09.04.2019 15:06 Güncelleme Tarihi: 09.04.2019 15:24

Seçim Bursa

Seçim Bursa

Bilindiği gibi Ak Parti için yerel yönetimlerde nüfusu en büyük şehir Bursa Büyükşehir Belediyesi'dir. Yani Bursa artık Ak Parti'nin kalesi sayılır. İstanbul kesin olmasa da nasıl olmuştu da Ankara, Adana, Antalya gibi şehirlerde kaybedilmişti Bursa yani Alinur Aktaş kazanmıştı?

İşte burada özveri, tevazu, efendilik, bir planınızın olması ve parlak bir ekip ile tüm dikkatleri üzerine çekiyor.

Konuyu biraz daha açmak gerekirse, Beylikdüzü gibi küçük bir ilçeden, üç ay içerisinde İstanbul Büyükşehir Belediyesi başkanı gösterilmek gibi, Bursa'nın 4. büyük ilçesi olan İnegöl'den iktidarın yerelde en büyük adamına dönüşmek aynı şeydir.

Tevazu, tevazu, tevazu...

Milletimiz kibirden uzak, halkın içine kolay girebilen insanları daha çok başkan görmek istiyor. Alinur Aktaş gibi...

Bir önceki başkanın görevden el çektirilmesi ile sanayi bakımından Türkiye'nin en büyük belediyesi teslim edildi Alinur başkana.

Yakın çevresinden biliyorum ki göreve geldiği günden beri hiç halkın içinden ayrılmadı. Günde 3-4 saat uyku ile mücadele etti, her sabah bir camide bereket sofraları kurdu. Vatandaşlarımızda diyaloğunu hiç kesmedi, personeline güvendi ve güzel şeyler başaracağız dedi.

Hatta personel tanışma toplantısında ‘Benim yönetim sistemim 3P’ dedi. Proje, personel ve para, yani yatırım odaklı çalışacağını ifade etti. Bir buçuk yıl emanet olarak aldığı Bursa Büyükşehir Belediyesi'nde Allah'ın kuluna haksız tek kuruş yedirmedi. Koruma dahi talep etmedi, yeri geldi işe metro ile gitti.

ARGE müdürlüğünü tamamen değiştirdi ve başarılı mühendislerimizin ile teknik ekibini oluşturdu.

Yüzlerce proje üzerinde çalışıyorlar...

Trafik sorunu çok fazla olan Bursa için kavşaklarda çok maliyet çıkartmadan küçük dokunuşlar yaparak trafikte %30 gibi bir rahatlama hissettirdi. Cumhurun verdiği görevi aldı ve küçük bir ilçeyi yönetiyor iken Bursa Büyükşehir Belediyesi gibi devasa bir kurumu devralırken gözünü budaktan sakınmadı.

Gayret ve emekleri ile Bursa'yı çok daha yaşanabilir bir kent yapmak için görevi tekrar devraldı. Mücadeleci ruhunun şehrin kaderini değiştireceğini inanıyoruz.

Öte yandan seçimlerde Alemdar Mahallesi'nde partili seçim görevlisi idim. Bilindiği gibi seçim günü görevli personelin sabah saat 07:00'de sandık başında olması gerekiyor. Saat 07:05 ve CHP'nin sandık görevlisi ve müşahit ortada yok. Başladık oyların arkalarını mühürlemeye 07:45 gibi Millet İttifakı bir görevli atamış. 75 yaşında emekli öğretmen bir hanımefendi. Kızı aynı okulda görevli sandık başkanı olduğu için seçim sürecinin büyük bölümünü görevli olduğu sandık başında değil kızının sandığında geçirdi.

İlk saatlerde Millet İttifakı görevlisi olan bu bayan benimle pek konuşmak istemedi. 

Ben yokken arkamdan ismimi bilmesine rağmen ‘Cabbar’ dedi, ‘Şeyhmus’ dedi bir türlü adımı telaffuz etmek istemedi.

Kendi cebimden çay ısmarlayıp, gelen yemeğimi ikiye bölene kadar. Sonra seçimin bizim görüşümüz ile değil halkın iradesi ile sonuçlanacağını izah ettikten sonra günü sonlandırdık.

Sandıkta, pusulaları katlayıp uygun ve kolay zarfa girebilir şekilde seçmene teslim etmem ve 4 muhtar adayımızın olmasından dolayı saat 19:00 gibi sandığımız saydık. 

Sayım süresince AK partili müşahit olmasına rağmen CHP'li müşahit yine yoktu. 

19:25 gibi Cumhur ittifakının kazandığı Bursa'nın ilk sandığını 4 polis noktasını geçtikten sonra il seçim kuruluna teslim ettik. Seçimde dikkatimi çeken noktalar, HDP’nin merkez ilçe pusulasında 0 (sıfır) oy alması ve söylentilerin çıktığının aksine hiçbir Suriyeli’nin oy kullanmamasıydı.

İstanbul'da süreç devam ediyor, çeşitli bölgelerdeki şaibeye mahal verecek seçim süreçleri yaşandı ve ülke güvenirliğimizin etkilendiği doğrudur.

Demokrasinin gereklerini yerine getirmemizi hayal ve ümit ederek yazıma her zamanki gibi Başbuğ Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün çok önemli bir sözü ile son verip esenlikler diliyorum.

"Yöneticiler iktidara saltanat sürmek için değil, millete hizmet için getirilmişlerdir. Ulus'a karşı olan görevlerini kötüye kullandıkları takdirde, şu ya da bu biçimde ulusal iradenin kendi haklarında vereceği karar ile karşılaşırlar."