13.08.2018 03:26 Güncelleme Tarihi: 17.08.2018 02:38 167854 Okunma

Yeni küresel düzen ve Türkiye..

Yeni küresel düzen ve Türkiye..

Yeni Dünya Düzeni yol haritasına kavuşuyor.


Artık taraflar ve çerçeve belli olmaya başladı.

Kartlar ve kozlar açık oynanıyor ve işin rengi ortaya çıkıyor.

Dolara ve doları bir silah gibi kullananlara, savaş tacirlerine, görünürde ABD yönetimini elinde tutan “Pentagoncu, Evangelist, NeoCon ve Yahudici” kesime karşı alternatif küresel ittifak ve enstrümanlar oluşmaya başladı.

Sıralayacak olursak;

Doların rezerv para durumu zayıflatılacak.

Bu durum öncelikle ülkelerin milli paralarıyla ticaretle başlayacak ve dolar harici bir “ortak para birimi” üzerinden yürünecek.

Bunun için de farklı  ve yeni adımlardan ziyade “Euro”nun işlevselliği artırılarak, kullanım alanı ve etkisi artırılacak.

Bu bağlamda devletler ittifakı oluşacak.

Çin, Rusya, Japonya, Pakistan,  hatta Arabistan, hatta İran, Katar, bir boyutla İngiltere, kimi Afrika ülkeleri, Türkiye ve şimdilik Fransa harici Avrupa ülkeleri “Euro” merkezli ve ekonomi odaklı bir birlik oluşturacak.

Amerika bundan ayrı mı kalacak peki.?

Hayır kalmayacak.

Ama ABD üzerinde etkin olan yönetsel noktalar yıpratılacak, zayıflatılacak ve Neocon-Pentagon ağırlığı azaltılarak el değiştirecek.

Bunun için bir miktar daha zamana ihtiyaç var.

Çünkü bu kesim hafife alınmayacak kadar etkili ve güçlü.

Ama “Yeni Dünya Düzeni”nin yol haritasını çıkartanlar daha güçlü.

Bunlar “Aklı” önceleyen, akıl ve akılcılığı temel prensip edinen ve böylelikle “Yeni yüzyıl”ın “Küresel Yeni düzeni”ni oluşturmak için diplomatik ve finansal iletişimi ön planda tutan kesim.

Bu ortamda Trump ise iki kesimin de elinde yönlendirilen bir figüran.

İyice zıvanadan çıkmış halde.

Bir sözü bir sözünü tutmuyor.

Aslında bu tutarsızlık onun pek umurunda da değil.

Neticede ABD başkanı ya.

Tutarsızlıkla tarihe geçecek olması bile onun için övünç kaynağı bir durum.

Düşünün; Türkiye gibi coğrafi, stratejik ve siyasi önemi küresel ölçekli hesaplarda olmazsa olmaz bir ülkeye, bir papaz uğruna dayatma, densizlik ve şantaj yapabiliyor.

Adeta aklını kaybetmişlik göstergesi.

Ama dedim ya, dün ak dediğine kara, kara dediğine ak demek onun için vakayı adiden oldu artık.

Peki Türkiye bu yeni sistemin, yol haritasının neresinde..?

Türkiye, küresel hakimiyet peşinde olan bu iki kesim için de vazgeçilmez bir konum ve durumda.

Ama yerini, yukarıda zikrettiğim yeni ittifak içinde alacak.

Adeta yeni bir dünya kuruluyor ve Türkiye de o ittifakta kendine yakışan bir rol ve konumda olacak.

Ama tutarlılık, güven ve istikrar şart.

Ülkeyi yönetenler güven vermek zorunda.

Hakkı olan için dik ve diri davranmak zorunda.

Akıl ve akılcılığı ön planda tutmak zorunda.

İçinden geçtiğimiz bu kritik süreçte, ülkemiz adeta bir ekonomik savaş içersindeyken Türk sanayici ve işadamlarının hatta vatandaşların kısaca sorumlu, sorumsuz herkesin kısa vadeli kısır hesaplardan, olmayacak ata oynamaktan, şark kurnazlığına tevessül etmekten ziyade; büyük planda kendine yakışan davranış, itimat ve refleksle, ülkemizin başat aktör olması yolunda adım atması milli ve vatani bir görev ve gerekliliktir.

Yeni Dünya düzenine dair önceki yazılarımda, su bulanmadan durulmaz demiştim.

İşte tam da o noktadan çıkış vetiresine girdik.

Ülkemizde kur üzerinden yaşatılmak istenen kriz de bu durumun eseri.

Önümüzdeki beş-altı aylık zaman diliminde  yine, bu ve benzeri şekilde saldırabilirler.

Bunlara karşı hazırlıklı, müteyakız ve tabi ki dikkatli olacağız.

Hoyratlık, rehavet ve ehliyetsiz davranmamalıyız.

Özellikle ekonomi yönetimi ve ekonomik reflekslere dair; tecrübeyi, kriz hafızasını ve güven oluşturacak kişi ve politikaları öne çıkartmalıyız.

Bu konuda, ülkemizin sahip olduğu fikir, düşünce, öneri ve yetişmiş kişileri mutlaka denklemin içine sokmalıyız.

Ekonomi politikalarında, olabildiğince geniş kitleleri kapsayacak, kabul görecek ve herkesin ittifaken destekleyeceği enstrümanları öncelemeliyiz.

Bu minvalde; başlayan yeni süreçte Türkiye, dövize bağlı bu krizi yakın zamanda atlatabilir, sıcak para girişi hızlanabilir ve kur yeniden öngörülebilir noktalarda oluşabilir.

Aslında bugün yaşanan kur krizinde dışsal etki, manipülasyon ve düşmanlık aşikardır.

Bundan sonra hemen her konuyu ekonomik dinamikleri gözardı etmeden, reel politikalarla, küresel ekonominin temel kurallarını ve reflekslerini dikkate alarak aklıselim ve gerçeklikle değerlendirmeliyiz.

Bu olgu ve algı içinde hareket etmek  tek çaremizdir.

Başka yol ve yöntem kalmamıştır.

Eğer bu tutarlılık ve ciddiyette olursak; kısa-orta ve uzun vadede kazanan biz olacağız.

Kısa vadede sene sonuna doğru yeniden stabilize, rayına oturmuş ve öngörüde bulunulabilir bir ekonomik zemin oluşacaktır.

Doğal olarak tedirgin oluyoruz, kaygı duyuyoruz ve ümitsizlik baş gösterebiliyor.

Bazı yazılarımda bu duygu ve düşünceleri de hep dile getirdim.

Ama bu ülke çökertilemez ve yeni küresel sistem Türkiye’siz olmaz, olamaz ve olmayacaktır.

Yeni dünya düzeninin akilleri de böyle görüyor ve düşünüyor.

Sadece bize lazım olan biraz basiret, feraset ve güvenilirlik.

Ülke yöneticilerimiz ayakları yere basan politikalarla, uluslararası iletişim ve ilişkilerde güven vermekle, gelecek projeksiyonlarını doğru yapmakla; emin olalım ki ülkemiz hiç olmadığı kadar farklı ve iyi konumlara gelecektir.

Şuana kadar yaşananlar, yaşatılanlar ve yaşanması muhtemel risk ve krizlerden sonra; iktidar sahiplerinin, bugün itibariyle gerçeklerin farkına vardıklarını düşünüyorum.

Biraz bedeli ağır olsa da, küresel gerçekliğin hamasetle aşılmayacağını gördük.

Bu noktadan sonra, Türkiye döviz-dolar krizinden çıkacak, bu dengesiz ve manipülatif süreç sona erecek; yukarıda dediğim güven ve tutarlılık oluştuğu takdirde yıl sonuna kadar ülkenin ihtiyacı olan sıcak para girişi de realize
olacaktır.

Özellikle Çin merkezli sermayeden ciddi miktarlar ülkeye giriş yapacaktır.

Son olarak şu uyarıyı da yapmadan geçemeyeceğim.

Girilen bu süreç son dönemeçtir.

Türkiye bu yol haritasında ya olacak, ya olacaktır.

Artık “Yeni Dünya Düzeni” treni yola çıkmıştır.

Son olarak; Sayın Cumhurbaşkanımızın ve aklıseliminin bu yeni konsepte, gereği ve ülkemiz menfaati cihetinde tezahür edeceğine, Türkiye’yi hakettiği konum ve role getireceğine ve oynanan oyunları bozarak, krizleri sonlandıracağına inanıyorum. Herkesin, hepimizin bu bilinçle ve soğukkanlılıkla davranarak hükümetin ve Cumhurbaşkanı’nın yanında yer alması gerektiği düşüncesindeyim. Böyle olunca inanıyorum ki; sonuç güzel olacaktır.

Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar..