Siyasette sabır ve sabretmeyi bilmek
Sabır…
Önemli bir meziyet. Ama bence daha önemlisi sabredebilmek, sabır gösterebilmek.
Bir nevi, suyun akışını takip edebilmek ve su yükselince karıncayı yiyen balıktan yana, su alçalınca da balığı yiyen karıncadan yana olma gereği hissetmeyecek sükunete sahip olabilmek…
Beni bilen bilir; hiç aktif siyasetçi olmadım ama yaklaşık 45 yılı aşkındır siyasetle hep içli dışlı oldum.
Rahmetli Demirel ve Cindoruk, “siyasetin sabır işi olduğunun” hep canlı örnekleri oldular.
Arkadaşlar!
Siyaset öyle bir şeydir ki; hem “tiz-i reftar olanın payine damen dolaşır/Acele edenin eteği ayağına dolaşır”; hem de çok “aheste giden erişemez menzil-i maksuduna”…
Denge/zamanlama ve suyun akışını doğru okuma gerektir…
Hepinizin malumu; günümüz siyaseti belki de son yılların en hızlı gündem ürettiği ve tükettiği bir devinim yaşıyor.
Dostlar, arkadaşlar soruyorlar; sen ne düşünüyorsun diye…
Gülümsüyor ve ben de sorana “ne düşünüyorsun” diye soruyla karşılık veriyorum. Çünkü soruyu soran aslında kendi içinde hep bir cevaba da sahiptir. Sadece benim kendisi gibi düşünüp düşünmediğimi merak ettiği için sormaktadır.
Arkadaşlar!
Gençlik yıllarımda ben de sabırsız ve tez canlı idim. Geriye baktığımda kendimi fevri bulduğum öyle çok anım olduğunu görüyorum ki…
Ama artık sakinim, dinginim ve olanları izleyip gözlemlemeyi seven biriyim.
Akan suyun hızıyla hızlananları, kütük atanları, kütük olanları, bulanık suda balık avlamaya çalıştığını sanan şark kurnazlarını ve özellikle de yaptıklarının yanına kar kalacağını sanıp adeta “su akıyor testimi doldurmalıyım” aç gözlülüğünde olanları taaccüp ve manidarca izliyorum.
Siyaset… Öyle menem bir şeydir ki vezirlikle rezillik arası çizgi bıçak sırtı gibidir. Sular yükselince gaza gelenler veya bugünkü koşul ve şartlara göre saf belleyenler yahut da ganimet hesabına girenler emin olun ki sabredip bekleyebilenlere hep mağlup olurlar ve olmuşlardır.
Hz. Peygamber’in mübarek dişinin kırıldığı ve yaralandığı Uhud Savaşı bile sabırsızlık ve ganimet hevesi nedeniyle yaşanmadı mı!
Siyaset arenası, hem “galiptir bu yolda mağlup olanlar” diye çokça konuşur ama hem de oyunun sonunu görmeden galibiyet çığlıkları eşliğinde elinden geleni ardına koymazlarla doludur.
Sabır ve özellikle kimi özellikli anlarda sabredebilmek…
Öyle önemlidir ki; insanı insanlığından da çıkartır, insanı erdemli de kılabilir.
Bir de yardımcı kavramlar vardır; gaza gelmek/muteber olduğunu düşünmek ve bunun sonucunda sonunu düşünen kahraman olamaz hamasetiyle hareket etmek…
Arkadaşlar!
Şu 67 yıllık ömrümde ve 45-50 yıllık siyasetle iç içe hayat sergüzeştimde ekonomi/siyaset/diplomasi/askeriye alanlarında kimleri gördüm kimleri…
Her taraf olanları, bertaraf olanları, parti parti dolaşanları, Nasrettin Hoca gibi herkese “sen de haklısın” diyenleri, en kritik anlarda liderini bırakanları, acul davrananları, sinip saklananları, ganimete göre çadır kuranları… Kimler kimler…
Ama biliyor musunuz; sadece sabredebilenler, yerinde hareket edenler, yeri geldiğinde sadece bekleyip yeri geldiğinde dik durabilenler ayakta kaldılar…
Güncel konjonktürle gelenler güncellikten öteye geçemediler; tıpkı Survivor yarışmacılarının popülariteleri gibi…
Bugüne kadar gördüm ki; çoğunlukla sabredebilenler genelde devleti bilenler oldu.
Ayakta kalabilenler ise sabretmeyi bilip herkesin eteğindekileri döktürebilen ve yeri geldiğinde çelik yumruğunu indirebilenler oldu. Tıpkı Sayın Cumhurbaşkanımız gibi…
Sabretmeyi bilmek zor iştir; insanın dişini çürütür sıktıra sıktıra!
Ama eğer istihbaratçı olacaksan, devletlü olacaksan, maraton koşucusu olacaksan sabrı biliyor veya öğrenebilmiş/öğretilmiş olmalısın.
Yoksa cinnetin ve öfkenin esiri Amok Koşucusundan öteye geçemezsin. Onlarınsa sonu rezil ve rüsva olmaktır.
Bir kardeşimle konuşurken sabır konusu geçti ve bir anda öylesine aklımdan geçenleri yazmak istedim sadece…
Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.
Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.