- Bu rakamların anlamı toplam nüfus büyüklüğüne göre değiştiği için rakamların nüfusa oranla bulunduğu düzeye bakmak gerekiyor. Her bin kişilik nüfusta gerçekleşen evlenme sayısını ifade eden kaba evlenme hızı, 2025’te binde 6,67’den binde 6,43’e geriledi. Buna karşın her bin kişilik nüfusta gerçekleşen boşanma sayısını ifade eden kaba boşanma hızı binde 2,21’den binde 2,26’ya çıktı.
- COVID-19 pandemi yılı olan 2020’deki binde 5,86’lık olağanüstü durum hali hariç tutulursa kaba evlenme hızı, tarihin en düşük seviyesine inmiş durumda.

- Boşanmalarda ise hem sayısal hem de oransal rekorlar kırıldı. Toplam boşanma sayısı da kaba boşanma hızı da tarihin en yüksek düzeyine çıktı.
- Türkiye’nin Avrupa ülkeleriyle karşılaştırılınca boşanma oranının en düşük ülkelerden biri olduğu tezi de yıllar öncesinde kaldı. Türkiye artık Avrupa’nın kaba boşanma hızı en yüksek ülkelerinden birisi haline geldi. Avrupa İstatistik Ofisi (Eurostat) verilerine göre Avrupa’da boşanma hızı Türkiye’den daha yüksek olan sadece iki ülke var: Letonya ile Litvanya.
- Evlilik kurumuna ilişkin iklimin nasıl değiştiğini yıl içinde gerçekleşen evlenme ve boşanmaları birlikte değerlendirerek daha iyi anlayabiliyoruz. Bunu yansıtan yıl içinde gerçekleşen boşanmaların, yıl içinde gerçekleşen yeni evliliklerin sayısına oranı da “Aile Yılı”nda rekor kıran göstergelerden birisi oldu.
- 2025’te kıyılan her 100 yeni nikaha karşın 35,09 boşanma gerçekleşti. Yani her üç yeni evliliğe karşın, eski evliliklerden birden fazlası boşanma ile sona erdi.
- Her 100 yeni evlenmeye karşı boşanma sayısının seyri, Türkiye’nin ekonomik ve politik gidişindeki gelişmelerle kayda değer paralellikler gösteriyor. 2001 krizinin hemen ardından boşanmaların evlenmelere oranı o dönemki düzeyine göre önemli sayılacak 2 puanlık bir artışla yüzde 18.69’a çıktı. Ancak bu uzun sürmedi ve hemen yüzde 15 seviyesinin altına indi. 2008-2009 ekonomik krizinde boşanmaların evlenmelere oranı yeniden sıçrama yaptı. Ancak bu kez, ekonomik kriz sonrasında oran düşmek yerine artmaya devam etti. Bu artış 2016’ya kadar ılımlı bir artışla seyretti. 2017’den itibaren boşanmaların evlenmelere oranı tekrar hızlı bir artış eğilimine girdi. Anayasa değişikliği ile rejimin değiştiği, emeğin milli gelirden aldığı payın azaldığı, gelir dağılımının iyice bozulduğu, yüksek enflasyon ve güvencesiz istihdam koşullarının arttığı bir dönem. Ailelerin sıkıntılarının ve sosyal kırılganlıkların iyice arttığı bu dönem, aile kurumunun en hızlı tahrip olduğu dönem olmuş.
Rakamlar, bu konuda her fırsatta tekrarlanan hamasi sözlerin gerçeklerle hiç alakası olmadığını ortaya koyuyor.
