Karnından konuşmak, ağzından şeyetmek..!

Karnından konuşmak, ağzından şeyetmek..!

"Ben öyle demek istemedim,
Yanlış anlaşıldım,
Aslında şunu şunu demek istedim,
Sözlerim çarpıtıldı, cımbızlandı, bağlamından saptırıldı…
Linç ediliyorum…"
Halt ettikten sonra söylenen sözler, bunlar…

Muhalefet sözcüsü Meclis Kürsüsünde;
"…Millet aç deyince hoplamayın arkadaşlar, millet aç, perişan. Evet, herkesin midesine bir şey giriyor, kuru ekmek giriyor…"

Sıralarda oturan çok sayın ve pek muhterem milletin vekili;
"O zaman aç değil demek"
Muhalif sözcü;
"…Bak göreceksin, milletten özür dileyeceksin.."
Milletin Vekili;
"Sen kendin dedin; midesine ekmek giriyor, dedin.."
Konuşma ana hatlarıyla böyle…
Gelin bir de "çok sayın vekilin" teviline bakalım.
"…Sözlerim çarpıtıldı,
Bu siyaset devşirme gayretidir,
Garibanın derdiyle bizim kadar ilgilenen daha gelmemiştir,
Vicdan sahibi herkes kötü niyet taşımadığımı bilir,
Milletimiz linç siyasetine pirim vermeyecektir…"

Yahu arkadaş, yapma,
Allah rızası için yapma…
Özrün kabahatinden beter.
Bari milletin aklıyla dalga geçme..!
Çıkıp de ki;
"Bütçe görüşmeleri hararetli geçer.
Bazen nerede ve ne yaptığımızı unutur; galebe çalma tutkusunu her şeyin önüne geçiririz.
O an da, tam böylesi bir andı.
Ben de ortamın havasına uydum ve bir anlık gafletle ağzımdan çıkıverdi.
Gerçi bilinçaltımdaki gerçek düşüncem de böyle olabilir olsa bile; normal şartlarda o lafı etmezdim.
Ama olan oldu ve maalesef ağzımdan şeyettim.
Nereden ve nasıl geldiğimi unutup; görevimin temsil olduğunu unuttum.
Neticede insanız, hata edebiliriz.
Hiç lafı evirip çevirmeyeceğim.
Ben bir halt yedim ve herkesten özür dilerim.
Ben gibi heyecanını, sinirini ve ağzını kontrol edemeyen birisinin de, siz  milletin vekili olamayacağını farkettim. İstifa ediyorum…”

Ama nerdeeeeeee..!

Sadece bu pek muhterem vekil mi…
Bir üniversite hocası üniversitelerin "fuhuş yuvasına" dönüştüğünü söylüyor.
Cumhurbaşkanını da şahit göstermeye kalkıyor.
Stüdyodaki konuklar "Hocam yapmayın. Biraz ağır oldu" deyince de;
"Gelin sizi gezdireyim. Siz nerede yaşıyorsunuz" diyebiliyor.
Demek ki pek muhterem hocamız, kendisi gezmiş, görmüş, izlemiş, şehadet etmiş ki; "gelin sizi gezdireyim.." diyebiliyor.

Vay anam vay…
Bu kallavi bilim insanının açıklaması oldu mu olmadı mı bilmiyorum.
Araştırdım ama henüz göremedim.
Ama eminim ki özür dilese bile;
"Yanlış anlaşıldım,
Aslında öyle demek istemedim,
Sözlerim bağlamından kopartıldı ve linçe maruz kaldım,
Bunca yıllık hocayım, ben öğrencilerime böyle bir şey der miyim…"
 gibi gibi, zeyilnameli sözler edecektir.

"Allah sizi ıslah etsin" diyeceğim de; artık ıslah sürecini de aşmışsınız.
Be insancıklar,
Bari çıkın da; çıkmaya yüzünüz varsa tabi…
Ama'sız, Fakat'sız, Lakin'siz özür dileyin ve ilave tevil cümlesi bile kurmayın.
Hatta sadece yazılı açıklama yapın.
Çünkü  yüzünüzü görmek, sözlerinizi yine ve yeniden hatırlatıp can yakacaktır.
En iyisi kaybolun, görünmezleşin, kendinizi sükuta mahkum edin.
Yargıdan önce, kendi kendinizi mahkum edin.
Çünkü açtığınız yaralar hep kanayacak…
Çünkü öyle bir b.k  s.çtınız ki; tüm Ankara'nın, İstanbul'un çeşmeleri bile temizleyemez..!

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.