Dünya pekmez kaynatıyor Trump parmak şıklatıyor
Trump’lı Amerika...
Monroe Doktrin’ini revize etti…
Neydi bu doktrin?
Yaklaşık 200 yıl önce/1823’de, dönemin ABD Başkanı James Monroe’nin Kongreye sunduğu doktrin…
Özeti şu:
“Amerika kıtası harici güçler Amerika kıtasına müdahale etmesin.
Eğer ederlerse bunu ABD’ye karşı “potansiyel düşmanca eylem” olarak kabul eder ve gereğini yaparız.”
Trump’ın revize ettiği hali nedir?
Fucking Doktrini…
Özeti nedir?
“Sadece Amerika kıtası da değil; dünyanın neresinde olursa olsun Amerikan menfaatlerine halel geldiğini gördüğümüz anda bunu ABD’ye düşmanlık sayar; “ülkenize gireriz, cümlenizi fuckingleriz…””
Galiba,
Pek çok konuda Türkiye yönetsel pratiklerinden ilham alan Trump yönetimi, bu konuda da Türkiye’nin stat ve tribün pratiğinin “sahaya ineriz/……. ………” şeklinde sloganize ettiği tezahürattan ilham almış olmalı ki böyle bir doktrinizasyon oluşturmuşlar…
Bugün, yeni Trump doktrini çerçevesinde olanları görünce,
Yaklaşık bir yıl önce falan “İç Cepheyi güçlendirmek” konusunda tespitte bulunan iktidarın öngörüsel isabetliliğinin hakkını vermeliyim.
Evet gerçekten de müthiş bir teşhis.
Ama bulunan tedavi/çözüm nasıl?
O da müthiş:
Muhalefeti ikna edip iç cepheyi güçlendirmek yerine muhalefeti gücendirerek/güçten düşürerek/güç gösterisi yaparak yapılan bir güçlendirme…
İç cepheyi güçlendirmek demek,
Sanki içeride yeni yeni cepheler açmak olarak telakki edilmiş gibi…
Peki, iç cephe konusunda iktidar cenahı böyle de muhalefet lehçesinde ne ifade ediyor?
Muhalefet lehçesinde bir karşılık bulamıyor maalesef…
Varsa yoksa “dün yediğin hurmalar ….. …. …….” tekerlemesi…
Öyle ki;
“Erdoğan’ı eleştirmek uğruna Türkiye’yi unutmakla kalmıyorlar; adeta Erdoğan’ı müttehem duruma düşürmek için Türkiye’yi unutmaya razılar…”
Yaw muhalif muhteremler!
Gemi tehlikede…
Ama siz hala kaptan köşkünden başka bir şey görmemekte ve kaptanı alaşağı etmekten başka bir şey düşünmemektesiniz.
“Erdoğan şu zaman böyle demişti/falanca zamanda şöyle yapmamıştı/filanca kişiye dostum demişti bla bla bla…”
Efendiler!
Amerika ve Trump’ın, “Küresel Fucking Doktrini’ni” bu kadar hunharca realize edeceğini, farz edelim ki Erdoğan öngörememişti veya es geçmişti; peki, siz/hanginiz/hangi biriniz öngörebilmiştiniz,
Buyurun; söyleyin, biz de mahcup olalım!
Yaptığınız şey,
Hep aynı nakarat; “Demedim mi Haydar demedim mi sana…”
Yaw arkadaş!
Bir manyak çıkmış dünyayı yakıyor; siz hala saçınıza fön çektirme derdindesiniz!
Tıpkı nenem pekmez kaynatır, dedem parmağını şıklatır misali…
Buradan iki kişiye iki tavsiye:
Birincisi Erdoğan’a:
Sadece Trump’la görüşmekle konuşmakla yetinme.
İvedilikle muhalefetle ve öncelikle de Özgür Özel’le samimi/gerçekçi ve ciddi bir görüşme süreci başlat.
İktidarına mal olacak olsa bile bu adımları at.
Sonra,
İki sene önce Türkiye’yi ziyaret eden İsrail Cumhurbaşkanı Herzog’a iade-i ziyarette bulun… Bir iletişim kapısı arala…
“Ülkesel menfaatler için gerekirse şeytanla bile görüşürüm” demekten imtina etme…
İkincisi Özgür Özel’e:
Olanları,
Maruz kalınan tüm adaletsizlikleri,
İktidarın İç Cepheyi Güçlendirmek bahanesiyle muhalefeti yok etme yaklaşımını falan bir kenara koy,
Ve hem Erdoğan, hem de Bahçeli’yle görüş!
Ülke için/Türkiye için yapman gerekeni yap ve hem ne yaptığını, hem de yapılması gereken nelerin yapılmadığını ahali ile paylaş…
İktidarı ülkesel menfaatler konusunda ittifaka mecbur et zorla ve hatta dayat…
Unutma ki,
“İç Cephe” kavramına en büyük anlam katan ve gereğini yapan en ikonik Türk Atatürk’tür…
Atatürkçü olmak onun yüzünü görmek demek değildir. Onu rol model almak ve özellikle de, kritik kriz anlarında onun yol/yöntem ve stratejilerinden ilam almaktır.
Eminim ki
Rahmetli Atatürk konuşacak olsa; bu dediklerimi der
Ve
Şöyle devam ederdi:
Ey Özgür!
Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! …………………………
Hattâ
İktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler.
Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.
İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmek için inisiyatif almak, uyuyanları uyandırmak ve hatta siyasi ikbaline sebep olacak olsa bile iç cephemizi tahkim etmek için başta iktidar sahiplerini dürtmek olmak üzere milleti uyanışa geçirmektir…”
Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Nuray K.