İstemeyi bilen mi deli, Ağadan istemeyen mi deli..

İstemeyi bilen mi deli, Ağadan istemeyen mi deli..

Ağanın biri köyünde büyükçe bir konak yaptırmış.
Açılış günü, köyde yaşayan herkese yemek vermiş.
Çoluk-çocuk, kadın-erkek, akıllı-deli.
Lafın gelişi değil, gerçekten deliyi de davet etmiş.
Çünkü hemen her köyde olduğu gibi, o köyün de bir delisi varmış.
Yemekler yenmiş, ziyafet bitmiş.
Köylüler ayrılırken Ağa; "Deliye sorun, bu konaktan ne istiyorsa alsın." talimatını vermiş, adamlarına.

Delinin gözü bahçede bağlı duran beyaz ata takılmış ve "Bu atı istiyorum." demiş.
O at ise Ağa'nın gözdesiymiş.
"Hayır!" demiş Ağa; "Başka bir şey istesin."
Deli ısrar etmiş; "İlla da bu beyaz at."
Ağa da "Hayır!" demiş, başka bir şey dememiş.
Deli konaktan melül-mahzun bir şekilde ayrılırken bir şeyler konuşuyormuş kendi kendine.
Bu hal Ağa'nın dikkatini çekmiş ve "Gidin dinleyin bakalım." demiş adamlarına.

Deli sürekli şunu söylüyormuş:
"Sen isteseydin verirdi, Ağa da kim oluyor ki?
Sen isteseydin verirdi, Ağa da kim oluyor ki?
Ağa'ya söylemişler, delinin dediklerini.
"Geri çağırın ve verin atı demiş." bu defa Ağa.
Deliye atı vermişler.
Deli, atın yuları elinde konaktan ayrılırken, yine aynı şekilde söylenmeye devam ediyormuş.
Ağa adamlarına "Bu defa ne diyor, gidin dinleyin." demiş.
"Sen istedin de verdi, Ağa da kim oluyor ki.!
Sen istedin de verdi, Ağa da kim oluyor ki.!"
diyormuş, deli…

Verir, verir…
İsteyene verir,
Bilerek isteyene,
İstemeyi bilene…
Vermek istemeseydi, vermezdi ki…
Verdiyse istemek; istiyor demek ki vermek.
Ama dikkat; nasıl istiyor "deli"..
Ağadan istemiyor; asıl sahipten istiyor, atı…
Müdana yok,
Minnet yok,
Yalakalık yok.
"Ağa da kim oluyor ki.." diyebiliyor.
Vermezken de O'na,
Verince de O'na konuşuyor.
O'na şikayetleniyor,
O'na şükrediyor…
Sırrı veriyor; atı isteyen deli…
Mal sahibi, mülk sahibi,
Ağa değil, at sahibi…
Ağa da, kim oluyor ki,
Verirsen sen ver İlahi…
Ama biz, "deli" kadar bile olamıyoruz.
Akıllıyız ya…
Deli değiliz ya…
İlk sahibi unutuyor, emanetçiye yakarıyoruz.
Tablacı hükmündeki insanları, hükmün sahibi sanıyoruz.
El-etek öperek, elde etmeye çalışıyoruz.
"Deli"nin izzetinden uzak, izzetsiz akıllıyız.
Olamıyoruz; deli kadar…
İsterken, "Ağam sen büyüksün, sen istersen verirsin" diye reverans yapar, kırk takla atar,
Alınca da, "Ağam sen çok büyüksün, sen istedin ve verdin…" diye, Ağa'cı kesiliriz.
Halbuki;
Vererek veren de O,
Vermeyip veren de O,
Almadan veren de O,
Vererek alan da O…

Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.


Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın
  • Ebru Aygun
    Bravo super anlamli bir yazi daha.
  • Lider KARACA
    Maşaallah Allah ferasetimizi arttırsın
  • mcan
    Çok güzel bir yazı elinize emeğinize yüreğinize sağlık
  • Oğuz Tema
    Muhteşem. Daha önce benzeri duymuştum ama bu anlatım, mükemmel.Kaleminize, yüreğinize saglik üstad.
  • Ömer T.
    Gerçek inanç bu
  • Kemal Tufan
    Yüreğine sağlık çok güzel bir konu olmuş anlayan için.
  • Ruşen Kul
    Kıymetli ağabeyim. Senin kaleminie İbrahim kardeşimin nefesine sağlık.
  • Arif Bura
    Sizin gibi isterse "ağa" olabilecek birisi kaleme alınca bu yazıyı daha da değerli oluyor. Gönlünüz sağlık.
  • Senra Mökükçü
    Emeğinize yüreğinize kaleminize sağlık. Çok güzel bir kıssadan hisse
  • Zafer Güçlü
    Mü'min süresi 60. Ayetinde Rabbimiz in bize buyurduğu gibi; Yalnızca benden isteyin ve çok isteyin ki size icabet edeyim. Ağanın değil Allah'ın konağında sınırsız nimetler mevcuttur. Ve o vermekle fakir olmaz, hazinelerinden bir şey eksilmez. Elhamdülillah