07.10.2018 14:18 Güncelleme Tarihi: 07.10.2018 14:59 10024 Okunma

Her sorunu Cumhurbaşkanı çözecekse..

Her sorunu Cumhurbaşkanı çözecekse..

Geçen gün Ankara’nın yeni belediye başkanıyla eskisi arasında bir laf düellosu vardı.

Ahmet Hakan; “merak etmeyin birkaç gün içinde Cumhurbaşkanı devreye girer ve Mustafa Tuna, yanlış anlaşıldım vs. diyerek geri adım atar” demişti.

Ben de öyle düşünüyordum.
Aynen de öyle oldu.

Çünkü bu durum öyle çok tekerrür etmeye başladı ki; artık Erdoğan’ın, “nasıl, ne zaman ve hangi durum için düzeltici ve düzenleyici boyutta devreye girecek” bilinirleşti.

Günlerdir McKinsey konusu konuşuluyor.

Partililer, muhalifler, ekonomist olanlar olmayanlar…

Herkes konuştu ve konuşuyor.

Kimi diyor, gereklidir ve bizim belirleyeceğimiz çerçevede bir çalışma olacaktır.

Kimi diyor, yeni bir Duyun-u Umumiye’dir, IMF’tir vs vs…

Gerekli veya gereksiz, yanlış veya doğru” boyutuna dair benim de düşüncelerim var.

Ama şimdilik bunları bir kenara bırakıp, başka bir duruma dikkat çekmek istiyorum.

Olayın duyulmasından itibaren yedi-sekiz gün geçti.

Dün Cumhurbaşkanımız konuya dair konuştu ve neredeyse tartışmayı bitiren sözler söyledi.

''Bütün bakan arkadaşlarıma söyledim, bunlardan (McKinsey) fikri danışmanlık hizmeti de almayacaksınız dedim. Hiç gerek yok, biz bize yeteriz''

Danışmanlık ilişkisine karşı olanlar derin bir nefes aldı.

Akşener bile “takdir ve tasdik”lerini dile getirdi.

Ama burada birşeyler göze batmıyor mu..

Yahu her yanlışta Cumhurbaşkanı devreye mi girmeli..

Veya Cumhurbaşkanı’nın devreye girerek düzelttiği konularla ilgili kararlar hangi bakanlar tarafından alınıyor..

Neden olay çok  ve her boyutlu düşünülmeden karar alınıyor da; sonrasında Cumhurbaşkanı’nın müdahalesi gereklileşiyor.

Dünden bugüne bakarsak;

MTV oranları % 45 olarak açıklanıyor,
Cumhurbaşkanı devreye giriyor, % 20’lere düşüyor.
Cam filmi yasaklanıyor,
Cumhurbaşkanı devreye giriyor, yasak makul seviyeye çekiliyor.
İki partili arasında bir ihtilaf oluşuyor, Cumhurbaşkanı devreye giriyor konu kapanıyor.
 
* * * 

Hal böyle olunca, artık insanlar soruyor kendi kendine veya birbirlerine..;

Cumhurbaşkanı’mızın devreye girmesi iyi hoş güzel de..; ama  fiili durum oluşmadan önce istişare yapılsa ve sonrasında müdahale zorunda kalınmasa daha iyi değil mi…

Kararları alan bakanlar hangi hükümetin  üyesi..

Karar süreçlerinde, bunların birbirinden haberi yok mu…

Bakanlar kurulunda istişareler yapılmıyor mu da; bakanlıklar düzeltmeye muhtaç kararlar alıyorlar..

Hükümet yetkilileri arasında ve özellikle Cumhurbaşkanı’nı bilgilendirmede eksiklik mi var da; böylesi müdahillik gerektiren arazlar ortaya çıkıyor..

Ha… Eğer bu bir siyasi strateji ve taktik olarak yapılıyor ise;

Aynı yol, yöntem, taktik ve strateji sürekli tekrar ederse; beklenen etki azalır ve bir noktadan sonra müessirliğini yitirir.

Bilakis tersi bir algı yaratmaya başlar.

Böylesi bir taktik varsa; artık bu terkedilmelidir.

Başı belli sonu belli…


Merak etmeyin birkaç gün içinde Erdoğan müdahale eder, deniyor.

Ama bu durum da, “şapkadan tavşan çıkartma” etkisini sıfırlıyor.

Aksine sorgulama başlatıyor.

Vatandaş eski vatandaş değil.

Soruyor, sorguluyor; neden’ine, niçin’ine  bakıyor.

Hele de bilişim teknolojisindeki gelişmişlik yok mu; dündekileri hemen bugüne getiriveriyor; hem de delilli mesnetli…

Seçim arifesinde “tarz-ı siyaseti” yenilenip, tecdit edilerek revize algı yöntemleriyle; daha akıllı, akılcı ve “balık hafızalılık” söylemine fazla ümit bağlamadan yeni yürüyüş geliştirilmelidir.