18.01.2019 02:09 Güncelleme Tarihi: 23.01.2019 02:11

Kötü aday tercihi, seçim kaybettirir..

Kötü aday tercihi, seçim kaybettirir..

Gün geçmiyor ki; başkan adayları hakkında memnuniyetsizlik ve şikayet içeren bir mesaj almayayım.

“Bizim ilçenin adayı hırsız,

Bizim ilin adayı FETÖ’cü,

Bizim şehrin adayı kibirli, bencil,

Filanca kişi aday adayı bile değildi, parası olduğu için aday gösterildi,

Anket yapıldı, önde çıkan yok sayıldı, alakasız birisi aday yapıldı,

Adam selam bile verilmeyecek biriydi ama parti onu aday gösterdi,

Abi adam yıllardır başkan ve yaptığı bir şey yok ama yine başkan adayı yapıldı,

Bizim aday düne kadar partiye ve başkana söverdi, şimdi aday…”


Bu şikayet ve olumsuzluk sadece bir partiye yönelik değil.

Tek tek partiler ve her iki ittifak için de geçerli…

Parti üst yönetimleri bu şikayetleri pek önemsemeyebilirler.

Ve hatta “her seçim öncesi böyle serzeniş ve şikayet olur. Bunlar olası olumsuzluklar ama sandığa gidince yine bir şey değişmeyecektir” diyebilirler.

Ama emin olunsun ki; bu defa her şey çok daha farklı.

Bu konuda oranlama yapılmaz ama ille yapacak olursak aday tespit ve tercihlerinde isabet % 30 ise, isabetsizlik % 70 civarı denebilir.

Partilerle, seçmen kitlesinin iyice kopuklaştığı bir sürece girdik.

Hiçbir dönemde bu ölçüde bir kopuş yaşanmamıştı.

Doğal olarak, en çok belediyeye sahip olduğu ve iktidarda bulunduğu için en büyük şikayet de AK Parti seçmeninden geliyor.

Belki de uzun yıllardır iktidar olmanın rehaveti, metal yorgunluğu ve yine kazanırız umursuzluğu aday tercihlerine de yansımış halde.

İktidar böyle de, diğer partiler farklı mı.?

Memnuniyetsizlik ve şikayet sadece iktidar partisi seçmeninden mi.?

Hayır…

Muhalefetin de iktidar partisinden hiç farkı yok.

Aynı isabetsiz, liyakatsiz ve ehliyetsiz tercihler orada da var.

Bu seçimin çok ilginç ve farklı geçeceğini, sürpriz sonuçları getireceğini düşünüyorum.

Pek çok yerde ummadık adayların beklenmedik şekilde başkanlığı kaybedeceği/kazanacağı kanaatindeyim.

Çok yıllardır, aktif siyaset figürü olarak olmasa da, siyasetin içindeyim.

1975’lerden bu yana, kah o kah bu şekilde siyasetle içli dışlı oldum.


Halkın sevgisinin de tepkisinin de sandığa nasıl yansıdığını gördüm, gözledim.

Kenan Evren’in 1983 seçimi öncesi partileri kapatmasına, muteber kişileri veto etmesine ve MDP’ye oy verin emrivakisine rağmen, bu partinin kaybedip ANAP’ın kazanışına şahit oldum.

1989’da Özal’ın partisinin yerel seçimi kaybedişini gördüm.

ANAP’ın bu hezimet sonrası, 1991’de iktidarı da kaybettiğini yaşadım.

1993’de Çiller’in, Demirel’e rağmen genel başkan oluşunu izledim.

1994 seçimlerinde hezimet yaşar, denmesine rağmen Çiller’li DYP’nin başarılı olduğunu gördüm.

Erbakan’a rağmen “Gelenekçi-Yenilikçi” mücadelesini ve Yenilikçilerin 2001 yılında kurdukları AK Parti’yle 2002’de iktidarı kazandıklarını gördüm.

2002’den bugüne yapılan tüm engelleme, bariyer koyma ve darbe girişimlerine rağmen, her defasında halkın AK Parti’ye oy verdiğini gördüm.

Bazı koalisyon iktidarları dışında 80’lerden sonra halkın CHP’yi tek başına iktidar yapmadığını yaşadım.

Bu kısa geçmişi neden tazeledim.?

Halk; “halka rağmen halk için” en doğrusunu ben bilirim tavrını sevmiyor.

Siyaset mühendisliğine pirim vermiyor.

Ben yaptım oldu tarzı siyaseti cezalandırıyor.

Rehavete, aymazlığa, halktan kopukluğa tepki gösteriyor.

Parti üst yönetiminin iki dudağı arasında yapılan siyaseti sevmiyor.

Israrla, kendinden olmayan ve kendine yukarıdan bakan adayları seçin dendiğinde; “artık kusura bakma ama olmaz” diyebiliyor.

Halk tepkisini yavaş veya geç gösterir ama emin olun mutlaka gösterir ve göstermiştir.

Halkın basiretini, kimse yabana atmasın.

Yabana atanlar mutlaka sandıkta bedel ödemişlerdir.

Milletvekili seçiminde %70’e yakın oy alan bir partinin, halkın tasvip etmediği birini başkan adayı gösterdiğinde, halkın tepki gösterip tercihini değiştirdiğine hepimizin şahit olmuşluğu vardır.

Mart seçimine giderken, gösterilen adaylara dair oluşan olumsuz hava, memnuniyetsizlik ve şikayetler bana bunları hatırlattı.

Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar..