Ortadoğu cadı kazanı: Ateş çemberinde akıl ve devlet aklı

Ortadoğu cadı kazanı: Ateş çemberinde akıl ve devlet aklı

Ortadoğu bir kez daha tarihinin en tehlikeli günlerinden geçiyor.
Bölge adeta kaynayan bir cadı kazanına dönmüş durumda.

ABD ve İsrail uzun süredir İran’ı diplomasi masasına çekmeye çalışıyordu. Görünürde müzakere, perde arkasında ise askeri hazırlıklar yürütülüyordu. Nihayet beklenen oldu ve bir sabah saatlerinde İran’ın en üst düzey yöneticilerinin toplantı yaptığı sırada saldırı başlatıldı.

İran’ın dini lideri Ali Hamaney başta olmak üzere çok sayıda üst düzey komutan ve yetkilinin hedef alındığı bu saldırı, aslında uzun süredir hazırlanan planın devreye sokulduğunu gösteriyordu.

ABD bölgede tarihte görülmemiş ölçüde askeri yığınak yapmıştı. Washington’daki stratejistler muhtemelen bu operasyonun birkaç gün içinde sonuç vereceğini, İran’ın kısa sürede çökeceğini düşünmüşlerdi.

Ancak hesaplar tutmadı.

İran yıllardır böyle bir senaryoya hazırlanıyordu. Sadece savunma değil, aynı zamanda asimetrik savaş stratejisi üzerine ciddi yatırımlar yapmıştı. Beklenenin aksine İran, İsrail ve ABD’ye tahmin edilenden çok daha büyük zararlar verdi ve vermeye devam ediyor.

Savaşın ilk günlerinden itibaren İran, Körfez’de bulunan Amerikan üslerini hedef aldı. Bununla da yetinmedi, Doğu Akdeniz’deki İngiliz askeri tesislerini vurdu. Hatta ABD’nin bölgede kurduğu en önemli radar sistemlerinden biri de İran füzeleriyle devre dışı bırakıldı.

Bu noktada dünya şu soruyu sormaya başladı:
İran gerçekten yalnız mı?

Çin ve Rusya’nın doğrudan savaşa girmese bile stratejik ve lojistik destek verdiği yönünde güçlü iddialar gündemde. Küresel güç dengelerinin yeniden şekillendiği bir dönemde bu ihtimal hiç de uzak görünmüyor.

Bugün gelinen noktada açık olan bir gerçek var:
Bu savaş kısa sürede bitecek gibi görünmüyor.

Özellikle İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatması, dünya ekonomisi açısından son derece kritik bir gelişme. Küresel petrol ticaretinin yaklaşık üçte biri bu dar geçitten geçiyor. Boğazın kapanmasıyla birlikte petrol fiyatlarının hızla 100 doların üzerine çıkması küresel ekonomiyi ciddi şekilde tehdit ediyor.

Savaşın yayılma ihtimali ise en büyük endişe.

İran’dan atılan bir füzenin Türkiye hava sahasına yönelmesi ve havada imha edilmesi, bölgede tansiyonun ne kadar yüksek olduğunu gösterdi.
Azerbaycan’ın Tebriz Havalimanı’na düşen iki insansız hava aracı ise akıllarda başka bir soruyu gündeme getirdi:

Türkiye bu savaşın içine çekilmek mi isteniyor?

Çünkü bu savaş sadece İran ile ABD-İsrail arasında bir çatışma değil. Bu savaş aynı zamanda küresel güç dengelerinin yeniden yazıldığı bir hesaplaşma.

Bugün Ortadoğu ülkelerinde insanlar geceleri siren sesleriyle uyanıyor.
Sığınaklarda geçen günler, belirsizlik, korku ve kaos…

Ama Türkiye’de insanlar işine gidiyor, üretimine devam ediyor, gece başını yastığa koyup uyuyabiliyor.

Bu tesadüf değildir.

Bu durum, yıllardır yürütülen dengeli ve akılcı diplomasinin bir sonucudur. Türkiye bir yandan güçlü savunma sanayisini kurarken diğer yandan uluslararası ilişkilerde itidalli ve stratejik bir politika izliyor.

Bugün bazı çevreler çıkıp soruyor:
“Neden ABD’ye sert çıkış yapmıyorsunuz?”
Devlet yönetmek sosyal medya üzerinden slogan atmaya benzemez.
Devlet yönetmek akıl, denge ve strateji ister.
Bir ülkenin lideri duygularla değil devlet aklıyla hareket etmek zorundadır.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Türkiye’nin devlet aklı tam da bunu yapıyor.

Bölgemiz ateş çemberi içindeyken Türkiye’nin ayakta kalabilmesi, ekonomisini sürdürebilmesi ve güvenliğini sağlayabilmesi kolay bir iş değildir.

Bugün Türkiye’nin izlediği politika aslında tek bir hedefe dayanıyor:
Savaşı büyütmeden, ülkeyi bu ateş çemberinin dışında tutmak.
Çünkü savaşın kazananı yoktur.
Ama görünen o ki bu savaşın sonunda büyük güçler ciddi yaralar alacak.
ABD ve İsrail İran’da rejim değişikliği hedefliyordu.
Eğer bunu başaramazlarsa bu savaşın en büyük kaybedenleri de yine onlar olacaktır.
Ortadoğu bir kez daha büyük bir hesaplaşmanın sahnesi.

Dileğimiz odur ki bu savaş daha fazla büyümeden sona ersin.
Çünkü ateş büyüdüğünde sadece Ortadoğu’yu değil, bütün dünyayı yakar.

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın
islami sohbet
dini chat sohbet odaları