23.01.2018 14:50 Güncelleme Tarihi: 30.01.2018 00:22 165198 Okunma

Figüran değil, oyun kurucu 'ortak' Türkiye..

Türkiye artık, ihtiyaç hissedildiğinde kullanılan ve NATO’un en doğu ucunda karakol olarak görülen bir ülke değil; içinde olduğu coğrafyanın istikrar ve dönüşümünde başat aktör olacak bir 'Stratejik Ortak' rolünde görülmelidir.

Figüran değil, oyun kurucu ortak Türkiye..
Yeni Dünya şekillenmesi ve yeni yüzyıl oluşumu sürecinde etkin, etkili ve belirleyici roldeki “akıl” sahiplerinin Avrasya koordinatörü ülkemize geldi.

Değerlendirme ve istişarelerde bulunma imkanım oldu.

Türkiye’nin ekonomik ve askeri durumu, Afrin harekatı ve sonuçları, Türkiye’nin Ortadoğu geleceğindeki rolü, önem ve konumuyla ilgili istişarelerde bulunduk.

Hatta, üst düzey birkaç devlet yetkilisiyle de güncel ve konjonktürel bazı konular müzakere edildi.

Ve sonuç olarak, ülkemizle ilgili kanaat makalemin ilk cümlesindeki şekilde oluştu.

Türkiye artık eski Türkiye değil.

Türkiye üzerine oyun kurulan değil, kurulan oyunların fikir safhasından pratiğine kadar masada olan ve “birlikte hareket edilen” ülke olarak değerlendiriliyor.

Bu “akıl”;  Avrasya, ama özellikle Ortadoğu, Afrika ve Asya coğrafyasındaki gelişmeler konusunda Türkiye’nin başat aktör olmasından yana.

Ve bu işbirliği, son zamanlardaki pek çok olayda da  kendini gösterdi.

Katar’a ambargo, Kudüs olayı, Kuzey Irak’daki referandum gibi konularda Türkiye ile müşterek hareket ederek bu “Ortaklık”ın ilk adımları ve örnekliği görülmüştü.

Bundan sonra da, ortaklık konseptli bu işbirliğinin artarak sürdürülmesi iradesi oluşmuş durumda.

Coğrafyadaki ülkelerin toprak bütünlüğü ve yeniden farklı sistemlerle bile olsa istikrara kavuşması mutabık kalınan müşterekler.

Bu “aklın” düşündüğü; ekonomik ve askeri açıdan daha güçlenmiş bir Türkiye.

Ekonomik boyutla, borç vererek destek olma yaklaşımı sona ermiş vaziyette.

Yeni süreçte, yatırım amaçlı ciddi finansal transferler yapılması birincil tercih.

Askeri boyutla ise; silah ve mühimmat verilmesi sürecinin kapatılarak; Askeri teknoloji içeren üretim tesislerinin kurulması ve bu alanda müşterek yatırımlar yapılması cihetinde.

Yani, “balık verilen değil, balık tutması öğretilen” şeklinde yeni bir konsept ve paradigma oluşuyor.

Tüm bu değerlendirmelerle, Türkiye’nin ABD-Almanya-İngiltere-Çin gibi birincil kategori ülkelerin ardından gelen kategoride, “Ortak Ülke” niteliğinde algılanması yeni tercih olarak  düşünülüyor.

Bu “akla” göre, Türkiye’ye Soğuk Savaş refleksiyle bakma dönemi bitmiştir.

Ve aslında; Yeni Dünya, Soğuk Savaş dönemi algısıyla kurulamaz ve düşünülemez.

Bu yüzden, Pentagon-NeoCon ABD’si Türkiye ve Ortadoğu konusunda ciddi yanlışlıklar, tutarsızlıklar ve çelişkiler içine düşmüştür/düşmektedir.

Çünkü, onlar hala iki kutuplu dünya döneminden kalma tehdit algısıyla hareket ederek, yanlış formülle doğru sonuca ulaşmayı hedefliyorlar.

Türkiye’yi revize edilmiş, yeni rol ve konumuyla görmeye başlamış bu “akıl”, Ortadoğu başta olmak üzere, Avrasya algısını da günün koşul ve gerçeklerine adapte ederek; yeni yüzyıl konseptinin yeni yaklaşım ve ortaklık tesisiyle olabileceğinin farkındadır.

Bugün dostlarla yaptığım değerlendirmeler sonucunda oluşan kanaat; Türkiye’nin eski Türkiye olmadığı ve öyle algılanmayıp, lider ve başat aktör olduğu/olacağı şeklindedir.

2018 yılı çok şeye gebedir.

Önümüzdeki aylarda, ülkemizin ve coğrafyamızın geleceğinin değişimine ve yeniden şekillenmesine matuf çok ciddi ve önemli gelişmeleri göreceğiz.

Ve bu süreçte Türkiye’nin anlam ve öneminin, lider ve “ortak ülke” konumunun daha da netleştiğini kamuoyu da görecektir.

Bugünlerin karışık, karmaşık ve bulanık durumu kimseyi asla ümitsizliğe düşürmesin.

Görüyor ve inanıyorum ki; 2019 yılına, dünya konjonktüründe varlığı daha çok hissedilen, sözü ve belirleyiciliği daha öne çıkan, özellikle; Ortadoğu ülkeleri  ve halkları üzerinde oluşan etkisi nedeniyle daha çok istişare edilerek dikkate alınan “Ortak” konumlu bir Türkiye olacaktır.

Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlarım…