Erkan Yılmaz

Erkan Yılmaz

Ya Devlet başa ya kızgın lavaşa

Ya Devlet başa ya kızgın lavaşa

Lavaş Operasyonu…
Yok yok,
Bir operasyonun kod adı filan değil;
Mecazsız, kinayesiz bildiğimiz ve yediğimiz “Lavaş Ekmeği”
Ve ,
Lavaş Mafyasına” yapılan resmi bir operasyon…
Hem de,
Dronlar eşliğinde ve makinalı tüfeklerle mücehhez güvenlik güçleriyle…
Vallahi bir yaşıma daha girdim.
Bence,
Vakit geçirilmeden Tantuni Operasyonu da başlatılmalı…
Neticede,
Lavaş denilen örgütsel aparat Tantuni’nin mütemmim cüzü…
Hatta,
Sadece bununla da kalmamalı; bölgedeki tüm buğday tüccarları da kapsama alınmalı ve un fabrikalarına da el konulmalıdır.
Lavaş sadece lavaş değildir.
Lavaş, illegal bir zincirin son halkası ve aysbergin sadece görünen yüzüdür.
Sadece lavaş üretim tesislerine, depolarına ve lavaş yiyicilerine yapılan operasyon, olayın vahametini anlamamak olur.
Kolombiya’nın Medelline kenti, nasıl Kokain Kartelinin merkezi haline getirildiyse,
Ülkemizin nadide kenti Mersin de maalesef Lavaş Kartelinin merkezi haline gelmiştir.
Türkiye bir kabile devleti değildir.
Bir Güney Amerika ülkesi hiç değildir.
Herhangi bir şehrin kartele teslim olmasına müsaade edilemez!
Bu realiteden hareketle;
Kahraman güvenlik güçlerimiz cansiperane bir operasyon sonrası Lavaş Kartelini çökertmiştir.
Bunlar,
Tıpkı Ahmet Arif’in dediği gibi:
“En/gerekler ve çiy/anlardır…
Bunlar,
Lav olmadan lavman olmaya, cin olmadan adam çarpmaya çalışanlardır.
Bunlar,
Yüz verince astarını isteyen, yol verince yol verene yol gösteren yolsuzlardır.
Bunlar,
Bac’ımıza, aşımıza, ekmeğimize, kazımıza
Göz koyanlardır…
Kazı bunları,
Kazı ve büyü…”
Bunlar,
Daha önce de geldiler ama kökünü kazımaktan geri durmadık.
Saman ithal ettik ama aman vermedik.
Sığır ithal ettik ama fakir fukara-garip gurebayı bu kasaplara muhtaç etmedik.
Yiğit muhtaç oldu kuru soğana ama soğan kartellerine geçit vermedik.
Patates yemedik; stokladıkları patatesleri bir yerlerine monte ettik.
Ama,
Vazgeçmediler, durmadılar…
Şimdi de,
Lavaş üzerinden savaş açtılar!
Ama,
Unutulmasın ki;
Başaramayacaklar,
Milletimizi lavaş arası dürüm yapamayacaklar,
Lavaş unuyla yoğrulan yurdu parçalayamayacaklar,
Besmeleyle pişirilen lavaşımızı çalamayacaklar,
Hızlı trende lavaş satamayacaklar,
Lavaşla İHA-SİHA üretimimizi durduramayacaklar,
Bu halkı lavaş sofralarında meze yapamayacaklar…
Bu millet öyle necip bir millet ki;
Gerekirse,
Somun ekmek tantuni yer,
Gerekirse ,
Lavaş dürümden vazgeçer,
Gerekirse beyti kebabı menüden siler ama Lavaş Karteline asla teslim olmaz!
Bu ülke,
Gerekirse,
Mısır’dan lavaş ithal eder,
Gerekirse,
TMSF’ye lavaş fırını açtırır,
Gerekirse,
Bazlamanın adını lavaş koyar; yoluna devam eder
Ama,
Mersinli Ayşe Teyzeyi, Fatma Nineyi, Ahmet Dedeyi lavaşçılaştırdıklarınızdan etmenize asla müsaade etmez!
Bilesiniz ki,
Biz, üç cihanda lavaş hükümranlığı kurmuş bir ecdadın torunlarıyız.
Akif’in dediği gibi:
“Bir zamanlar biz de millet, hem nasıl milletmişiz:
Gelmişiz, dünyaya lavaş nedir öğretmişiz!”

O yüzden,
Urfa’nın isotuna,
Antep’in fıstığına,
Afyon’un haşhaşına,
Konya’nın bamya çorbasına,
Yozgat’ı Arap aşına,
Ankara’nın taşına dokunamayacağınız gibi Mersin’in de lavaşına dokunmayacaktınız!
Lavaş bizim kırmızı çizgimiz…
Dokudunuz ve çizgiyi aştınız!
Artık,
Ya devlet başa ya vurgun lavaşa…

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın
islami sohbet
dini chat sohbet odaları