12.08.2018 01:16 Güncelleme Tarihi: 12.08.2018 01:28 10510 Okunma

Pek 'Nefes Nefese' değil..

Pek Nefes Nefese değil..

Türk Sineması Tarihi’nde, kült filmleriyle bildiğimiz ve oynadığı karakterlerle adeta özdeşleşen, çok değerli oyuncu Uğur Yücel için Nefes Nefese dizisini izledim.

Büyük sorumluluklar altında güçlü olmaya çalışan ve kızıyla olan duygusal çatışmasını gösteren bir karakteri canlandırıyor. 

Her zamanki gibi mükemmel oynuyor. 

Dizinin diğer oyuncuları ise şöyle:

Şükrü Özyıldız, Melisa Şenolsun, Şebnem Hassanisoughi, Gülçin Santırcıoğlu, Caner Şahin, Ezgi Şenler, Macit Sonkan, Zeyno Eracar, Nik Xheliau, Deniz Hamzaoğlu, Sever Avcı, Hülya Duyar, İpek Ayaz Kortunç.

Oyunculuklar müthiş, gerçekten doğru bir cast seçimi olmuş. 

Oyuncuların iyi olması zaten reytinglere de yansımış. 

Ama kış sezonunda bu reytingleri alır mı? 

Bu bende bir soru işareti. 

Büyük bir hevesle başladığım dizi, kaliteli ve özen gösterilmiş bir iş olmasına rağmen, izledikçe, daha önce benzeri türde pek çok diziden birini izliyormuşum gibi bir duygu sardı. 

Heyecan verici ve merak uyandıracak durumlar havada asılı kalmış. 

Sanki tüm bölüm boyunca izlediğim konak mutfağında ya da konak salonunda ailenin uzun uzun konuşmalarıydı.

Yapay diyaloglar arasında kalırken, farkında olmadan elim telefonuma gitti, sosyal medyada takıldım, döndüğümde Rüya ve Yusuf’un babası hala rehineydi. 

Limonatamı koydum. 

Gittim, geldim, Rüya ve Yusuf’un babası hala rehine. 

Değişen bir şey yok. 

Diziyi en heyecanlı kılacak olan durumu bir sözle geçiştirmişler. 

Gizli İstihbarat- ki şu an aklımda bile kalmadı- dediğim gibi bir kere sözü geçti.

Padişah’ın hançeri mi?

Yoksa taşı mı neydi onu kaçırmışlar. 

Genellikle bir hırsızlık konusu işlendiğinde, izleyiciye çalınan eşyanın ne kadar değerli olduğunu ve gözünde onu büyütmesi için flashbacklerle “objeyi” göstererek anlatırsın. 

Bu yüzden akılda kalır, heyecanlanır ve takip etmek ister. 

Bunu sıradan bir durum gibi bir sözle bitirirsen arada kaynar, gider. 

Bir eski cep telefonunun önemi, çalınan objeden daha çok verilmiş. 

Oysa cep telefonunun, bu çalınan objeyle olan bağlantısını beraber verselerdi tadından yenmezdi. 

Bir ana konu var ama bölüm konusu yok. 

Bu yüzden sahneler akıcı değil, yavaş ilerliyor.


Umarım ilerleyen bölümlerde senaryo iyileşir. 

Yoksa kış sezonunda bu reytingleri alabileceğini düşünmüyorum. 





Haftanın Filmi: Anon 

Clive Owen ve Amanda Seyfried başrollerini paylaştığı Anon, bilim kurgu-polisiye türünde bir konuya sahip. 

Tüm suçlardan arındırılmaya çalışılmış bir dünyada, insanların tüm yaşamları kayıt altında tutuluyor. 

İnsanlar hem kendisinin hem de birbirlerinin hikayelerini izleyebiliyorlar. 

Bu yüzden işlenen suç oranı yüzde sıfıra yakın, yani neredeyse hiç yok. 

Ta ki bir gün, peşi sıra cinayetler işlenene kadar. 

Gizemli bir hacker, cinayet anında kayıtları değiştirebilmektedir.

Katil, kurbanın gözünden olan bakış açısını hackleyip, kendi gözünden göstererek kimliğini gizli tutmayı başarmaktadır. 

Bu cinayetleri durdurmak isteyen güvenlik kuvvetleri, katil hackeri yakalamak için bir plan yapar. 

Ve olaylar giderek ilginçleşir. 

Bilim Kurgu ve Polisiye tarzı sevenlere değişik  gelebilir. 

Fakat söylemeden geçemeyeceğim.

Anon’un ana fikri sanki Black Mirror dizisinin bir bölümünden esinlenilmiş gibi geldi. 

Diziyi izleyenler anlayacaktır.





Haftanın Dizisi: The Sinner 2.Sezon 

Bir katili canlandıran Jessica Biel’ın başrolde olduğu ve aynı zamanda yapımcılığını üstlendiği The Sinner’ın ilk sezonu tüm dünyada çok beğenilmişti. 

Dizinin ikinci sezonu bambaşka bir konuyla ve başka oyuncularla geri döndü. 

Bir kişi hariç tabii.

O kişi de Dedektif Harry Ambrose (Bill Pullman)

2.sezonun konusu ise şöyle:

11 yaşında bir erkek çocuğu, ebeveynleri olduğu düşünülen iki kişinin cinayetinden sorumlu tutulur. 

Dedektif Harry Ambrose, bu gizemli cinayetin perde arkasını çözmek için göreve çağrılır. 

Dedektif Harry, Detective Heather Novack’la (Natalie Paul) birlikte cinayetleri araştırdıkça tarikat benzeri bir toplulukla karşı karşıya kalırlar.

Özellikle katili canlandıran küçük oyuncunun (Elisha Henig-Julian Walker) tüyler ürpertici performansı sizi etkileyebilir.

Yaşına rağmen ciddi oynamayı başarmış. 

İlk sezonda olduğu gibi gizem ve draması iç içe olan bir konuya sahip. 

8 bölümden oluşan bu mini diziyi kesinlikle izleyin derim. 


Herkese iyi seyirler, iyi haftalar...