13.05.2019 00:54 Güncelleme Tarihi: 13.05.2019 02:39

Benimle Söyle..

Benimle Söyle..

Dünyanın popüler müzik yarışması 'All Together Now', Türkiye’de 'Benimle Söyle' adıyla Kanal D' de başladı.

En büyük merakım 100 kişilik  jüriyle programın nasıl olacağıydı.  

Elbette 100 kişilik jüriyi tek tek saymayacağım. 
Yazımın yarısı buna gider :.

Ayrıca yarısından fazlasını tanımıyorum zaten.  

Genel olarak keyifli bir programdı. 

Özellikle Enis Arıkan’ın pozitifliği, hazır cevaplılığı, esprileriyle yarışmaya güzel bir sunum katmış. 

Birce Akalay’ın kaptanlık yaptığı, Metin Özülkü’nün de orkestra şefi olduğu bu yarışmada, müzikle yolu kesişmiş, müzik öğrencileri, öğretim üyeleri ve müzisyenlerden oluşan 100 kişilik jüri çok hoş olmuş. 



Jüride ve programda dikkatimi çeken şey ise; cinsiyet bakımından eşit davranarak, her üç cinse de hemen hemen eşit sayıda yer verilmiş olması oldu. Hoşuma gitti. 

Programa renk katmış ve adeta bir YouTube-Instagram havası oluşmuş. 

Beri yandan bazı göze batan durumlar da yok değildi. 

Enis Arıkan’ın her yarışmacı sonrası jurilerin arasında dolaşması çok yorucuydu. 

Zaten tatlı tatlı bu durumla ilgili bir serzenişte bulundu. 

İlerleyen bölümlerde değiştirebilirlerse süper olur.

Bu kadar fazla jüri dikkat dağınıklığı yaptı sanki. 

Kim ne dedi, bu jüri kimdi derken hop diğer yarışmacı başladı. 

Bir de yarışmayı kazanmanın yolunu çözdüm sanki..

Herkesin eşlik edebileceği, bildiği hareketli bir şarkı seç ve sürü psikolojisi eşittir herkes ayakta. 
Ben de olsam kalkar eşlik ederim...

O Ses Türkiye’den beri iddialı bir yapım izlemiyorduk. 

Med Yapım daha önce de bir kaç müzik-şarkıcı yarışması yapmış ama başarılı olamamıştı. 

Umarım bu kez iddialı olurlar. 

Reytingleri pek sevindirici gelmese de en az 13 bölüm gider diye düşünüyorum.




Haftanın Filmi: Remastered-Devil at the Crossroads 

1920’lerde yaşamış, dünyanın en büyük blues sanatçısı olarak kabul edilen Robert Johnson’ın gizemli hayatı, biyografik belgesel bir dilde anlatılıyor. 

27 yaş lanetini ya da 27’liler kulübünü duymuşsunuzdur. 

Müzik dünyasında çığır açan bir çok efsanevi sanatçı 27 yaşında ölmüş. 

Jim Morrison ( The Doors), Brian Jones (Rolling Stones), Jimi Hendrix, Janis Joplin, Kurt Cobain, Alexander Bashlachev, Pete de Freitas, Sean Patrick McCabe, Jacob Miller, D. Boon, Rudy Lewis, Peter Ham, Valentin Elizalde, Ron “Pigpen” McKernan, Alan Blind Owl Wilson, Linda Jones, Jesse Belvin, Mia Zabata, Arlester “Dyke” Christian, Dickie Pride, Bryan Ottoson, Jeremy Michael Ward, Kristen Pfaff, Chris Bell, Gary Thain, Amy Winehouse ve Robert Johnson. 

Bunca müzisyenin 27 yaşında ölmesinin pek çok sebebi olabilir. 

Madde bağımlılığı, cinayete kurban gitmeleri, kaza geçirmeleri gibi. 

Somut nedenlerden ziyade, bu kişilerin şeytanla anlaşma yapmış olmaları gibi mantıksız bir gerekçeyi savunanların sayısı da azımsanmayacak kadar çok.

Ben şahsen böyle saçma bir şey düşünmüyorum. 

Ortak noktaları; tesadüfen hem müzisyen hem de 27 yaşında ölmüş olmaları olabilir. 

Fakat hepsininin bir somut nedenden öldükleri açık bir gerçek. 

Bu kısa ön bilgiden sonra filmde; Robert Johnson’ın blues müziğini başlatan, Amerikan müziğine damgasını vuran ve (şu an her türlü sesi çıkarabileceğimiz teknolojiden uzak yıllarda) tek gitarla, piyano sesi bile çıkarabilen bu önemli müzisyenin  zorluklar içinde geçen 27 yıllık yaşamı anlatılıyor. 
 
Belgeseli izlediğinizde bazen hüzünleniyor, bazen de blues ve gitar üstadının, doğumundan ölümüne, neredeyse yaşamının her anına en doğal şekilde eşlik ediyorsunuz. 

Bir çok yaşamış efsane sanatçının Robert Johnson’dan nasıl ilham aldığını öğreniyorsunuz. 

Eric Clapton, Rolling Stones, Bob Dylan, Led Zeppelin, Keith Richards, Jimmy Page gibi..

Kendisine ait sadece bir kaç fotoğrafı olan ama arkasından sağlam eserler bırakan, kendine has bir tekniği olan müthiş bir sanatçı. 

İzlediğinize değecek bir belgesel kesinlikle tavsiye ederim. 

Blues’un karşılığının hüzün ve hüznün müziği olduğunu, çoklukla doğaçlamadan beslendiğini hatırlayarak izlemenizi öneririm.




Haftanın Yabancı Dizisi: Crime Diaries-Night Out 

Hikayesi gerçek olaylardan kurgulanan bu İspanyol dizisi; Netflix portalında yayınlanıyor. 

Dizinin oyuncu kadrosunda; Laura Osma, Julian Roman, Enrique Carriazo ve Juan Pablo Urrega yer alıyor. 

Dizinin  kısaca konusu şöyle:

Cadılar Bayramı partisine giden kolejli 

Luis Andres, tuhaf davranışlar sergileyerek ortadan kaybolur. 

Gece boyunca süren aramalar sonunda Luis’in cesedi bulunur. 

Luis’in ailesi, çocuklarının ölümünü aydınlatmak için araştırma başlatır. 

Ölümü kaza mı, intihar mı yoksa cinayet midir? 

Colombia’da bu dava 2010’dan 2019 yılına kadar sürmüş. 

Çocuğun ölümü yıllarca gizemini korumuş. 
Dolayısıyla da bu vaka yıllarca konuşulmuş.

İlginç bir olay olduğu için diziye de gizemi yansımış. 

Oyunculuk performanslarından ziyade bu diziyi gizemli ölümü çözmek için izlemek istiyorsunuz. 

Suç, polisiye, gizem, gerilim tarzı sevenler itinayla bu diziyi izlemeye başlayabilir. 

Herkese iyi haftalar, iyi seyirler..