Hammurabi bile inşaatı bizden daha ciddiye almış..

Babil'in altıncı kralı, yaklaşık dört bin yıl önce yaşamış..
Hammurabi bile inşaatı bizden daha ciddiye almış..

MÖ 1792 - 1750 yılları arasında 42 yıl yönetmiş.
Reformist, yenilikçi ve kanunî bir kral.
Yönetimde merkezi sistemi benimsemiş,
Resmi yazışma sistemini kurmuş,
Ülkesinde Posta Teşkilatını oluşturmuş,
Belediyeciliği taaa o yıllarda oturtmuş,
İç güvenlik için Polis Teşkilatını oluşturarak kurumsal bir devlet yapısını tesis etmiş.
Hammurabi'den bahsediyorum.
Mimarî manyağı, hırslı-acımasız bir savaşçı ve biraz da narsist.
Çünkü kendisini "Kralların Tanrısı" ilan etmiş.
Yani haksız da değil, aslında.
Ama Hammurabi'yi günümüzde bile emsallerinden daha popüler kılan, çıkarttığı kanunlar.
"Hammurabi Kanunları"
282 maddeden oluşan bu kanunlarla birlik, istikrar ve adaleti temel prensip edinen ve "Kamusal Kontrol"ü hedefleyen Hammurabi şöyle diyor;

"Bu kanunlarla amacım; halkın üzerine güneş gibi doğacak ve imparatorluğu aydınlatacak adaleti sağlamaktır…"

Kadın hakları,
Tarım Arazileri,
Bireysel Hak ve Özgürlükler,
İnşaat İşleri vb. gibi konularda katı, sert ve tavizsiz hükümler getirmişti.
İzmir'de yaşadığımız ve hepimizin içini acıtan, yüreğini kanatan ve kahreden deprem nedeniyle Hammurabi Kanunları'nın inşaata dair kısımlarını sizlerle paylaşmak istiyorum.

Çünkü oldukça manidar, kallavi ve sorumluluk veren hükümler içeriyor.
İhmaliyle ölümlere sebep olanların yaptığı yanına kâr kalmıyor.
Kanunî boşluklardan istifade ettirmiyor.
Kayırtmıyor, ayırmıyor, imtiyaz tanımıyor.
Hatta kanunları uygulamakla mükellef hakimleri bile hata yapmaktan, sorumsuzluk ve taraflı davranmaktan men edecek caydırıcı hükümler koyuyor.

"229. Madde: Bir inşaatçı herhangi bir kişi için bir bina inşa eder ve bu binayı uygun şekilde yapmazsa ve  bina yıkılıp sahibini öldürürse, inşaatı yapan da öldürülür."

230-231-232 ve 233. maddeler de inşaata dair diğer sorumluluk ve cezaları içeriyor.
Bir de bize ve günümüze bakalım…
Ortalık müteahhitten geçilmiyor.
İşini hakkıyla yapanlara sözüm yok.
Allah işlerini rast getirsin.
Ama canı sıkılanın, meslek sahibi olamayanın, "ben okumadım ama emrimde mühendis çalıştırıyorum" ukalalığını bile yapanın müteahhit olduğu bir ülkede yaşıyoruz.

“Ne iş yaparsın..” diye sorarsın.
Müteahhitim abi..” cevabını çoklukla duymak mümkün.
Herkes "yap-sat"çı olmuş.
Herkes betoncu…
Neden bu kadar  çok peki..?
Neden hiçbir şey olamayan, kolayca müteahhit olabiliyor..?
Çünkü bu alanda hatanın bir bedeli yok,
Veya yok denecek kadar az…
Adeta "yap-sat" değil "yap- kap ve kaç".
"Ne oldu, yaptığın bina yıkıldı. Bu kadar insan can verdi.." desen ağız dolusu cevap hazır;
"Abi koca deprem olmuş. Ben harika bina yapmıştım ama depreme can mı dayanır. Taş olsa yıkılır, zaten" diye, seni haksız konuma düşürür.

Dere yatağına inşaat yapmak bizde,
Depremden ders almamak bizde,
Denize meydan okumak bizde…
Deprem musibetini hemen her yıl yaşıyoruz.
TV’lerimiz, uzman görüşler ve enkaz haberleri sıralıyor.
Ama sonuç hep aynı.
Yapanın yanına kâr kalıyor, ölen ölüyor, canlar gidiyor.
Elin oğlu 4000 bin yıl önce konuya en detaylıca eğilmiş, kanunlarını ona göre yapmış ve müsamahasız caydırıcı cezalara yer vermiş.

Bugünün "medeni insanı" ne yapıyor..!
İnşaat işini Hammurabi kadar bile ciddiye almamış ve almıyor.
Ama böyle olmaz arkadaş, olmaz.
Yazıktır, günahtır.
İnşaatçı ve hatta oturan, sorumlu davranmıyorsa bile kanunlar zorlamalı, dayatmalı, mecbur kılmalı.
Her önüne gelen inşaatçı olmamalı, olamamalı.
Bedel ödemeyi göze alan iş yapmalı, bu işe kalkışmalı.
Suç ve ceza arasında orantı olmalı, adalet olmalı, bedel olmalı.
Hammurabi'yi geçtik; din de, vicdan da, insaf da, insanlık da bunu gerektirir.
Malzemeden çalana, aldatana, hak gasp edene, işini kötü yapana ve en kötüsü de, ölüme sebebiyet verene tolerans olmaz, af olamaz.

Olursa böyle olur,
Olursa her yıl olur,
Olursa ölüm gelir,
Olursa; yol olur, yol..!

Not: Başta güzel İzmir'e, İzmir'in nadide insanlarına olmak üzere herkese, hepimize geçmiş olsun. Ölenlere rahmet, kalanlara sabır, yaralılarımıza acil şifa diliyorum.

Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.


Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın
  • Ekrem
    Cengiz Bey imar affı ile ilgili de bir yazı bekliyoruz sizden...
  • Ertan Karaman
    Kaleminize sağlık.canlarımıza mal olan her türlü sorumsuzlukların en ağır şekilde cezalarının verilmesi temennisi ile hayatını kaybeden kardeşlerimize rahmet geride kalanlara sabır yaralılarımıza acil şifalar dilerim.ülkece başımız sağ olsun.
  • Mustafa KUŞGÖZOĞLU
    Eline sağlık abi.