Saçmalamanın en seçmecesi ve kabak çıkan karpuz gibisi
Ali Erbaş…
Eski Diyanet İşleri Başkanı…
Eskiden Tv8’in mehtercisi şimdi Akit TV’nin moderatörü Erkan Tan’a yakınıyor:
“…12-13 sene önce… Kuran ve Siyer okullarda seçmeli ders yapıldı.
İlk konulduğunda yüzde 25-30’lar oranında seçiliyordu.
Ben Diyanet Reisiyken de, şimdi de; seçmeli derslerin seçilme süreci başladığında 90 bin camimizde “Muhterem Müminler! Kuran ve Siyer derslerini seçmeleri için çocuklarınızı yönlendirin, destek olun” diye hutbeler hazırlatıyoruz.
Dört bine yakın vaizimizle cuma günleri tüm cemaatimizi bu konuda uyarırız…
Buna rağmen oran şu anda yüzde 4-5’lere düştü…”
Neden acaba?
Halbuki,
Dalkılıç minbere de çıkmış; hutbe bile vermiştin!
Kandil dualarında Atatürk’ü nisyana terk etmiştin!
Peki, ne oldu Efendi! Ne oldu?
10-12 yılda ne değişti de; bu iki dersin seçilme oranı bu kadar düştü?
-Haşa- Kuran ve Siyer (Peygamber Efendimizin hayatı) mi değişti?
Yoksa,
-Haşa- Kuran ve Siyer’in anlam ve ehemmiyeti mi azaldı?
Sayın Ali Erbaş!
Bu azalışın sebebine dair hiç özeleştiri veya bir nefis muhasebesi yaptın mı acaba?
Acaba,
Yakındığın azalış, “…sen ve senin gibi sahabe ağzıyla konuşan ama Darü’l Harp tarzıyla yaşayanların” tutarsız etvarından dolayı olabilir mi?
Bunu hiç düşündün mü?
Bence düşünmedin!
Eğer düşünmüş olsan;
“Suçlu kim” taharrisi yapmaz, “suçlu benim/suçlu benim gibiler” der ve televizyona çıkıp yakınmaya bile utanırdın!
Ama sen,
Öyle bir konuşuyorsun ki; sanki yıllarca Tapu-Kadastro Genel Müdürlüğü yapmış ve seçmeli ders seçme dönemlerinde tüm personeline tapu düzenlemeyi, kadastro yapmayı bıraktırıp; irşat ve tebliğe çıkartmışsın gibi…
Yahu muhterem!
Son 10-12 yılın 7 yılında, bu ülkede Diyanet Reisi/Şeyhülislam/First Alim sen değil miydin?
Pek ve çok sayın Erbaş Hoca efendi!
Eminim sen yine şaşkın bakkalı oynayacaksın ama olsun; ben yine de, çocukların “Kuran ve Siyer” derslerini neden seçmezleştiğini senin gözüne sokarak örnekleyeceğim.
Beni iyi dinle; Ali Baba ve Kırk Paramîleri!
TÜBİTAK…
Türkiye Bilimsel ve Teknoloji Araştırma Kurumu…
Yıl 2014…
Proje sahibi,
16 yaşındaki lise öğrencisi İlayda Şamilgil.
Proje konusu,
“Sıvılardaki Su Oranını Mıknatısla Ölçebilen Ucuz, Hızlı ve Taşınabilir Bir Sistem”
Lise öğrencisi İlayda Şamilgil’in projesi TÜBİTAK tarafından bilimsel bulunmuyor ve tabi red yiyor.
Aynı yıl,
İlayda Şamilgil’in aynı projesi,
Polonya’da 70’ten fazla ülkeden 5000 fizik projesinin katılımıyla gerçekleşen “Nobel Fizik Ödülüne İlk Adım” yarışmasında dünya birincisi oluyor.
Yıl-2026…
Proje sahibi,
Uludağ Üniversitesi Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Öznur Özdemir.
Proje konusu,
Yağmur Dualarının Eko-Teolojik Analizi…
TÜBİTAK’ın cevabı;
Kabul ve 3 milyon lira destek…
Güncel Tespit:
İlayda Şamilgil şu anda 28 yaşında,
Amerika’da yaşamakta…
Organic Robotics adlı şirketi yönetmekte…
Geliştirdiği teknoloji ile ABD Savunma Bakanlığı, NFL ve çeşitli teknoloji devleriyle işbirliği halinde…
Dünyaca ünlü Amerikan iş dünyası ve ekonomi dergisi Forbes, TÜBİTAK’ın red verdiği İlayda Şamilgil’i, Türkiye’nin 30 yaş altı en önemli 30 kişisinden birisi olarak seçmiş…
Şimdi,
Yeniden başa dönelim ve sorunu bir daha kritize edelim:
Ali Erbaş neyden şikayetçiydi?
Ortaokul ve Liselerde Kuran ve Siyer derslerinin seçilmemesinden…
İlayda Şamilgil kaçıncı sınıftaydı?
Lise iki…
Bu çocuk ne yaşadı o yıllarda?
Adaletsizlik ve haksızlık…
12 yıl sonra/2026’da ne oldu?
Aynı TÜBİTAK, “Yağmur dualarının eko-teolojik analizi” projesini makbul bulup destek verdi.
Acaba,
İlayda da başörtülü olsaydı,
Veya,
Annesi, AKP-İstanbul Kadın Kolları yönetiminde olsaydı,
Ya da,
Proje adını, “Sıvılardaki Su Oranını Dua ile Ölçebilen Ulvi, Manevi ve Uhrevi Bir Sistem” yapsaydı,
Yahut da,
Proje adı aynı kalsa da, İmam Hatip öğrencisi olmuş olsaydı; yine mi red yerdi yoksa en hüsn-ü kabulle desteklenip iktidar medyasında reklamize edilerek övgü vesilesi mi yapılırdı?
Aslında var ya;
Ali Erbaş ve onun gibi düşünen hem kel hem fodullara söylenecek o kadar çok şey var ki ama değmez!
Nedenini de söyleyeyim:
Kemmiyeti keyfiyet sanan bir zihniyet…
Adamların yaşam mottosu sayısal çokluktan ibaret…
Ne olacaktı ki!
Çok cami yapınca cemaatin, çok imam atayınca imanın, Kuran dersi koyunca Kuran okuyanın, çok İmam Hatip ve İlahiyat açınca dindar neslin artacağını sanan çokçuluktan ibaret bir zihniyetten başka ne beklenir ki!..
Adama bakar mısın ya; “Kuran ve Siyer” derslerinin neden seçilmediğine üzgün ve şaşkınmış!
Sütte hilaf var kendisinde yok!
Tek diyeceğim şu:
“Muhterem Erbaş Hocam!
Sen konuşurken içimden alkışlamak bile geliyor ama nedense söylediklerin bana hep “cinayet mahalline ilk gelen mutlaka faildir” sözünü hatırlatıyor valla…”
Bu arada küçük bir şerh:
TÜBİTAK veya başka herhangi bir kurumun “Tarih-İslam Tarihi-Dinler Tarihi/İlahiyat-Teoloji/Dinî veya İslamî Araştırmalar” konusunda destek vermesine asla karşı değilim.
Kimse konuyu saptırmaya ve çarpıtmaya kalkışmasın!
Ben diyorum ki:
Sadece adalet, sadece hakkaniyet, sadece objektivite…
Buyurun;
Seçmeli ders yaptığınız ve çoçukların seçmekten neden uzaklaştığını bile bilmediğiniz Yüce Kitabımız Kuran-ı Kerim’in adalet hassasiyeti:
— Nisa Suresi-58:
Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder…
—Maide Suresi-8:
Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adaletsiz davranmaya itmesin…
Şimdi,
Alim’ül First Ali Erbaş Hocaefendi Hazretlerine iki soru:
—Rûz-i mahşerde mizan kurulduğunda; TÜBİTAK’ın, İlayda Şamilgil’e de, Öznur Hoca’ya da adaletle muamele ettiğine şahitlik edebilir misin?
—Diyanet Reisi olduğun dönemlerde “İmam/Müezzin/Vaiz/Müftü” alımı yaparken; torpil talebi gelmediğine ve kimseye torpil geçmediğine kasem edip, azmü cezmü kasteder misin?
Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.
