21.04.2019 04:01

Siyasi Onursuzluk..

Siyasi Onursuzluk..

Görev verilir ve çalışmaya başlarsın...

Çok da çalışırsın,
Mücadele edersin; başarmak için.
Gelir final anı...
Açılır sandıklar, dökülür sonuçlar,
Olmamış...

Seçmen, tüm çabana rağmen seni tercih etmemiş...
Daha tartışacak birşey kalmamıştır.
İşte tam bu noktada siyasi onur/onursuzluk devreye girer.

Ya "onurluca" bir davranışla;

"Reis'im biz başaramadık, verdiğin görevi yerine getiremedik. Halk bizi tercih etmedi" dersin, hiç laga luga etmez, demogoji yapmazsın.

Ya da "onursuzca’lıkla", büyük bir pişkinlik içinde güneşi balçıkla sıvamaya çalışır; peşpeşe bahaneler sıralar, Reis'le çekilen resimleri boy boy sosyal medyada paylaşır, Reis'im ölümüne izindeyim gibi hamaset  kokan cümleler yazar, çekilmek gibi  asil bir
davranışı aklından geçirmez ve Reis'i kandıracağını sandığın argümanlar oluşturmaya ve kazanmış edasıyla hareket etmeye devam edersin.

Yahu 2018'de sana/size bu ilde partinin temsilciliği ve yönetimi tevdi ve lutfedildi.

Peki sen bugün ne yaptın..!

2018'de Cumhur İttifakı olarak aldığın oyu bile koruyamadın, düşürdün.

2014 Yerel seçimlerinde 6000 oyla kaybedilen seçimi sen 110 bin farkla kaybettin.

Hala neyin cakasındasın, fiyakasındasın, kazanmışlık edasındasın.

Üstelik o yoğunluğa rağmen; şehrin anlam ve önemine binaen Reis iki defa gelip miting yaptı.

Hal, durum ve tablo bu...

Mızrağın çuvala sığmayacağı kadar aşikar, aleni ve net bir tablo...

Ama medyadan, sosyal medyadan takip edin ve bir görün;

"Antakya'yı aldık, İskenderun'u aldık, daha bilmem kaç ilçe aldık. Bilmem ne kadar muhtara afili törenlerle rozet taktık" galibiyet havasını.

Kimse kendisine toz kondurmuyor.

Sorsan teker teker; "ben kendi ilçemde kazandım, diğerleri düşünsün" derler hemen.

Peki Büyükşehir neden gitti, hem de bu kadar devasa farkla diye sorsan;

"Sahanın kaygan olması, hakemin taraf tutması, seyircinin nankörlüğü, mevsimin Mart olması, yağmurun çok yağması ve Amik Ovasının göle dönmesi, Asi nehrinin asiliğinin tutması, Belen Geçidinin geçit vermemesi, Dörtyol'da beş yol olmaması,
Hassa'nın haslıktan vazgeçmesi, Kırıkhan'daki hanın kırık döküklüğü, Altınözü'nde altın çıkmaması nedeniyle yenildik ama yine de biz kazandık
" diyeceklerdir.

Peki bu bahanecilik ve başarısızlığı kabullenmeme durumu sadece Hatay'a mı mahsus...

Hayır tabi ki...

Adana, Mersin, Antalya, Ankara, İstanbul, Kırşehir...

Hemen her yerde aynı.

Görev verilen bu zevat hatasız, muhteşem ve hezimetin sorumlusu değil.

Peki hatalı ve başarısız kim...

Sen, ben, o, bunlar, şunlar,
Onların haricinde herkes sorumlu.
Hatta, kendilerine bu onurlu görevi tevdi eden Reis bile...

Hepimiz hatalıyız.
Ama bir tek onlar sütten çıkmış ak kaşık.
Yazık çok yazık,
Ayıp çok ayıp...

Yahu hayatınızda gelin bir defa olsun "onurlu" davranın da; bizim yüzümüzden kaybedildi deyin ve gereğini yapın.

Ha... yoksa Reis zaten gereğini yapacak.

Onurlu görevleri tevdi edip de başarısız olan ve onurluca'lığı yapmayanlara gerekeni kendisi yapacak.

Gelin Reis yapmadan, siz "onurlu" bir adım atın ve milletin, devletin, partinin, Reis'in önünde köstek ve bariyer olmaktan vazgeçin.

Hatta Namık Kemal'in sözünü bile kullanabilirsiniz.

Biraz onurluluk olacaksa ona bile razıyız;

"Çekildik izzet ü ikbal ile bab-ı hükümetten" diye büyük laflar etmenize bile razıyız.

Ama nerdeeeeeee..............!

Yakın tarihte yaşanmış ve hala hepimizin hafızasında tazeliğini koruyan, manidar mı manidar dramatik bir anekdot aklıma geldi.

Herhangi bir mesaj amacı olmadan paylaşayım istedim.

"İzmit Körfez Geçişi Asma Köprüsü inşaatında ’Catwalk’ olarak bilinen halatın kopmasından kendisini sorumlu tutan Japon mühendis 51 yaşındaki Ryoichi Kishi, bileğini ve boğazını keserek yaşamına son verdi. Yalova’nın Altınova ilçesinde mezarlık
girişinde cesedi bulunan Kishi’nin odasında, “Olayın sorumluluğu tamamen bana ait. Benim yüzümden oldu. Kimsenin kusuru bulunmamaktadır” yazılı not bulunduğu belirtildi."