23.02.2019 13:48 Güncelleme Tarihi: 23.02.2019 13:51

Küresel savaşta, çanlar kimin için çalıyor..

Küresel savaşta, çanlar kimin için çalıyor..

Suudi Veliaht Prens Salman bir dizi diplomatik ziyaret başlattı.

Rusya, Avrupa, Çin, Pakistan ve hatta Türkiye…
Biraz da cömertlik dolu bir ziyaret silsilesi.
Neden peki.?
Sıkıştı, iyice sıkıştı.

Öyle, sırtını tek tarafa dayayacaksın ve NeoCon figüranı olacaksın; bunu da züccaciyeci dükkanına giren fil gibi yapacaksın…

Yok öyle bir dünya.
NeoCon’lar, dünyanın tek hakimi değiller.
Birileri, bunu hatırlattı Salman’a.

Salman da, belki de beşyüz milyar dolarlara mal olacak telafi ve imaj ziyaretlerine başladı.

Pakistan bunun ilk adımı oldu.
Daha önce ABD tarafından ödenen meblağlar kat be kat fazlasıyla Salman’a yüklendi ve devam da edecek.

Yeni Dünya Düzeni’nin aktif iki cephesi kimseyi boş bırakmaz. Ve, biriyle hareket eden kimse de, bunu sonsuz ve sorunsuz sanmasın.

Bakın Kaşıkçı cinayetine…

Bumerang gibi döndü ve Salman’la sahiplerini vurmaya başladı.

Şimdi, görünürde NeoCon’lar ama geriden geriye de diğer taraf “Merkeziyetçi Akıl” Salman’a diz çöktüren faturayı kesti.

Yakın zamanda Putin’le istişare edecek olan Salman’ın arka kapı diplomasilerle Türkiye’den de randevu istediği duyumlarım arasında.

Bu gayrı resmi görüşmeler yakın zamanda yansımalar gösterecek.

Hangi noktalarda mutabık kalınırsa artık…
Güçler Savaşında dengeler öyle hızlı değişiyor ki…
Anlık durum tespiti yapacak olursak;


Macron ve Fransa, NeoConlarca desteklendi, şişirildi ve Almanya’nın önünde Avrupa’nın lider ülkesi gibi davranmaya başladı.

Sonuç ne oldu peki; Merkeziyetçi Akıl hamleyi yaptı ve Macron’un yıldızı bir çırpıda sönmeye başladı. Avrupa liderliği konusunda Almanya yeniden önde geçti.

İngiltere, Brexit sonrası ciddi sıkıntılar içinde. Avam ve Lordlar kamarasında, görülmedik farklı sesler ve irade koymalar var. May zor durumda.  Zaman zaman Kraliçe etkisi ağır basıyor ama kimi zaman da farklı ses ve gücün baskınlığı görülüyor.

Bu noktada pek karışıklığa sahne olmayan İngiltere bile, güçler savaşından maksimum düzeyde etkileniyor.

Venezuela ve Madura, Neoconlarca markaja alınıp sıkıştırılıyor. Ama Merkeziyetçi akıl sayesinde hala ayakta ve direnebiliyor.

Daha geçen yıl sonsuz güç sahibi gibi telakki edilen Çin’i öyle zor günler bekliyor ki; elinde bulundurduğu ekonomik ve üretsel gücü mücavir ülkelere kaptırmak üzere.

Çin aslında düşünüldüğü gibi bağımsız bir güç sahibi değil ve değildi.

Her ne kadar dünyanın üretim üssü gibi görünse de, edinimlerinin tasarrufu başkalarının elinde.

Kah ABD’de, kah Avrupa’da, kah İngiltere’de.
Zaten geldiği noktada iyice tıkandı.

Büyümesinin de global ekonomik büyümeyle ilintili olduğu ortaya çıktı.

Küresel ekonomi daralınca, Çin ekonomik büyümesi de sekteye uğradı, uğruyor.

Neticede Çin’de temerküz etmiş güç iyiden iyiye rahatsızlık yaratmaya başladı ve konuya farklı alternatiflerle çözüm süreci başlatıldı.

Bu çözüm ise Çin’in çözülmesi anlamındadır.

2019’un ikinci yarısında Çin bölgesinde Hindistan, Japonya, Hong Kong, Güney Kore, Malezya gibi ülkelere ekstra görev ve misyon biçilirse kimse şaşırmasın.

Kaldı ki, bu bölgede ikili güç diye tanımladığımız her iki taraf için de olmazsa olmaz ülke aslında Çin değil Japonya’dır.

Keza Rusya, Almanya, Fransa, İngiltere, Arabistan, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri’de önümüzdeki günlerde örtülü toplumsal ve siyasi mühendislikler sürpriz olmayacaktır.

İkili Güç arasındaki bilek güreşi fasılasız sürüyor.

Bu yılın ikinci yarısında; ya el sıkışılacak veya tüm dünyayı kapsayan kavurucu psikolojik, ekonomik, siyasi kirli savaşla finallemeye gidilecek.

Bunun ise tüm ülkeler için çok ağır bedelleri olacak.
Küresel denklemde diplomasi artık mikronize oldu.
Anlık değişkenlik gösterebiliyor.
Çanlar öyle bir çalıyor ki; bugünün muzaffer ülkesi veya gücü yarının itilmiş ve köşeye atılmışı olabiliyor.

Dünün kibirli, küstah ve kendini nihayetsiz güç sahibi sananı bugün tükürdüğünü yalayabiliyor.

Prens Salman örneğinde olduğu gibi…
İkili Güc’ün karşı hamlesi hiç gecikmiyor.
ABD bile bu savaştan masun ve hariç değildir.
Çünkü ikili gücün asıl paydaşları farkı coğrafyalarda görünüyor olsa bile, işin asıl merkez coğrafyası ABD’dir.

Trump’ın haline bakın.
Arada kalmış tabir caiz ise şamar oğlanına dönmüş gibi.

Bütçesini geçiremezken sadece Demokratlar karşı oy vermiyor; kendi partisinden bile onay vermeyenler var.

ABD’de durum öyle komplike ki; Neocon ve  Merkeziyetçiler her iki partide de mevcut.

Hamleler hiç eksik kalmıyor ve ne ilginçtir ki her iki tarafın da hamle icracısı Trump…

İki durum var demiştik.
Ya uzlaşı, ya savaş…


2019 içinde el sıkışma olursa, ülkeler çok ciddi değişikliklere gebedir.

Liderler, hükümetler değişecek; umulmadık yeni siyasi figürler ve liderler ortaya çıkacaktır.

Bugün güçlü görünen ve kimse indiremez denen pek çok devlet başkanının görevlerini kaybedecekleri ve ülke haritalarının bile değişebilirliği ihtimal dahilindedir.

Son beş yıldır bütün hararetiyle devam eden bu güçler savaşının hala sürmesinin nedenlerinden biri de, coğrafi-ekonomik ve siyasi olarak, genele sirayet edecek etkiler doğuracak kimi ülke devlet başkanlarının akıbetiyle ilgili karara varılamamasıdır.

Mesela Putin…

Putin’le devam mı, değil mi…
Değilse kimle devam edilecek.
Çünkü Putin sonrası Rus yönetimi bir daha bugünkü gibi olmayacak, olamayacaktır.

Keza Çin, Hindistan ve Japonya…
Kısaca, şuanda uzlaşma olmaması ve savaşın devam etmesinin en büyük nedeni budur.

Başat olabilecek ülkelerin yönetsel durum ve kişileriyle ilgili uzlaşı noktasına gelinememesi ve taraflarca kabul edilebilir hükümranlık paylaşımının tesis edilememesidir.

Ama bu böyle devam etmeyecektir.

Ya 2019 sonuna dek bir mutabakata varılacak veya 2019 sonundan itibaren başlamak üzere iyice kızışan bir “Küresel Hibrit Savaş” sahne alıp; 2020’lerin başını, her türlü hamlenin mübah sayılacağı bulanık güç savaşına bırakacaktır.

Zaman zaman kesintiler, sapmalar olsa da; Türkiye Merkeziyetçi Akla yakın bir duruş gösteriyor.

Bekleyip göreceğiz…

Ümit ediyorum ki, ülkemiz göstereceği akıllı ve akılcı politikalarla, bütün dünyayı etkileyen bu karışıklıktan, kaybetmeden ve kazançlı şekilde çıkacaktır.

Temennimiz, dileğimiz duamız ve elimizden geldiğince çaba ve gayretimiz bu cihettedir ve sonuna kadar da bu minvalde devam edecektir.

Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.