Ukrayna NATO'ya girerken…

Ukrayna NATO'ya girerken…
Yıl 1571,
Osmanlı Donanması İnebahtı'da yakılır ve yenilir.
Akdeniz'de Osmanlı hakimiyetinin kırıldığı sanılır.

Bunun üzerine sil baştan yeni bir donanma kurulur ve 1573'te Kıbrıs fethedilir.
Akabinde Sokullu Mehmet Paşa'nın meşhur benzetmesi gelir.
"Siz donanmamızı yakmakla bizim sakalımızı tıraş ettiniz,
Biz ise Kıbrıs'ı alarak kolunuzu kestik.
Tıraş edilen sakal daha gür çıkar,
Ama kesilen kol yerine gelmez…"

Bu tarihi örnekten nereye geleceğim; söyleyeyim.
2014 yılında Rusya, Ukrayna'ya ait Kırım'ı ilhak etti.
Çok iyi bildiği ve sinsice uyguladığı "Hibrit Savaş"la/Bulanık/Kirli Savaşla, -tabir caizse- Kırım'a çöktü.

Amaç neydi?
Karadeniz'de hakimiyet alanını genişletmek ve pekiştirmek.

Yıl-2021,
Ukrayna NATO'ya giriyor.

Ne demek bu?
Kırım'ı alarak NATO'nun sakalını kesen Rusya'nın, Ukrayna dahil edilerek kolunun kesilmesi demektir.

Karadeniz'in güney kıyılarının, neredeyse tamamı ve sıcak denizlere geçiş anahtarı olan boğazlar NATO üyesi Türkiye'de,
Kuzeybatı kıyılarındaki Bulgaristan ve Romanya NATO üyesi,
Minik bir kıyısı olan Moldova ise Romanya-Polonya ve Ukrayna arasında sıkışmış ve çıkışsız bir ülke.

An itibariyle durum ne dersek; Karadeniz artık bir NATO Gölü gibi…
Buna bir de, Baltık kıyılarındaki Litvanya-Letonya ve Estonya'nın daha önce NATO'ya katıldığını eklersek; Ukrayna'nın da NATO'ya dahil edilmesiyle Rusya'nın batı yönünde kolu kesilmiş, kanadı budanmış demektir.

Yukarıda/arada bir tek Belarus kalıyor; ki, o da denizsiz/kıyısız, kapalı bir ülke konumunda.

Peki, Ukrayna sadece Karadeniz'e kıyıdaş olduğu için mi çok önemli?..
Hayır…

Ukrayna, sahip olduğu geniş/verimli ovaları/zengin yeraltı kaynakları, stratejik coğrafyası, askeri ve ekonomik boyutu itibariyle dünden bugüne hep önemliydi.

Hatta Sovyetler Birliği döneminde bile, en önemli cumhuriyetlerin başında geliyordu.

Köklü bir geçmişe sahiptir.
Ruslar, başkent Kiev için "Bütün Rus Şehirlerinin Ana"sı der.
Hal ve durum böyle olunca çatışma hiç eksik olmadı.

Kaldı ki; Ukraynalılar, bırakın Kırım'ın ilhakını getiren ve halen kısmen/zaman zaman devam eden Rusya-Rus yanlılarıyla çatışmaları; 1932-33'de yaşanan "Holodomor Trajedisi"ni hiç unutamıyor.

Nedir bu Holodomor?
Rusça'da "Açlıktan Ölüm" demektir.
Stalin'in acımasız politikaları sonrası o dönemde nüfusunun % 13'üne denk gelen 4,5 milyon Ukrayna'lı açlıktan öldü.

Sovyetler Birliği dağılıp, Ukrayna bağımsızlığını ilan ettikten sonra, 2005 yılında her yıl Kasım'ın son cumartesi günü "Holodomor Kurbanlarını Anma Günü" ilan edildi.

Bu coğrafya/bu geçmiş ve hala yaşananlar sonrası Ukrayna'nın NATO'ya alınması için, Rusya'nın kolunun kesilmesi benzetmem, sanırım isabetsiz değildir.

NATO'ca alınan bu kararın başka sonuçlarına gelirsek;
Türkiye'nin yükü hafifledi.
Sovyetler Birliği'nin dağılmasıyla zaten hafiflemişti.
Çünkü artık Rusya'nın ülkemize kara sınırı kalmamıştı.
Araya Gürcistan-Ermenistan ve Nahcivan girmişti.

Dolayısıyla, blok halinde geniş bir kuşatma imkanına sahip Sovyetler Birliği kapasitesi son bulmuştu.

Ama Karadeniz merkezli önem hala devam ediyor ve yükün büyüğü hala Türkiye'nin omuzundaydı. Ama kanımca bundan sonra, daha çok Ortadoğu merkezli önemi öne çıkacaktır.

Hatta ironik bir anlatışla söylersek;
NATO-Türkiye/Avrupa-Türkiye ve daha özelde ABD-Türkiye ilişkilerinde kimi anlaşmazlık ve ihtilaflara sebebiyet veren Türkiye-Rusya yakınlaşmasının sonuçları hafifleyecek ve belki, S-400 sorunu da kendiliğinden boşa düşecektir.

Durum bu minvalde gelişirken,
Ukrayna'yı dahil ederken,
ABD'de, Biden'ın başa gelmesi ve yapılan bu son toplantıda alınan kararlarla, NATO yeni ve revize bir konsepte kavuşurken; Türkiye'nin de, bu hal/durum ve gelişen koşullara yeni bir adaptasyon stratejisi kaçınılmazdır.
Erdoğan başkanlığındaki yönetimin bütün kurum ve kabiliyetiyle bu "Yeni Konsept"i ve muhtemel gelişmeleri dikkate alarak "revize bir yol haritası" oluşturacağına inanıyorum.

Erdoğan'ın net ve açık şekilde "Türkiye bir NATO üyesidir" beyanının özellikle söylenmiş ve özellikli bir vurgu olduğu kanaatindeyim.

Türkiye ve Erdoğan'ın bu son toplantıda verilen mesajları iyi okuduğuna; alınan kararların ne getireceğine, birliğin farklı bir formata evrilip yeni bir konjonktür oluştuğuna vâkıf olduğuna eminim.

Nasıl 1940'ların sonunda, ülkemizin mevcut yönetimi NATO'ya girmek için "yeni ve farklı" adımlar atmış ve NATO konseptine uyumlulaştırma yaşanmışsa; bugünden itibaren de benzeri revizyonist bir yaklaşımın oluşacağı inancındayım.

Bunun işaretini Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Fahrettin Altun'un NATO zirvesinden bir gün önce yazdığı, "NATO'nun stratejik konseptini güncelleme zamanı gelmiştir" deyip "daha güçlü ve daha pratik bir NATO dayanışması" vurgusu yaparak; "İttifaka olan güçlü bağlılığımız devam ediyor" dediği "Küresel Zorluklar Çağında Türkiye'nin NATO Vizyonu" başlıklı makalesinde de görüyoruz.

Son olarak Erdoğan-Biden görüşmesine de değinmek istiyorum.

Bu görüşme, bilindik ve çözümsüzlük kaynağı olan bazı konularla ilişkilendirilerek, kimilerince önemsiz gibi gösterilmek istense de; görüşme içeriğinde Türk-ABD ilişkisinin geleceğini doğrudan etkileyecek, anahtar mesabesinde şifreler olduğu inancındayım.

Bundan sonra, Türkiye ile ilgili, ABD'nin birçok konuda daha dikkatli ve itinalı olacağı, Erdoğan'ın ise gelişmelerin sonuçlarına göre daha aktif davranacağı/reaksiyon alacağı düşüncesindeyim.

Kim ne derse desin, bu görüşmenin ülkemiz için çok önemli olduğuna eminim.

Dağ fare doğurmadı ve bence, karşılıklı mesajlar tam tamına yerine ulaştı…

Şimdilik bu kadar ama önümüzdeki günlerde ve gelişmeleri gördükçe ne demek istediğim daha iyi anlaşılacaktır.


Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.


Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın
  • Tamer Yiğit
    NATO Rusya savaşı gibi duruyor ancak haksız rekabet var
  • Mutlu Er
    Çok bilgilendirici bir yazı olmuş kaleminize sağlık Zaman sizi haklı çıkaracaktır