Koltuklar geçer, gönüller kalır
Hayat bazen insanı hiç hesap etmediği yerlere taşır.
Bir gün işinin başında, alın teriyle rızkını kazanan bir iş adamı iken, gün gelir milletin emanetini omuzlarında taşıyan bir milletvekili, ardından devletin ağır sorumluluğunu üstlenen olursunuz. Bu yol uzun, yorucu ama bir o kadar da onurlu bir yoldur.
Yaklaşık on yıl…
Dile kolay.
Bu süre içinde kapınız hiç kapanmaz. Sabahın erken saatlerinden gecenin ilerleyen vakitlerine kadar ziyaretçiler eksik olmaz. Programdan programa koşarsınız. Bir şehirden diğerine, bir toplantıdan başka bir açılışa… Herkes size ulaşmak ister. Herkesin bir talebi, bir beklentisi vardır.
STK başkanları, yöneticiler, siyasetçiler, iş insanları, hemşeriler…
Etrafınızda adeta görünmez bir halka oluşur.
Her cümlenin başı “Sayın Vekilim” diye başlar.
O günlerde bunun makamın ağırlığından mı, yoksa şahsınıza duyulan sevgiden mi olduğunu çok da düşünmezsiniz. Çünkü tek derdiniz hizmet etmektir. Bir insanın işine çözüm bulmak, bir gencin önünü açmak, bir vatandaşın yarasına merhem olabilmek…
Sonra gün gelir, görev sona erer.
Yeni dönem başlar, yeni isimler gelir.
İlk zamanlar bu sakinlik dinlenmek gibi gelir insana. Yılların yorgunluğunu atarsınız. Fakat zaman ilerledikçe fark edersiniz ki, asıl yorgunluk kalabalığın içindeymiş, asıl yalnızlık sessizlikte başlıyormuş.
Telefon daha az çalar.
Kapınız eskisi gibi çalınmaz.
Davetiyeler kesilir.
Bir zamanlar etrafınızda pervane olanların, başka kapıların önünde beklediğini görürsünüz.
En çok da hitapların değişmesi dokunur insana…
“Sayın Vekilim” diyenler, bir anda sadece adınızla seslenmeye başlar.
Bazıları ise selam vermeden geçer.
İşte o an anlarsınız:
Makamlar geçicidir, insan kalıcıdır.
Makama gösterilen ilgi ile şahsa duyulan sevgi aynı şey değildir.
Ama insan bu noktada ya kırılır ya olgunlaşır.
Bizim tercihimiz küsmek değil, halkın arasına dönmek olur.
Protokol kapılarından çıkıp esnaf dükkânlarına girersiniz.
Kürsülerden inip kahvehane masalarına oturursunuz.
Bir çiftçinin derdini dinler, bir annenin duasını alırsınız.
Ve görürsünüz ki gerçek vefa oradadır.
Bir esnafın gözlerinizin içine bakarak söylediği;
“Allah razı olsun, sizi unutmadık” sözü,
en kalabalık salonlardaki alkışlardan daha kıymetlidir.
O zaman şunu anlarsınız:
Siyaset makam için yapılırsa biter, millet için yapılırsa devam eder.
Bu yüzden artık mesafemizi makamlara göre şekillenen çevrelere değil, gönlünü samimiyetle açan insanlara yakın tutarız. Çünkü biliriz ki koltuklar gelip geçicidir, geriye sadece insanın bıraktığı iz kalır.
Bugün geriye dönüp baktığımızda ne unvanların ne sıfatların bir anlamı kalıyor.
Ama dokunduğunuz bir hayat, çözdüğünüz bir sorun, aldığınız bir dua…
İşte onlar ömür boyu sizinle geliyor.
Belki de en büyük makam, bir insanın kalbinde yer bulabilmektir.
Çünkü gün gelir kalabalıklar dağılır, ışıklar söner, alkışlar susar…
Ama gönüllerde yer ettiyseniz, asıl o zaman kazanmışsınızdır.
Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.
