12.04.2018 04:29 Güncelleme Tarihi: 18.04.2018 01:15 146167 Okunma

Kendimize güvenelim; Su bulanmadan durulmaz..

Kendimize güvenelim; Su bulanmadan durulmaz..

Hergün dengeler değişiyor.

Sabah ayrı akşam ayrı kararlar alınıyor.

Büyük güçler tepişiyor, biri diğerine galebe çalmaya çalışıyor.

Ortalık toz duman görünüyor.

Egemenler, yeni küresel hakimiyet projesinde ön alma operasyonları çekiyor.

Ama, olan başka ülkelere, milletlere, halklara ve insanlara oluyor.

Terör olayları, bombalamalar, kimyasal silahlar, katliamlar yaşanıyor.

Tabiri caiz ise; “Filler tepişiyor, çimler eziliyor”.

ABD’ye bakıyorsun; kendi içinde bambaşka bir alem.

Trump konuşuyor, Pentagon ayrı telden çalıyor.

Pentagonla Beyaz Saray sanki iki ayrı ülkenin organları.

Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri coğrafyanın Yahudileri ve Yahudi terörizmi finanse ve konsolide eden adeta terörize devletler.

Rusya Suriye’ye girdiğine neredeyse pişman.

İngiltere sahalara dönüyor.

Fransa ben de varım deme telaşesinde.

Çin uzaktan homurdanarak kükrüyor; herşeyin farkındayım dercesine.

Pek çok yazımda bahsettiğim gibi, Küresel oyun kurucular yeni yüzyıl planlamalarında finişe yaklaşıyor.

Ortadoğu şuanda söylem bazlı bir küresel savaşın arenası vaziyette.

Akdeniz de bu arenaya dahil ediliyor.

Dünyanın hakimi (!) ABD başkanı salvolar sallıyor.

Rusya ise daha soğukkanlı ama vurursan vururum söyleminde.

İsrail İran’ı vururum diyor.

Arabistan ve Birleşik Arap Emirliklerinin veliaht prensleri, yeni dünyanın Lavrens’leri rolüyle pupa yelken felakete koşuyor.

Felaket ateşini harlıyor.

ABD’yi bile paralı asker kullandıran bir ülke durumuna düşürüyor.

Acaba 3. Dünya Savaşı mı başlıyor söz ve söylemi dillerden düşmüyor.

Olan ise yine mazluma, mağdura, garibe ve garibana oluyor.

Tüm bunlar olurken ise birileri uzaktan izliyor.

Takip ediyor olanları ve olacakları.

Çünkü oyun kurucu onlar.

Planlayan onlar.

Suyu bulandıran da onlar.

Ama  biliyorum ki; kargaşa ve aşırı karmaşıklık içeren günümüz koşulları bile onların istediği şekilde cereyan eden durumlar.

Etap etap ilerliyorlar.

Akıl”  yaptığı plan ve projenin pratize oluşunu, biraz da keyifle izliyor.

Çünkü  at izi it izine karışıyormuş gibiliği de yapan ve isteyen onlar.

Çünkü, bulanık havada balık avlama konusunda çok mahirler.

Çatışma, savaş kargaşa, kaos sonrası dizaynın, daha işlerine yarar olduğunun farkındalar.

Türkiye olarak enseyi karatmayalım.

Ümitsizliğe düşmeyelim.

Herşeyin kötüye gittiği algısı oluştuğu bugünler güzel şeylere gebedir.

Yeter ki, akıllı ve akılcı bir  strateji izlemeyi sürdürelim.

Küresel bazlı, Ortadoğu merkezli bu kriz bize yarayacaktır.

Zor günler geçirecek olsak bile, sonunda mevcut pozisyonumuzdan daha iyi durumda olacağız.

Buralarda “biz”siz bir şey yapamayacaklarının farkındalar.

Türkiye coğrafyadaki ana direktir.

Onlar da bunun farkındalar.

Sadece, bazen ve bazılarımız bunun farkında değiliz.

Biz gücümüzün de, coğrafyamızın da, tarihsel önemimizin de pek farkında değiliz.

Şuanda Rusya-ABD arasında ciddi bir savaş krizi ve zıtlaşma yaşanıyor.

Sanki bir it dalaşı...

Bugün, küresel dünyaya aklıyla müdahale edenler Erdoğan’ın konuya dahil olmasını önerdiler.

Erdoğan bugün Trump’la görüştü, yarın Putin’le görüşecek.

Bu bile dile getirdiğim, Türkiye’siz bu bölgede hiçbir şey olmaz iddiamın önemli kanıtsal bir argümanıdır.

Bu konu da önümüzdeki günlerde, Türkiye odaklı önemli  gelişmelere gebedir.

Kimileri diyor ki; Rusya ile Çin ile ve İran’la iyi olalım. ABD ve Avrupa’yı es geçelim.

Çünkü ABD ve Avrupa bunu diyenlerin tezlerini doğrulayacak şekilde hasmane davranıyor bize karşı.

Haklılar aslında.

Ama biz, yine de yelpazeyi geniş tutacağız.

Hem Rusya hem ABD ile iyi olacağız.

Hem Avrupayla hem  İran’la, hem Çin’le iyi olacağız.

Biriyle iyi olmak, öbürüyle kötü olmamızı gerektirmez.

Ülkesel, milli menfaatlerimiz neyi gerektiriyor ise öyle davranacağız.

Devlet aklını önceleyen; bazen kazanma odaklı, bazen kaybetmeme nitelikli, bazen dengeleme özellikli politikalarla yürüyeceğiz.

Durum, koşul ve gelişmelere göre revize edilebilir, değişebilir, dönüşebilir ama milli menfaatlerimizi önceleyen diplomasi ve diplomatik akılla devam edeceğiz.

Ekonomi, operasyon çekmeye çalışanlara rağmen bozulmayacaktır.

Ekonomik kriz yaratamayacaklar.

Kur üzerindeki gitgeller ve dalgalanmalardan tedirgin olmayalım.

Tedirginlik krizi tetikler.

Soğukkanlı ve  güven içinde olalım yeter.

Son zamanlarda bazı mahfillerce bir kısım fonlar çekilse de; son beş altı ay içinde en az, çıkan kadar finansal giriş olmuştur.

Uluslararası dengeleri ve gidişatı gözleyen, değerlendiren ve bu konuda “akıl” yürüten dostlarla konuşuyorum.

Küresel bazlı çok ciddi bir hercü merc oluş onların da gündeminde.

Ama hepsinin ortak kanaati; Türkiye karlı çıkacak işin sonunda.

Kimse ekonomiden yana aşırı tedirginliğe girmesin.

Ciddi duyumlar alıyorum bu konuda.

Mayıs sonuna dek ülkemizi rahatlatacak kayda değer finansal transferler gerçekleşecek ve herşeye rağmen yatırım yapılabilirlik çıtası inmeyecektir.

Avrupa, Asya ve Körfez tandanslı sıcak para girişleri olacak.

Yeter ki biz, dik duralım, diri olalım ve asla ümitsizliğe ve  ürküntüye yer vermeyelim.

Herkes plan yapıyor.

Herkesin bir hesabı var.

Ama herkes Türkiye’nin oyun bozabilirliği konusunda hemfikir noktaya gelmiş vaziyette.

Silkinen, uyanan ve ayaklanan Türkiye’nin ne yapacağını anlar haldeler.

Bizim”le yürümek zorundalar.

Biz” olmadan bu coğrafyada ameliyat yapamaz kimse.

Ümitvar olalım.

Şu tarümar olan küresel koşullarda kartlar karılsın iyice.

Ve emin olalım ki; Türkiye yeni ve başat rolüyle lider devlet konumunda, yeni dünya düzleminde yerini alacaktır.

Daha güçlü, daha etkili, daha önemli, daha bağımsız ve daha belirleyici bir rolle sahnede olacaktır.

Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.