04.12.2018 12:16

Arap baharını pas geçtik

Arap baharını pas geçtik

Büyük bir gayret ile Tunus da başlayıp, Libya, Mısır ve Suriye’yi kapsayan, Libya’yı halen kaosa boğan, Suriye’yi halen iç savaş içinde bırakan, Irak da milyonlarca insanın ölümüne sebep olan ‘Arap baharı’, Türkiye de Gezi ile yürürlüğe sokulmaya denendi ise de, çok şükür istediklere seviyeye gelmedi!

Şimdi ise, Avrupa’da kış başladı.

Fransa da “Sarı yeleklilerin” başlattıkları olaylar, çığrından çıktı, Belçika’ya taştı. Almanya’ya varması an meselesi. 

Hatta Almanya’nın Aachen şehrine varmış bile. 

Aachen çok kritik bir şehir. Almanya, Belçika ve Hollanda’nın üçgen oluşturduğu bir şehir!

Sanıyorsam bu da Avrupa kışı olsa gerek. 

En azından bu kalkışmanın organizatörleri böyle adlandırmış.

Sistem ve semboller aynı. 

Piyanolu adam, kırmızılı kadın… 

Sarı yelekliler, başta akaryakıt fiyatlarını protesto etme adına yola çıkmışlardı. 

Bugün ise alenen Makronun ve hükümetin istifasını istiyorlar. 

Belçika da da durum aynı. 

Yüksek akaryakıt fiyatları ve vergi zamları, herkesi inletse de bu tip olayların baş organizatörü Soros ve Avanesi’nin amaçları farklı.

Birinci etapta, AB’yi, İngiltere’nin Brexit şartlarını kabul etmeye zorladı. 

İkinci etapta ise, yine AB’nin, hele de iki baş ülke, yani Almanya ve Fransa’nın birleşik bir ordu kurma, dolayısı ile NATO’dan bağımsız olma planları idi. 

Bundan da vazgeçilmiş gözüküyor.

Tabii, ayaklanma şiddetini arttırarak devam ediyor bu ara. Zafer anıtın etrafında yoğunlaşan çatışmalardan evlerde nasibini aldı. 

Ancak bir görüntü vardı ki, insanı düşünceye itiyor.

Üstsüz bir takım bayan gösterici, bir pankart tutarak yürüyordu. Vücut ve yüzleri ise bayraklar gibi boyanmıştı. AB ülkelerinin bazılarının bayrakları ve ne hikmetse de temsili Türk Bayrağı da bunların arasında yerini almıştı.

Peki her fırsatta, Türkiye’nin Avrupa ile alakası olmadığını savunan bunlar, mesele kalkışma olunca neden Türkiye’yi içeriye alıyorlar?

Evet, tüm batı Avrupa ülkelerinde akaryakıt krizi başgösterdi. Çünkü dağıtımda sorunlar var. 

Aşırı sıcak ve kuru geçen bir yazın ardından, halen beklenen yağışlar başlamadı ve dağıtım ağı olan nehirler de tanker gemileri sefere çıkamıyor. Bu durumda ise, kamyon tankerler ile en azından asgari ihtiyaç giderilmeye çalışıyor, ancak bu da maliyeti arttırıyor. Haliyle de fiyatları.

Aksine tüm dünya da ham petrolün varil fiyatları tarihi rakamlara gerilediğinde, bu artışı kimseye anlatamazsınız.

Dağıtımda tüm Avrupa ülkeleri aynı yöntemi kullandığı için, hemen her ülkede de fiyatlarda, tepkiler de aynı.

Almanya’da bir de üzerine eklenen, bitmek bilmeyen dizel araç skandalı ve mahkemelerin, çevrecilerle açılan davalar doğrultusunda, dizel araçlara girme yasağı verdiği kararlar, iş bu araç sahiplerini çileden çıkarıyor.

Avrupa’da kazan epeyce kaynayacak gibi. Her ne kadar yaklaşan Noel bayramı belli bir dinginlik getirme ihtimaline sahip olsa da buna daha bir aylık bir zaman var. 

Kapalı kapılar ardında çirkin planlar yapılmaya başlandı bile.

CHP Genel Başkanı’nın bu esnada, Almanya’ya gitmesi, Gezinin görünen finansörü olan Alman vakıfları ile, PKK’lı Alman vekilleri ile görüşmesi hem manidar, hem de endişe verici bir durumdur! 

Bir utanç abidesi olması ise çabası! 

Şimdi tabii denilebilir ki, bu davranış Kılıçdaroğlu’nun doğal hali, her seçimden evvel direktifi Kandil’den, uygulama aklını Almanya’dan alır.  Evet doğrudur. 

Ancak bu zatın, Gezi’den öncede, kah aleni, kah ise gizlice AB ve özellikle de Alman bir takım siyasi ve gayri siyasiler ile çok kez buluşup, yoğun mesai sarfettiği ortaya çıktı!

Arap baharının Türkiye ye sıçraması için, elinden gelen her türlü gayreti gösterdi. Öyle ki, gurup toplantısında, gezici vandallara dizmediği methiyeler kalmadı, yetmedi, ‘tertemiz alınlarından’ öptü!

Ve şimdi, Avrupa da yakılan bu ateşi, bir şekilde Türkiye’ye taşımak istedikleri ise gün gibi ortada.

Tam da ülke seçim atmosferine girmişken, yazın yaşanan dolar krizini fırsat bilip milleti kaşıklayanlar, dolar, kriz öncesi seviyesine dönmesine rağmen bu kazıkçılığa devam ederken, ellerine bulunmaz bir fırsat geçti sanıyor olmalılar!

Ancak hesabı yine Necip Türk milletini dikkate almayarak yaptılar!

Çünkü bu millet, evet, eleştirir, bu da en doğal hakkı dır. Ancak, birilerinin dolmuşuna gelip de vatanını satmaz kardeşim!

Kendi seçtiği başkanı eleştirir, serzenişte bulunur, bulunur da harcamaz!

Yeter ki, biz ülke olarak feraseti ve sağduyuyu elden bırakmayalım ve tüm farklılıklara rağmen, ülkemizin çok renkli bir mozaik olduğunu unutmayalım.

Çünkü başladılar bile!

10 Kasım provokasyonları, aklı evvel birinin kalkıp da 15 Temmuz’u ve Aziz şehidlerini eleştirmesi, toplumsal sinir uçlarına dokunacak yargı kararları, çığlık atan üniversite hocaları…

Bunların hepsi, yol yapma deneyleri.

Algı yönetmenliği, toplum mühendisliği denemeleri.

Lakin, insanımız birbirini de eleştirse de görüş ayrılıkları olsa da mezhep farklılıkları olsa da iş ciddiye bindiğinde, sımsıkı kenetlenir. ‘Kol kırılır yen içinde kalır!’ mantığı ile hareket eder. 

Bu kez de bu provokasyonlara gelmeyecektir. 

Tabii bu esnada da şu soru sorulmalıdır bence:
Ülkücü olduğunu iddia eden Meral Akşener, alenen PKK ile kol kola girmiş, Almanya’da PKK ve YPG’yi hararet ile savunan vekiller ile biraraya gelen bir CHP ile hangi ideolojik bağı bulmuş ki, seçimde ittifak yapmayı düşünüyor. Ve bunu parti tabanına nasıl açıklamayı?

Şimdi birileri ‘çakma Asena’ deyince de kızacak!


Bir diğer yazımızda buluşmak ümidi ve dua ile Vesselam