Çanlar Netanyahu için mi çalıyor?
Haber şu:
“İngiltere, Fransa ve Kanada’nın da aralarında bulunduğu 12 ülke, işgal altındaki Batı Şeria’daki İsrail yerleşimlerinden gelen ürünlere yönelik ticaret kısıtlamaları getirme veya destekleme kararı aldı.
Ortak bildiride İsrail’e, Batı Şeria’daki yerleşimlerin genişletilmesini derhal durdurma çağrısı yapıldı.”
Bu, laf olsun diye veya Amerika’dan habersiz alınmış bir karar mı? Tabi ki hayır.
Peki, New York’un göbeğinde izole şekilde yaşayan Hasidik Yahudilerle ilgili hazırlanan ve sadece Amerika değil; dünya kamuoyunu hareketlendiren belgeselle eşzamanlı olması tesadüf mü?
Ona da siz cevap verin!
Çünkü ben tesadüflere inanmam. Hele de yeni dünya düzeninin dolu dizgin inşa edildiği bu süreçte…
Neden böyle konuşuyorum?
Bir örnek daha size:
“İsrail Başbakanı Netanyahu, 2023’te 7 Ekim Hamas saldırısının yaklaştığına dair BAE'den gelen uyarıyı görmezden geldiği suçlamasıyla karşı karşıya…”
Bu istihbaratın, yine bugünlerde gündem olması veya gündeme getirilmesi tesadüf mü?
Hele de, Ekim ayında Netanyahu için ölüm-kalım mesabesinde olan İsrail seçimlerine giderken…
“Ben ne düşünüyorum” kısmına gelince öncelikle İngiltere mihmandarlığında başlatılan yukarıdaki İsrail yaptırım haberini bana gönderen arkadaşımın yorumuyla başlayayım…
Ali Murat şöyle yorumluyor:
“İngiltere, ABD ile ters düşen böyle bir adımı atmayacağına göre bu adımı atmalarını Netenyahu’yu sıkıştırmak için Trump istemiştir. Bu adımlar Netenyahu’ya ayar verme adımlarına benziyor. Belki İsrail seçimleri öncesi üzerini çizmişlerdir…”
Yoruma katılıyor muyum; evet katılıyorum.
Arkadaşlar!
Çünkü Netanyahu artık Avrupa ve Amerika menşeili diasporik Yahudiler için de yük olmaya başladı. Netanyahu, Yahudilik/Siyonizm referanslı soykırıma varan saldırganlıklarıyla anti-semitizmi/Yahudi düşmanlığını hortlatmaya başladı.
Küresel hakimlerin siyasal yaklaşımlarında da böyle bir şey var; ne işi biten liderin ömrünü uzatırlar, ne de kim olursa olsun yük olmaya başlayan lider/devlet başkanını taşımaya devam ederler. Üstelik hem günah galerisini sıralamaya başlayıp hem de o liderin kritik kavşak geçişine bariyerler koymaya başlarlar.
Bu arada, Avrupa ülkeleri güya Netanyahu’nun Gazze başta olmak üzere Ortadoğu’da yaptığı insanlık dışı eylemler için bu kararı almışlarmış…
Onu külahıma anlatsınlar. Böylesi insani bir refleksle böyle bir yaptırım kararı aldıklarına zerre miskal inanmıyorum!
Kesinlikle menfaatlerine halel geldiği veya Ortadoğu planları sarsıldığı veya kendi ülke Yahudileriyle farklı angajmanlar oluştuğu için böyle bir adımı attılar.
Ama bunlar böyledir; en temel menfaatlerini bile en büyük ve büyülü insaniyet görünümüyle süsleyip sunmayı severler.
Nihayetinde, Netanyahu gibi bir zulümkârın ayakta kalmasını yıpratacak bir adım ise sonuna kadar destekliyorum ve memnunum. Sorun yok…
Sonuç:
Arkadaşlar!
Güç ve Akıl Sahipleri nezdinde kimse ama kimse/hiçbir ülke veya ülke lideri nihayetsiz kudret sahibi, mutlak ve vazgeçilmez değildir.
Hepsinin mutlaka bir kullanım süresi vardır ve raf ömrü bitince gidişi mukadderdir.
Şimdi Netanyahu, yarın Trump, öteki gün Putin…
Üstelik; sonra gidecek olana, önce gidecek olanın kuyusunu kazdırırlar. Tıpkı şuanda Trump başta olmak üzere Avrupa ülke liderlerinin Netanyahu’ya sırt dönmesi ve seçim arifesinde zorda bırakacak adımları atmaları gibi…
Açıkçası,
İsrail seçimlerine kadar geçecek yaklaşık şu bir ay içinde Netanyahu’yu zayıflatacak ve hatta bitmesine sebep olacak Amerika ve Avrupa menşeili çok daha ilginç/manidar/kritik bilgi, belge, haber çıkacağını veya sert çıkışlarla Netanyahu’nun zora sokulacağını düşünüyorum.
Amerikan merkezli istişari dostlardan edindiğim izlenimim de bu cihette…
Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.
Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.