Evdeki hesap çarşıya uymadı

Evdeki hesap çarşıya uymadı

Ortadoğu bir kez daha ateş çemberine dönmüş durumda.

ABD ve İsrail, uzun süredir planladıkları operasyonu nihayet sahaya sürdü. Washington’da Donald Trump, Tel Aviv’de ise Netanyahu yönetimi, İran’a yönelik büyük bir askeri hamleyle kısa sürede sonuç alabileceklerini düşündüler.

Plan basitti.
Bir sabah ansızın başlayan geniş çaplı saldırılarla İran’ın askeri altyapısı felç edilecek, rejimin kilit isimleri ortadan kaldırılacak ve birkaç hafta içinde Tahran’da yeni bir yönetim kurulacaktı. Trump da dünya kamuoyuna “tarihi bir zafer” ilan edecekti.

Ama hesap ettikleri gibi olmadı.
Çünkü İran yıllardır tam da bugün için hazırlanıyordu.

Batı dünyasında birçok analist, İran’ın daha önce İsrail ile yaşadığı 12 günlük çatışma sürecinde ciddi mühimmat kaybettiğini ve kısa sürede bunu telafi edemeyeceğini düşünüyordu. Oysa görünen o ki İran bu süreci yalnızca bir savaş olarak değil, büyük bir hesaplaşmanın provası olarak görmüş.
Bugün sahada gördüğümüz tablo bunun en açık göstergesi.

İsrail ve ABD elbette İran’ın bazı kritik tesislerini vurdu. Bazı askeri noktalar zarar gördü. Ancak buna rağmen İran hem İsrail’e hem de bölgedeki Amerikan hedeflerine ciddi zayiat verdirmeye devam ediyor.
Üstelik savaş sadece askeri değil, ekonomik bir yıpratma savaşına da dönüşmüş durumda.

İran’dan atılan bazı füzeler hedefe yaklaşırken havada parçalanarak onlarca ayrı başlığa dönüşüyor. Bu durumda İsrail’in “Demir Kubbe” sistemi tek bir tehdidi karşılamak için bile çok sayıda savunma füzesi ateşlemek zorunda kalıyor. Her bir savunma füzesinin maliyeti milyonlarca dolar.

Yani İran yalnızca saldırmıyor.
Aynı zamanda İsrail’in ve ABD’nin mühimmat stoklarını da hızla eritiyor.

Bu savaşın kısa sürede biteceğini düşünenler yanılıyor olabilir.
Çünkü İran’ın arkasında doğrudan sahada görünmese de Çin ve Rusya gibi büyük güçlerin stratejik desteği olduğu konuşuluyor. Enerji, teknoloji ve lojistik alanındaki bu destek İran’ın savaş kapasitesini uzatabilecek önemli bir faktör.
Ancak belki de en dikkat çekici unsur İran halkının gösterdiği direnç.

ABD ve İsrail’in en büyük beklentilerinden biri, rejimin lider kadrosuna yönelik saldırılar sonrasında İran’da iç karışıklık çıkmasıydı. Hatta Ali Hamaney’in öldürülmesi halinde rejimin hızla çökeceği düşünülüyordu.
Fakat sahadaki tablo tam tersini gösteriyor.
İran halkı ülkesini terk etmiyor.
Aksine yurtdışındaki birçok İranlı ülkesine geri dönüyor.
Devletin arkasında durarak bir direniş psikolojisi oluşturuyor.

Bu durum ABD ve İsrail’in hesaplamadığı bir sosyolojik gerçekliği ortaya koyuyor:
Dış tehdit, toplumları parçalamak yerine çoğu zaman daha fazla kenetler.

Ortadoğu tarihine bakıldığında bu durum yeni değildir.

Bugün gelinen noktada görünen şu ki;
Trump’ın ve Netanyahu’nun hayal ettiği hızlı zafer senaryosu giderek uzaklaşıyor.
Bu savaş belki aylar sürebilir, belki daha uzun.

Savaşın sonunda kim kazanacak, kim kaybedecek bunu zaman gösterecek. Ancak şimdiden net görülen bir gerçek var:

Bu savaş yalnızca İran ile ABD-İsrail arasında değil, aynı zamanda küresel güç dengelerinin yeniden yazıldığı büyük bir hesaplaşmanın parçasıdır.

Ve görünen o ki…
Evde yapılan hesap, Ortadoğu’nun sert gerçekleriyle çarşıya uymamıştır.

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın
islami sohbet
dini chat sohbet odaları