Zalimlerin bir hesabı varsa elbette ki Rabbimizin de bir hesabı var!
Mesela Avrupa kıtasında veya Amerika veya Çin’de veya Rusya da dahil Asya kıtasında yahut da birkaç kıtada birden internet veya elektrikler kesilse ne olur?
Çok değil; sadece 24 saatlik bir kesinti…
Buna bağlı veya bağlantısız; bankacılık sistemi arızaya girse…
Neler olabileceğini hiç düşündünüz mü?
Muhtemelen aklınıza hiç gelmedi ve düşünmediniz ama artık devir öyle bir devir ki; bütün bunları düşündürten bir devir.
O gün henüz bugün değil ama bütün alametler belirdi. Açıkçası çok yakında/kısa bir zaman içinde, bunları ve hatta küresel bazda daha beterlerini ben bekliyorum.
Arkadaşlar!
Olmaz denilenlerin olduğunu ve olmaya devam ettiğine şahitlik ediyoruz.
İsrail ve Amerika’nın İran’a saldırmasının üzerinden henüz 15 gün geçti ama ortaya çıkan karanlık/karmaşık ve belirsiz tablonun bu boyutunu pek çok kimse öngörmemiş veya tahmin edememişti.
Neden?
Çünkü klasik ve bilindik diplomasi/uluslararası ilişkiler bitti ve diplomasi/uluslararası hukuk vb. normlar artık bitkisel yaşamda…
Trump denen adama bakar mısınız:
“İran’ın Harg adasını yerle bir ettik ama eğlencesine birkaç defa yine vurabiliriz” diyebiliyor.
İran Savaşı çok özel ve olağanüstü tehlikeli bir savaş.
Bizatihi savaşın kendisinden ziyade bundan sonra olacakların sınırsızlığı cihetiyle.
Bakın;
Bu söyleyeceklerimi sakın yabana atmayın:
İran savaşıyla başlayan bu yeni evrede Amerika ve İsrail de dahil; Yeni Dünya Düzeni oluşturanlar nezdinde ve nazarında hiçbir ülke özel veya imtiyazlı değil.
Aslına bakarsanız İsrail’in dümen suyunda ve Amerika’nın küresel terörizasyonunda olduğu düşünülen ve yorumlanan bu savaş, öncelikle İsrail vahşetinden mütevellit Yahudileri kazanımlarını kaybetmesine ve 2. Dünya Savaşı öncesinde olduğu gibi sadece Müslümanlar nezdinde değil aynı zamanda Hristiyanlar nezdinde de marjinalize olmasına doğru hızla ilerletiyor.
Adeta bütün dünya ve farklı din mensubu ülkeler “Bu İsrail’den dünyanın çektiği ne böyle! Yeter artık!” noktasına gelmek üzere…
Keza Amerika. Hep demiştim; Güç ve Akıl Sahipleri için Amerika sadece bir yönetim merkezidir. Başka hiçbir özelliği yoktur. Buradan hareketle Amerika da topun ağzında desem; “Yok daha neler. O kadarı da olmaz yani” falan demeyin.
Çünkü yarınlarda/hem de yakın yarınlarda Amerika dünyayı daha da karıştıracak ve eş zamanlı şekilde Amerika da karışacak.
Trump ise bu süreçlerin baş zebanisi görevinde…
İran Savaşı ile öyle çok spekülatif haberler işitiyorum ki; bunların tesadüfi veya trolist yahut da sadece sosyal medya algı savaşlarının yansıması olduğunu söylemek mümkün değil.
Hepsi bir bilinç dahilinde ve bir sonraki daha vahşi adıma zemin hazırlama bağlamındadır.
Mesela; ABD’nin bir uçak gemisinin vurulması haberi veya Netenyahu öldü mü diye medyaya yansıyan haber veya Hürmüz Boğazı mayınlandı mı mayınlanmadı mı gibi haberler…
Arkadaşlar!
Elin oğlu/yani Güç ve Aklı elinde tutan o birileri, öyle görünüyor ki plan revizyonlarıyla yeni dünya düzeni planında hızlandırılmış bir süreç başlattılar.
Bunun adına “kıyım ve kıyamet süreci” diyebiliriz.
Az önce bahsettiğim kimi haberlerin de bu bağlamda ve yine o birilerince çıkartıldığını düşünüyorum.
Bu realiteden hareketle sanki denenmemiş ve kitle imhasında korkunç etkiler doğuran yeni silahları kullanmaya hazırlanıyorlar.
Binlerce değil; milyonlarca insanın öleceği/büyük ve kontrolsüz göçlerin başlayacağı ve son tahlilde azımsanmayacak bir insan varlığının yok edileceği bir süreç.
Belki de bugünden sonraki 3-5 yıl içinde bir milyara yakın insan kıyımının hedeflendiği bir süreç…
Bunun ilk provası/simülasyonu ise çok üzgünüm ama sanki İran üzerinde yapılacak.
Tabi Pakistan’dan Afganistan’a, Irak’tan Suriye’ye, Ürdün’e, Lübnan’a, Katar-Dubai-Bahreyn-Kuveyt-Arabistan ve Mısır’a; bütün Körfez ve neredeyse ÖnAsya ülkeleri, fiilen savaşa dahil olsun veya olmasın bu yeni silahların etkisinden az veya çok ama mutlaka ziyana maruz kalacak.
Sadece ekonomik/siyasi veya doğrudan askeri değil; kimyasal/nükleer etkilerden bahsediyorum!
Arkadaşlar!
Dünya ve özellikle bölgemiz vahşi bir dönemden ve vahşet hukukunun hakim olduğu bir süreçten geçiyor.
Hani, psikolojide “savaş ya da kaç” şeklinde betimlenen ilkel benlik tepkisi var ya; işte tam da bunun toplumsal psikolojik ve devletsel refleks halini yaşayacağımız bir ortama girdik maalesef.
Ve yine maalesef ki bu sürecin bugün-yarın ortaya çıkartacağı ilk emare küresel bazlı bir “korku ve çaresizlik” olacaktır.
Unutulmamalı ki; korkunun attıramayacağı adım aştıramayacağı çizgi yoktur!
Zaten çaktırmadan ve farkına bile vardırmadan yapılan küresel / topyekûn manipülasyonun da ana hedefi, insanlığın irrasyonel tepkisellik içinde bir diğerini düşünmek gibi insani reflekslerden uzak sadece hayatta kalma güdüsüyle hareket edecek bir psikolojiye getirilmesidir.
Bu ne demektir?
Yok oluşlar ve yeni oluşumları…
Yani, “ölen ölür kalan sağlar bizimdir ve sağ kalanların kahir ekseriyeti de bizim dediğimiz gibi olmak zorundadır!” yaklaşımı…
Son olarak:
Bu kadar kötümser olduğum ve felaket tellallığı yaptığım için çok üzgünüm.
Olanı olduğu ve olacağı gibi okuyunca başka bir anlam çıkmıyor maalesef!
Ama biz, bir Allah’a ve onun Kitabında vaaz ettiği kaza ve kadere, İlahi adalete ve ahirete iman etmiş insanlarız.
O birileri, kendini Tanrı yerine koysa da bizler her şeyi gören-işiten ve bilen bir Yaratıcıya, onun adaletine “kün-fe yekün/ol der ve olur” hükmüne inanıyoruz.
Herkesin bir hesabı var ama elbette ki Allah’ın da bir hesabı var.
Yaşayacak ve göreceğiz…
Bu vesileyle herkesin Leyle-i Kadrini ve Ramazan Bayramını kutluyor; Rabbimizden tüm insanlık için adalet ve şefkat diliyor, zalimlere aman vermemesini niyaz ediyorum.
Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.
Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.
