Murat Yılmaz

Murat Yılmaz

FETÖ'nün hangi ayağı?

Günlerdir, özellikle de Urla Belediye Başkanı (CHP) FETÖ'den alındıktan sonra, bir yandan İP, bir yandan da bizzat Kılıçdaroğlu tarafından ortaya ‘FETÖ'nün siyasi ayağı tartışması başlatıldı.
FETÖ'nün hangi ayağı?
Hiç şüpheniz olmasın ki, bu girişimler de bir başka ‘cambaza bak' taktiğinden başka bir şey değildir.

Eş zamanlı da Hakan Şükür, Avrupa gazetelerine, TV'lerine, mağduriyet röportajları vermek ile meşgul.

Ve yine aynı zamanda, ortalıklarda, güya haksız yere içeri alınmış FETÖ mensuplarının, sözde yakınları, yine mağdur ajitasyonu peşinde.

Tam bir false flag operasyonu!

Çünkü diğer tarafta MİT, bu menfur teşkilatın, habis virüsün, yeniden örgütlendiğini, yeni gaybubet evleri kurduklarını, yeniden kendilerine yakın esnaf ve iş adamlarından ‘himmet' toplamaya başladıklarını, yani yeniden canlandıklarını ortaya çıkarttı!

Toplantılarını, seyyar halinde, kapalı kasa minübüsler de yapacak kadar tertipliler!

Bu hain örgüt, hiçbir zaman yok edilmedi, edilemedi!

Acı gerçek bu.

Askeriye ve emniyeti temizlemeye uğraşırken, diğer kurumlarda ister istemez rehavet gösterildi!

Ama sadece devlet kurumlarında değil.

Bankacılık sektöründe, özel sektörde, bu teşkilatın üzerine sistematik olarak gidilmedi!

Siyaset de gidilmedi!

Daha doğrusu gidilemedi.
Çünkü, devletin her kademesine, her kurumuna onyıllar önce, bir şekilde sızmış bu ahtapotun sayısız kollarını kesmek, elbette kolay bir şey değil!

Bir diğer yandan da FETÖ'nün, ‘At izini, it izine karıştırma' planı tam tutmuş vaziyette!

Gerçek şu ki, 15 Temmuz ardından, Devletin içinde olduğu hal tam bir dilemma!

Çok azılı, çok sinsi, çok tehlikeli bir düşman ile karşı karşıya ve fakat anca, bu düşman ile mücadele ederken izlediği yolların bazıları, toplum içinde, en azından eleştiriye maruz kalıyor.

Çünkü bu Teşkilatın bıraktığı mayın tarlası, insani kaderler ile tuzaklanmış.

Ve şimdi, birileri ‘FETÖ'nün siyasi ayağı' diye yaygara yaparak, olayı sulandırmaya başlıyor.

Bunu yapan CHP'nin Genel Başkanı!

Evet, HDP, dolayısıyla PKK ile kol kola gezmekten hiç ama hiç çekinmeyen, bunda bir beis görmeyen biri.

Yani şimdi FETÖ bir terör örgütü de PKK izci gurubu mu?

Bir Terör örgütü olan PKK ile uzantısı HDP ile alenen iş birliği yapmak, tamam, ama FETÖ ile bir arada olmak mı suç?

Kaldı ki, Kılıçdaroğlu camdan evde oturup, sapanla oynuyor.

Sadece Başdanışmanının 15 Temmuz gecesi dahil olmak üzere, ByLock'dan yaptığı binlerce görüşmeyi nereye koyacağız?

Gülen'i FETOŞ yapan, CHP'nin yıllardır Genel Sekreterliğini yapmış, Rockefellerin adamı, Kasım Gülek'i ne yapacağız?

Bank Asya'ya, Zaman gazetesi ve Samanyolu operasyonlarına canlı kalkan olarak ve üstelikte Kılıçdaroğlu'nun bizzat emri ile koşan CHP vekilleri ne olacak?

17/25 de, akabinde, FETÖ'nün kırpıp düzenleyerek hazırladığı sahte TAPE'leri, TBMM'de dinleten kimdi?

15 Temmuz'dan mütevellit, her platformda bu darbe girişimini ‘tiyatro' veya ‘kontrollü darbe' olarak bir töhmet oluşturmaya çabalayan CHP değil mi?

Gelelim İP'e!

Yine 15 Temmuz evveli, Genel Başkanları, çıktığı tüm kanallarda “Temmuz'da her şey değişecek, ben Başbakan olacam” diye, ağzını gere, gere, ergen şımarıklar gibi konuşmadı mı?

İlave olarak da sürekli “Yurtta Sulh, Cihanda Sulh” meselesini diline pelesenk yapmamış mıydı?

Hele de DYP iktidarında, onu kim içişleri bakanı yaptırmıştı?
Papa mı? ABD Başkanı mı? Yoksa bizzat FETOŞ mu?

Demek ki neymiş?

FETÖ'nün siyasi ayağı, ayın 14. gibi meydanda imiş.

PKK'nın siyasi ayağının da olduğu gibi.

Ve neymiş, 2016'dan beri, her fırsatta akil insanlar, yazmaktan kalemleri tükendi, anlatmaktan dillerinde tüy bitti: FETÖ ile mücadele rehavet götürmezmiş!!!

Bu hususta yapılan rehavet, çok büyük sıkıntılara yol açacak, açtı da!

Her yerde üstlerine gidilen bu terör örgütü, halen tıkır, tıkır, yurtdışına insan kaçırıyor, yetmedi toparlanıyor, yetmedi yeniden organize oluyor ve üstelik de ortalıklarda tekrar seslerini çıkartmaya cüret ediyorlar.

Ve daha halen, üstelik de bizim mahalleden birileri, ortalıkta bunlara acıyor.

Neymiş, aralarında masumlar varmışmış, kurunun yanında yaşta yanmışmış, çaycıdan, bakkaldan ne istenmişmiş, kodomanlar kaçmışmış.

Şimdi o ulaşılmayan bakkallar, çaycılar, mağazacılar ve bilmem kimler kimler, bu örgütü tekrar toparlıyorlar. Paralar yağdırıyorlar.

Merhametten maraz doğarmış derler atalarımız.
İşte yine doğdu, doğuyor.

Ve bu millet tarihi boyunca hep merhametinden ötürü kazık yedi.

FETÖ'ye merhamet, merhamete ihanettir.

Ne yazık ki, onların propaganda mekanizmaları, algı yönetimi, bizimkinden çok daha efektif.

Yani haklı iken haksız duruma düşüyoruz çoğu zaman.

Yapılması gereken, şimdi, hemen, FETÖ'nün üstüne, gidilebilecek en büyük şiddetle gitmektir.

Bu bağlamda, her Türk vatandaşı da ellerinde kanıt varsa, bu kanıtlarda birini FETÖ'cü olarak işaret ediyorsa, bunu hemen, derhal gerekli mercilere bildirmesidir.

Bu, CHP Genel Başkanı içinde birebir geçerlidir.

Yani her fırsatta elinde liste ve delil olduğunu, bunların da AK Partisi içinde Vekilerin, Bakanların FETÖ'cü olduğunu gösterdiğini iddia eden Kılıçdaroğlu, bu listeyi, bu belgeleri acaba niye Savcılığa teslim etmez, edemez?

Çünkü yok ta, ondan.

Olsa bir saniye bekler miydi?


Yani yeni bir algı, yeni bir ters algı operasyonunun içindeyiz!


Bir diğer yazımızda buluşmak ümidi ve dua ile Vesselam

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın