Murat Yılmaz

Murat Yılmaz

Hanau!

Geçen Çarşamba’yı, Perşembe’ye bağlayan gece, Almanya’nın Hanau kentinde, bir (?) gözü dönmüş, ağır ırkçı bir sosyopat, dokuz yabancıyı dördü Türk, öldürdükten sonra, evine giderek annesini de öldürüp intihar etti!
Hanau!
En azından, Alman makamlarının versiyonu bu!

Olay gecesini birebir sosyal medyadan takip ettim.

İlk gelen bilgilerin arasında iki araba ve çoğul failler vardı.

Sabah, bu tek fail versiyonunu, Alman makamları ortaya attı ve öyle de kaldı!

Bir diğer soru işareti ise nedense Avrupa’da bu tür eylemleri gerçekleştiren ve hangi hastalıklı ideolojiye sahip olurlarsa olsunlar, tüm teröristlerin ölü ele geçirilmesidir!

Almanya’da bunu NSU terör örgütünde gördük.

Baş failler, Uwe Böhnhardt ve Uwe Mundlos da intihar etmişti güya!

Artık intihar ettikten sonra, içinde bulundukları karavanı nasıl yakmayı becerdilerse işte…

Geri kalan kadın terörist ise tüm mahkeme sürecinde, tek bir kelam etmedi!

Alman makamları, özellikle de iç istihbarat servisi, tüm dosyaları ya yok etti ya da 150 seneliğine “çok gizli” mührünü vurdu.

Bu ara Alman siyasetçileri ise hiçbir şekilde olaya duyarlılık göstermedi!

Diyelim ki, bu Hanau’da olan terör saldırısı, gerçekten de tek bir kişinin işi.

Peki Almanya bu duruma nasıl geldi?

Yani, ırkçılık, yabancı düşmanlığı, aşırı sağcılık, neden bu kadar hortladı?

Sene 1989’da iki ayrı Alman devleti bir araya geldi.
Fakat bir yanda ekonomik her türlü serbestisi olan, teknoloji de dünyanın en ileri devletlerinden biri olan Batı Almanya.

Diğer tarafta ise, yıllarca komünist idaresi altında, geri kalmış, bırakılmış, sefaletten geçilmeyen, altyapısı da ekonomisi de yerle yeksan olan, kültürsüz, bağnaz Doğu Almanya!

Bugüne kadar da bu uçurum kapanmadı, asla da kapanmayacak.

Tehlike ise şurda idi ve halen de burada:
Doğu Almanya, zamanında, Hitler’in ve Nazilerin yönetim birimini, birebir kopyalamış, sadece kızıla boyamıştı.

Gestapo’nun yerini Stasi almış, SS’in yerini NVA almıştı.
Baskı, ispiyonculuk, aile aralarına kadar da sızmış, insanlar nefes dahi alamaz halde idiler.

Ve birleşme gerçekleştikten sonra, içlerindeki Nazi hortladı, yaygınlaştı, tüm ülkeyi yaktı kavurdu.

Eski halk partileri ise Schröder yönetiminde sonra, adeta sapıttı.
Hele de Sosyalist SPD ve muhafazakar CDU, yani tabandan tavana zıt, iki parti koalisyonundan sonra, ülke iyice zıvanadan çıktı!

İşsizlikten kırılan Doğu Almanlar, tek tek isyana başladı.

Önce aşırı solcu ve eski Doğu Almanya’nın tek Partisi SED’nin Selefi olan Sol partiye eylem gösterseler de içlerindeki faşist uyandıktan sonra, önce PEGİDA denilen aşırı sağ, özellikle de İslam düşmanı hareketi kurdular, sonra da bu hareketin içinden AfD denilen aşırı ırkçı, radikal sağ parti çıktı.

Bugün Almanya’da birçok Eyalet ve nihayet de Federal Parlamentosu’nda yer buldular.
Hem de üçüncü parti olarak.

Gezi olaylarından sonra, tüm Alman partileri!
Hangi cenahtan olursa olsun, Türkiye’yi hedef aldılar.
Başta Sayın Erdoğan olmak üzere, sabah, akşam, akıllarını Türkiye ile bozdular, ama iç meselelerini görmezden geldiler.

Angela Merkel, Volker Beck, Horst Seehofer, Partick Lindner, Cem Özdemir, Martin Schulz…
Hepsi, ama hepsi, bugün gelinen noktanın birinci derece failleri!

Ve tabiiki de Alman Ana akım medyası!

Her türlü ve akıllara ziyan manşetler, yazılar, alakasız insanlar ile yapılan yalan, yanlış röportajlar, TV şovları…

Hepsi, kafayı Türkiye’ye takmıştı.

Hatta bir ara, Recep Tayyip Erdoğan’ı Almanya’nın Reis-i Cumhuru sananlar vardı!

Suriye’den gelen mülteci akını ise her şeyi tam etti.

Tabii suçlu Türkiye idi.
Ve Türk düşmanlığına, İslamofobya da eklenince, bugün gelinen durum, kaçınılmazdı.
Sadece be zaman olacağı belli değildi.

Gelelim bu teröriste!

Almanya’da bulundurma ruhsatı almak bile bir meseledir.

Üçyüz küsür soruluk bir kataloğu ezbere bilmeniz gerekir, ayrıca, ne için silah edinmek istediğinizi de inandırıcı şekilde beyan etmeniz ve emniyet makamlarının da bunu kabul etmesi gerekir!

Evinizde muhakkak bir çelik kasa/dolap olmalı ve sizden başka kimsenin de erişememesini şağlamış olmanız lazım.
Bu da sıklık ile kontrol edilir.

Ancak demek ki, ruh halini kimse kontrol etmiyor!

Çünkü bu manyak, legal silah sahibi idi!
Ruh halinin ciddi bozuk olduğunda dair kendi internet sitesinde paylaşımlar vardı ve en önemlisi:
Bu manyak, şimdi soruşturmayı yürüten Alman Federal Baş Savcısına, üç yıl evvelden, abuk subuk şikayetlerde bulunmuştu.

Peki ne yaptı Alman makamları: Hiç!

Eminim ki, o şikayetlerden sonra, bu şahsı araştırmışlardır.
Silah ruhsatı sahibi olduğunu görmüşlerdir.

Ama, gidip de elinden almamışlar!

Yalnız, bir Türk’ün üstünde çakı bulmasınlar!
Ters kelepçeleyip, terörist muamelesi yaparlar.

Kısacası, Hanau katliamının ana failleri, Alman siyasileridir, Alman ana akım medyasıdır ve genetik olarak ırkçı olan Alman milletidir.

Kafalarına milyonlarca bomba atarak, ancak 60 yıl dizginlendiler.

Bugün ekranlarda, ‘yas tutanlar’, ‘yanınızdayız’ mesajları verenler, ellerindeki kanı yıkayıp da çıkmışlardır!

Eski bir Türk mafya raconu derdi ki, “Bir vurulma ardından, ilk hastaneye gelen, bu işi yaptırandır.”

Ne hikmetse, olay yerine ilk gelen, Alman İçişleri Bakanı, Horst Seehofer oldu!

Hani, şu “İslam Almanya’ya ait değildir” diyerek İslamofobya’yı ateşleyen,
Irkçı İç İstihbarat Başkanı Maasseni, canhıraş savunan,
Polisin içinde, özel birliklerin içinde,
Askeriyenin içindeki
Aşırı sağcı ve ırkçılara göz yuman Horst Seehofer!

Bir diğer yazımızda buluşmak ümidi ve dua ile Vesselam

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın