17.06.2019 02:15 Güncelleme Tarihi: 17.06.2019 02:21

Afilli giriş

Afilli giriş

Her çarşamba akşamı Kanal D ekranlarında yayınlanacak olan Afilli Aşk, reyting listesine 2. sıradan giriş yaptı.

Yapımını ARC Film, yapımcılığını Fatih Enes Ömeroğlu, yönetmenliğini ise Serdar Gözelekli'nin üstlendiği Afili Aşk'ın oyuncu kadrosunda; Çağlar Ertuğrul, Burcu Özberk, Altan Erkekli, Neşe Beykent ve Asena Tuğal gibi ünlü isimler yer alıyor.
 
Yaz dizilerinin en belirgin özellikleri nedir dersek?
 
Türünün romantik komedi olması,
Masalsı bir tat ve bu yüzden çok da mantık aranmaması,
Görüntülerin renkli cıvıl cıvıl olması, (fakat bu dizide daha da abartılı buldum. Ağaçlar, evlerin çatıları, çiçekler, kıyafetler fosfora kaçmıştı.)
 Ve tabiki müziklerin neşeli olması.
 
Kış sezonunda ağlamaktan adeta içimizin şiştiği dram dizilerine ara vermek adına böylesi yaz dizileri hoşluk katıyor.
 
İzleyici kitlesi de bu tarz romantik komedileri izlemeye alışık olduğu için beklentiyi karşılıyor.
 
Dizinin ilk bölümünde ne izledik?
 
Abileri, Ayşe’yi zorla istemediği bir erkekle evlendirmeye çalışır.
 
Ayşe’nin gönlü başka bir gençtedir.
 
Bu genç zengin bir ailenin okuyan çocuğudur.
 
Ayşe’yi bu durumdan çıkarmak için evlenmek ister.
 
Fakat gencin babası onay vermez.
 
Kafası karışan genç, Ayşe’nin yakın dostundan akıl almak ister.
 
Bu akıl alma onları başka bir duruma dönüştürür.
 
O gece beraber olurlar.
 
(Bu olayların hepsi 1 günde oluyor)
 
Karakterlerin bir an da hızlıca değişmesi burada bi dursun dizinin jönü Kerem’e geçelim.
 
Kerem ise zengin aile çocuğu ve çok çapkın. (Çağlar Ertuğrul’u, Jack Gyllenhaal’a benzeten bir tek ben miyim?)
 
Ayşe nasıl abilerinden korkuyorsa, Kerem’de babasından korkuyor.
 
Bir geceliğine beraber olduğu kız intihar edince, Kerem bir daha çapkınlık yapmayacağına dair söz verir.
 
Gelelim Ayşe'yle, Kerem’in yollarının kesişmesine.
 
Ayşe, Kerem’in babasının konfeksiyon atölyesinde çalışmaktadır. Torpillidir.
 
Çünkü Kerem’in babasıyla, Ayşe’nin rahmetli babası askerlik arkadaşıdır.
 
Velhasıl Ayşe evden kaçar, sevgilisini yakın arkadaşıyla basar.

Gece fabrikaya sığınır.
 
Artık çalışkan ve uslu olan Kerem’de gece gece çalışası tutar.
 
Bunlar karşılaşıp, dertleşirken iki tarafın ailesi baskın yapar.
 
Ayşe de istemediği çocukla evlenmemek için, Kerem üzerinden yalan söyler.
 
Çünkü kötü kız olmaya karar vermiştir.
 
Ve gelsin nikah :-)
 
Şimdi niye uzun uzun ilk bölüm konusunu yazdım?
 
Çünkü bu hikaye size, Gülşen Bubikoğlu, Tarık Akan ve Hulusi Kentmen’in olduğu filmleri hatırlatmadı mı?
 
Ben net benzettim. :-)
 
Böylesi tatlı bir yaz dizisi ama kış sezonu için muamma derim.
 
Şimdiden Bol reytingler. :-)
 


Haftanın Yabancı Filmi: I am Mother
 

Grant Sputore (Castaway dizisinin yönetmeni) yönetmenliğindeki I Am Mother'ın başrollerini Hilary Swank ve Clara Rugaard paylaşıyor.
 
İnsan ırkına dair hiçbir iz olmayan sadece robotların olduğu dünyada tek bir insan vardır.

O da; çocukluğundan beri bir robot tarafından yetiştirilmiş bir genç kızdır.
 
Bir gün, genç kızla, robotun (mother) sığındığı izole tesise yaralı bir yabancı kadın gelir.
 
Kadın (Hilary Swank), Mother (Robot) ile genç kızın (Clara Rugaard) arasındaki ilişkiyi bozmaya başlar.
 
Çünkü dünya ile ilgili genç kıza bilmediği haberler getirmiştir.
 
Genç kızın, Mother’a karşı olan hisleri ve güveni sarsılmıştır.
 
Kendisine yalan söylediğini düşünmektedir.
 
Mother, göründüğü gibi iyi niyetli midir?
 
Yoksa insanlığı bitiren kişilerden birisi midir?
 
Filmin büyük kısmı bir tesiste, robot ve iki kişiden oluşsa da, konusu itibariyle gizem dolu, gerilimi yüksek ve heyecanlı sahnelere sahip.
 
Özellikle çok önemli oyuncu olmasına rağmen Hilary Swank yerine, tüm övgüyü Clara Rugaard hak ediyor.
 
Müthiş bir oyuncu doğuyor.
 
Her sahnenin üstesinden gelmeyi başarmış, gözleriniz neredeyse hep onu takip etmek istiyor.
 
Hilary Swank’in bir filmde sönük kalabileceğini asla düşünemezdim.
 
Yalnız filmin sonu beklediğiniz gibi olmayabilir.
 
Adeta sizi ters köşe yapıyor.
 
Akıllarda soru bırakmıyor değil.
 
Hatta kafanızda birden fazla final üretebilirsiniz.
 
Bilim kurgu türüne dair fena bir film olmamış.
 
Ben iki saatin nasıl geçtiğini anlamadım.


 
Haftanın Yabancı Dizisi: Good Omens
 
İngiliz yapımı olan, Neil Gaiman ve Terry Pratchett'in birlikte kaleme aldığı, 1990 basımı Good Omens romanından uyarlanan dizinin oyuncu kadrosunda; Michael Sheen, David Tennant, Jack Whitehall, Michael McKean, Miranda Richardson, Adria Arjona, Nina Sosanya, Ned Dennehy ve Ariyon Bakare yer alıyor.
 
Yıldız oyuncuların buluştuğu Good Omens; absürt komedi, fantastik ve dram türünde kaliteli bir yapım olmuş.
 
Özellikle “Once Upon A Time” hayranları, sakın kaçırmayın derim.
 
Aynı onun tadında, masalsı ve çocukların da seveceği bir konuya sahip.
 
David Tennant ve Michael Sheen müthiş ikili olmuş.
 
Dizide 6.000 yıldır gizli arkadaşlıkları olan melek Aziraphale (Michael Sheen) ile iblis Crowley’nin (David Tennant), dünyanın sonunun gelmemesi için birlikte yürüttükleri maceraları konu ediliyor.  
 
Dizide; diyaloglar, mizahi yaklaşım, akıcı kurgu başta olmak üzere her şey çok kaliteli.
 
Özellikle, dünya tarihi ile ilgili çeşitli göndermelerin de olduğu detayları yakalamak için pür dikkat izlenilmesi gerekiyor.
 
Son zamanlarda izlediğim en keyifli, hoş vakit geçirten bir iş olmuş.
 

Herkese iyi seyirler ve iyi haftalar :-)