Bir kısırın bir kısıra “Neden kısırsın” deme komedyası
Gerçekten,
Çok trajikomik ve oldukça acınası bir ülkeyiz.
Ahlaken hadım, etik değerler açısından kronik bir kısırlık içindeyiz.
Ama,
Ne hikmetse, siyaset pazarında ahlakî ve etik değer üretkenliği arıyor; bulamayınca da bir genelev emekçisine “Esnaf ol, esnaf!” diye bağıran müptezel gibi “…bu siyasette de ahlak-namus kalmamış!” diyerek şikayetleniyoruz.
Somut örnek size:
İktidar muhalifi kanal ve gazeteler “Üsküdar Belediyesi, Adalar Belediyesi ve diğer başka birçok belediyenin Ak Parti’ye geçmesi siyasi ahlak yoksunluğudur/siyaset etiğine yakışmıyor!” diye bas bas bağırıyor!
Bunları duyup okuyunca artık gülesim bile gelmiyor.
Çünkü bu tarz söylem ve yaklaşımlar komikliğini bile kaybetti!
Sanki,
Bugüne kadar ahlak abidesi bir toplum ve etikize bir muhalefet vardı da; sadece siyaset kurumu ve sadece iktidar ahlaksızdı!
Ya bi’basın gidin be kardeşim!
Sizin ve bu toplumun kahir ekseriyeti için “etik” kelimesinin “Etlik” semtinden bir farkı yok!
Sağcısı da solcusu da, dincisi de seküleri de, iktidarı da muhalefeti de tam bir renk körü.
Ama,
Birileri kalkmış; “iktidar siyaseti, neden kırmızı ışıkta durmuyor” teranesi okumakta…
Ulan!
Bugüne kadar,
Türk siyaseti sanki ahlak tabanlı etik değerler üzerinden yapılıyordu da; o ahlaklı siyasetçiler etik değer atlarına bindiler ve gittiler yani!
Efendiler!
Bugünkü siyasetçiler uzaydan gelmediler, zuzaylı falan da değiller; içimizden çıktılar, hepsi bizimkiler, bizim gibiler!
Layıkımız paşalar! Öyle saça böyle tarak!
Oh ne ala; iktidar kötü, muhalefet sütten çıkmış ak kaşık!
Öyle bir hava yaratılıyor ki;
Muhalefet iktidara gelince ülkeye bir film gelecek; bir güzel orman olacak! Hadi gülümse..
Sanki muhalefet siyaseti çok temiz, yolsuzluksuz ve başka partilerden belediye başkanı veya vekil transferi yapmayacak kadar alicenap!
Muhalefete transfer olunca temiz siyaset ama transferi iktidar yaparsa kirli!
Hadi oradan hadi oradan!
En kötüsü hatta en vahimi de,
Kendisi kısır olan birinin, başka bir kısırı eleştirmesi gibi kendisi ahlaksal hadım olanların iktidarın ahlakî kısırlığına eleştiri getirmesi…
Olmaz muhteremler, olmaz!
Bu toplum,
Hepiniz/hepimiz/cemi cümlemiz,
Adeta
“Kendisi muhtac-ı himmet bir dede/Nerde kaldı gayrıya himmet ede” söylemiyle iç içe bir ahlaksızlık ve etiksizlik içindeyken hangi ahlaktan bahsedebiliyoruz!
Geçin bunları geçin!
Yaptığınız/yaptığımız eleştiriler “benim falancam senin filancanı bilmem nerede görmüş” eleştirisinden maade bir şey değil!
Durum tespiti:
Bizden ne köy olur ne de kasaba…
O yüzden
Kalkıp da, kimse ahlaksızlık pazarında neden ahlak satılmıyor diye ahlakçılık taslamaya kalkmasın!
**********
Yavaş Yavaş Kaçacaksın
Taze biten CHP’de Müslüm denen bir sözcü varmış.
Bu sözcü bir söz etmiş,
Ve,
Buna kızan Mansur Yavaş da büyük bir hız ve hışımla istifa eylemiş…
Yeme bizi sayın Yavaş…
Yavaş at da mansur olasın!
Bu istifa,
Aklıma bir siyasetçi türünü hatırlattı.
Bu tür siyasetçiler,
Elini yıkar ama suya-sabuna dokunmaz,
Don giyer ama totoma değmesin der,
Suya girer ama başkası ıslansın ister,
Buğday ekmez ama başaklar benim olsun der,
Her daim orta yolcudur ama başa kendi gelmek ister…
Yuvarlak konuşur, her taraftır,
Ve,
En bilindik sözleri ilkmiş gibi söylerler…
Kısaca ve özetle;
Sadece “sen de haklısın, sen de haklısın” diyen; zekası, nüktesi ve potansiyeli eksik Nasrettin Hoca gibidirler.
Bu türün üç bilindik örneği:
Abdullah Gül,
Mansur Yavaş,
İlhan Kesici…
Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.