek olmak isteyenlere korku salınacak.
-Çok geçmeden,
Özel’in dokunulmazlığı kaldırılarak tıpkı İmamoğlu gibi gözaltı ve tutuklamaya maruz bırakılmaya teşebbüs edilecek…
Demem o ki;
İktidar-Kılıçdaroğlu Şehir Kulübü Konsorsiyumu, akran zorbalığını fasılasız ve artırarak devam ettirecek…

Peki,
50 yıl öncesinin bu Şehir Kulübü zihniyeti, yaptıkları ve yapacakları tüm baskılara rağmen torunları üzerinde bekledikleri ve istedikleri tahakkümü kurabilecek mi?

Açıkçası,
Otoriterliğe isyan eden, özgürlükçü, klişeleri çöp yapıp kendi klişesini kendi yaratan, oldukça nüktedan, evde babasına-dedesine susan ama sosyal medyada oldukça konuşkan bu 35 yaş ve altı neslin, dedelerinin akran zorbalığı tahakkümüne tahammül edip müsaade edeceklerine ihtimal vermiyorum.

Demem o ki;
“Şehir Kulübünü kapatacak ve o zihniyetin kökünü kazıyacağım” iddiasıyla ahalinin desteğini alıp; sonra da, ahaliye maraba muamelesinin yapıldığı,
Hukuktan en çok bahsedenlerin hukuku en çok ihlal ettiği
Ve,
Ahalinin konu mankeni görüldüğü bir ortamda;
35 yaş ve altı nesle, modifiye edilmiş Şehir Kulübü zihniyetini bir yönetim mahareti olarak pazarlayamazsın!

Son olarak:
Siyaset oyununda senaryo önemlidir.
Ama,
Senaristin kafasından geçenler daha önemlidir.
Çünkü,
İlerleyen bölümlerde hangi rol ölecek, hangisi yaşayacak veya hangi rol diziden çıkartılıp, kime yeni rol verilecek; onu ancak senarist ve yapımcı bilir.
Lakin,
Bir önemli nokta daha var; Reyting/İzleyici teveccühü…
Bir yapımcı,
TRT gibi yapıp; “ben reytigleri/izleyici teveccühünü takmıyorum” diyebilir ama bir noktaya kadar…
O nokta geldiğinde,
Yapımcı, “başrol oyuncusu ne kadar iyi oynarsa oynasın eğer reyting almıyorsa artık onu taşıyamayız” der ve diyecektir!

**************

Alakasız görünen ama dibine kadar alakası olan bir konu
Trump, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 7-8 ülkeye dedi ki:
“İsrail’le Abraham Anlaşmasını imzalayın…”
Buyur burdan yak… Hadi bakalım kolay gelsin…
Bakın,
Bu konu, yarınlarda çok ama çok konuşulacak…
Acaba,
Türkiye iktidarının da imzalayacağı Abraham Anlaşmasıyla, İsrail’e koruma çemberi oluşturacak özel ve öznel bir NATO oluşturulduktan sonra bazı liderler/bazı yönetimler miyadını doldurmuş mu olacak yoksa?
Peki,
Türkiye iktidarı bunu imzalar mı?
Kılıçdaroğlu’nun tabiriyle “tıpış tıpış” olmasa da; “…imzaladık ama önce kazanımlarımıza bir bakın” diyerek imzalamak zorunda kalacak.
Nereden anlıyorum bunu?
Cumhurbaşkanımız bayram namazı çıkışı, İsrail’i değil de sadece Netenyahu’yu hedef alan sözlerinden…

**************

Ne Garip
Muhafazakar ve Milliyetçi bir ittifakın iktidarının, “Gel-konuş-Terörü bitir” diye Öcalan’a seslenmesi ve İsrail’in güvenliğini sağlayacak Abraham Anlaşmasına imza atacak olması ne garip değil mi…
Değil değil…
CHP’de yaşananlar da dahil; Türkiye iç siyasetinin uluslararası siyasetle, her şeyin de Abraham Anlaşmasıyla bağlantısı var…

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın
islami sohbet
dini chat sohbet odaları