6 Şubat: Bir felaket, bir Devlet ve vicdanın imtihanı

6 Şubat: Bir felaket, bir Devlet ve vicdanın imtihanı

6 Şubat sabahı telefonu elime aldığımda, Kahramanmaraş’ta meydana gelen büyük bir depremden söz ediliyordu. Kısa bir süre içinde bunun sıradan bir deprem olmadığı, 11 ili kapsayan, asrın en büyük felaketlerinden biriyle karşı karşıya olduğumuz anlaşıldı.

Felaketin büyüklüğünü anlayabilmek için tanıdığım milletvekili arkadaşlarıma ulaşmaya çalıştım. Görüşebildiğim bir arkadaşımın söylediği sözler hâlâ kulaklarımda:
“Ne olur bir şey sorma… Her yer yerle bir oldu. Memleketimiz gitti, yok oldu.”

Üzüntü tarif edilemez boyutlardaydı.

İlk günlerde hepimiz gibi ben de gelişmeleri haberlerden ve sosyal medyadan takip ettim. Ulaşım ağları çökmüş, iller arası bağlantılar kopmuştu. Böylesine büyük bir felakette birlik olmamız gerekirken, daha ilk saatlerden itibaren devleti ve kurumlarını hedef alan, “devlet yoktu, geç kaldı” gibi sorumsuz ve utanç verici söylemlerle karşılaştık. Enkazın, ölümün ve acının üzerinden siyasi rant devşirmeye çalışanları görmek, felaketin kendisi kadar yaralayıcıydı.

Depremden altı gün sonra bölgeye gitme kararı aldık. Yanımıza temel ihtiyaç malzemeleri alarak, gıda yüklü tırlarla Hatay’a hareket ettik. Hatay Serinyol Jandarma Alay Komutanlığı’na ulaştığımızda saat 21.30 civarıydı. Her yer zifiri karanlıktı. Jeneratörlerle sağlanan ışık altında enkaz kaldırma ve arama kurtarma çalışmaları sürüyordu. O sessizlik… Sadece makinelerin sesi… İnsanın içine işleyen, ürpertici bir tablo.

Dönemin Jandarma Genel Komutan Yardımcısı, bugün Jandarma Genel Komutanı olan Ali Çardakçı Paşa ile orada sohbet etme imkânı bulduk. Kendisine, “Devlet olay yerine geç kaldı” eleştirilerini sordum. Anlattıkları, masa başından konuşanların asla anlayamayacağı gerçeklerdi.

Depremi Siirt’te öğrendiğini, gece kar fırtınasına rağmen helikopterle Diyarbakır’a, oradan da kara yoluyla Hatay’a ulaşmaya çalıştıklarını anlattı. Yolda öncü aracın çöken yola düşmesi, yaşanan tehlike, yaralı askerlerin kurtarılması… Buna rağmen aynı gün Hatay’a ulaştıklarını söyledi. O andan itibaren de tüm askeri birliklerin, emir-komuta içinde arama kurtarma ve koordinasyon için sahada olduğunu ifade etti.

Şunu çok net söyledi:
“Devlet ilk andan itibaren buradaydı. Ancak 11 ilin aynı anda yıkıldığı bir coğrafyada, illerin birbirine yardım etme şansı yoktu. Dış yardımların bir gün gecikmesi bu yüzden oldu.”

Ertesi sabah Antakya’ya girdiğimizde, kelimelerin yetersiz kaldığı bir manzarayla karşılaştık. Ayakta kalan neredeyse tek bir bina yoktu. Geniş caddeler, yıkıntıdan geçilmez hâle gelmişti. Her enkazın başında yerli-yabancı arama kurtarma ekipleri vardı. Birçoğu askeriyenin kurduğu çadırlarda kalıyor, askerî koordinasyonla çalışıyordu.

Akşam saatlerinde, İçişleri Bakanı Sayın Süleyman Soylu’nun koordinasyonunda yapılan toplantıya katıldık. Daha önce Bozkurt sel felaketinde de benzer toplantılara katılmış biri olarak söylüyorum: Mükemmel bir organizasyon vardı. Hangi binada kaç kişi var, hangi köye ne eksik, hangi malzeme nereye gidecek… Her şey anlık takip ediliyordu. O toplantıya katılan CHP’li Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı’nın, bakanlara yürekten teşekkür ettiğine bizzat şahidim.

Maraş’ta Kocaeli Büyükşehir Belediyesi’nin örnek organizasyonunu gördük. Köy köy, kapı kapı dolaşılıyor, tek bir mağdur bile atlanmıyordu. Bir köyde ailesinden kayıplar vermiş bir amca, devlete her gün gelen yardımlar için dua ediyordu. Ta ki bir gün sosyal medyada aynı amcanın, bir mikrofon uzatılarak “devlet yoktu” dedirtilen görüntülerini görene kadar… Sonradan itiraf etti: Para verilmiş, böyle konuşması istenmişti. Utandığını söyledi.

İşte asıl çürüme budur.

Felaketler üzerinden siyaset yapmak, ölüler üzerinden rant devşirmek, acılı insanları kullanmak… Bu, muhalefet değil; vicdansızlıktır.

Bugün 6 Şubat 2023 depremlerinin üzerinden üç yıl geçti. Devlet, verdiği sözlerin büyük bölümünü tuttu. 11 ilde 455 bin konut hak sahiplerine teslim edildi. Eksikler elbette vardır, olacaktır da. Ama Türkiye Cumhuriyeti Devleti, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde, bu felaketin altından kalkabileceğini göstermiştir.

Yıkılan şehirler ayağa kalktı. Bitmiş umutlar yeniden yeşerdi.
Devlet, oradaydı.
Devlet, güçlüydü.
Ve hâlâ vatandaşının yanındadır.

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın
islami sohbet
dini chat sohbet odaları