Özgür Özel ve beraberindekiler ne yapacak?
CHP’nin yaşadığı durum,
Ve,
Üçlünün yorumu…
Erdoğan-Bahçeli ve Kılıçdaroğlu…
Sanki,
Aynı kalemden çıkmış gibi hatta aynı tehlikeli ve sinyal verici kavramların kullanıldığı sözler…
Topyekûn ayaklanmaya teşvik… Pavyon… Terörizasyon… Sokakları karıştırma… Dış güçler…
Üçlünün dillendirdiği en garip argüman ise;
Siyaset yapan Özgür Özel ve beraberindekilerin sokakla/ahaliyle buluşmasının,
Ve,
Yaşadığı haksızlığa tepki istemesinin, “ayaklanma kalkışması ve sokakların karıştırılması” olarak dile getirilmesi…
Bu ne demektir?
Siyaset yap ama halksız,
Siyaset yap ama sokaksız…
Tablo bu iken,
Ve,
“Ufukta ne görüyorsun” sorularımla boğduğum hocamın tabiriyle;
Kılıçdaroğlu, “oyalama/Kurultay’a gitmeme ve kaosu zamana yayarak toplumsal öfkeyi sönümlendirme” şeklinde verilen görevden taviz vermezken/vermeyeceği aşikarken Özgür Özel ve beraberindekiler ne yapmalı?
İlk cümlem şu:
Cumhuriyet Halk Partisini değil Cumhuriyet-Demokrasi ve Hukuk sistemini öncelemeli…
Bu ne demektir?
Öyle görünüyor ki,
Kılıçdaroğlu, yapacağım dediği Parti Meclisi Toplantısında da bir Kurultay kararı almayacak ve ipe un sererek iktidarın değirmenine su taşımaya devam edecek.
Bence,
Bu an, Özgür Özel ve beraberindekilerin bardağını taşıran son damla anı olmalı,
Ve,
İvedilikle yeni parti süreci başlatılmalıdır.
Evet,
Şu ana kadar “Biz CHP’de kalmak için her şeyi yaptık” algısı için aslında her şey yapıldı.
Şu andan sonraki yaşanacak her gecikme, Kılıçdaroğlu ve iktidarın “öfke sönümlendirme” amacına hizmet edecektir.
Bu yol ayrımı,
Özgür Özel ve beraberindekiler için çok zor ve şu ana dek yaşananlardan çok daha büyük zorluklarla mücadele zorundalığı getirecektir.
Kuvvetle muhtemel ki,
İktidar, elinin altındaki tüm devlet imkanlarıyla karabasan gibi çökecektir.
Öyle sanıyorum ki,
Özgür Özel ve arkadaşları şuanda bu fayda-maliyet analizini yapmaktalar.
Haklılar mı; evet haklılar…
Çünkü,
Onlar haksız rekabetin olduğu bir arenadalar…
Ama,
Bilinmelidir ki, harmana giren porsuk dirgenden kaçmaz!
Bu yüzden,
Özgür Özel ve arkadaşlarının önünde iki yol var:
Ya tırsacaklar; silik bir şekilde eriyip gidecekler,
Ya da “ya devlet başa ya kuzgun leşe/Azdan az çoktan çook gider” deyip; şu ana dek kendilerine lokomotiflik eden toplumsal öfke ve iktidara olan tepkiye lokomotiflik edecekler…
Siyasette zamanlama her şey olmasa da hemen her şeydir.
Zorbalıktan korkarsan daha büyük zorbalığa maruz kalırsın.
Net durum tespiti şu:
İktidar sert güç kullanımında gücünün zirvesinde ama halk destekli güçlülük bağlamında gücünün en dibinde…
Muhalefet ise,
Halk destekli güçlülük bağlamında gücünün zirvesinde…
Bu nokta bir karar anı ve ana soru şu:
Özgür Özel ve beraberindekiler,
En güçlü oldukları halk destekli pozisyonu değerlendirip bir huruç hareketi başlatarak bu öfkeli ve spontane halk desteğini, halk desteği azalan ve sert güç kullanan iktidara rağmen diğer muhalif bileşenlerle asgari müştereklik tesis ederek ayakta kalıp yola devam edebilecekler mi?
Benim kanaat ve siyaset okumalarıma gelince:
Görüntüde,
Gelişmeler iktidarın istediği cihette tezahür ediyor gibi görünse de; aslında iktidar cenahının ciddi hesap hatası yaptığı düşüncesindeyim.
Kılıçdaroğlu’nun gelmesiyle ortaya çıkan tablo, siyaset matematikçisi iktidar profesyonellerinin beklediği tablo olmadığı aşikar.
Bunun nedeni ise iktidar içi hasmane rekabetin bir diğerine ölümcül vuruş yapacak husumete gelmiş olmasıdır.
Açıkçası,
Ben hala, muhalefetin (özellikle de CHP) destabilizasyonu/etkisizleştirilmesi üzerinden iktidara oyun planı hazırlayanların çoklu oyun planı içinde oldukları ve hatta iktidar oyunu diye kurguladıkları bazı oyunların iktidara kurulan bir oyun olduğunu düşünüyorum.
Ki, elin oğlu zaten Türkiye siyaseti gibi bir konuda tek alternatifli çalışmaz.
İktidara çalışırken muhalefete çalışmayı da ihmal etmez.
İktidar cenahında gözle görünürleşen tüm bu handikaplar, aslında Özgür Özel ve beraberindekiler için avantaj kalemi sayılır.
Ezcümle
Düşüncem odur ki;
Özgür Özel ve arkadaşları çok uzatmayıp her an yeni parti sürecini başlatmaya mecbur ve hata mahkumdurlar.
****************
Günün Sözü
İYİ Parti Genel Başkanı Müsavat Dervişoğlu’ndan:
“-Milletin partisine çöküyorsunuz, sonra niye sokağa çıktınız diyorsunuz!
-Milletin seçtiği belediyeye çöküyorsunuz, sonra niye protesto ettiniz diyorsunuz!
-İşçilerin maaşını vermiyorsunuz, sonra niye yürüyüş yaptınız diyorsunuz!”
Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.