Murat Yılmaz

Murat Yılmaz

İçimizi yaktı Kahramanmaraş

Bugün Kahramanmaraş'ta yaşanan bir asayiş olayında, bir kahraman polisimiz şehid oldu, bir diğeri de yaralandı.
İçimizi yaktı Kahramanmaraş
Şehid kahramanımıza Allahtan Rahmet, yaralı kahramanımıza acil şifalar, yakınlarına ve silah arkadaşlarına sabırlar diliyorum.

Milletimizin başı sağ olsun.

Sonuçta fail de vurularak yakalandı ve müdahalelere rağmen öldü!

Bilanço buraya kadar!

Gelelim meselenin anatomisine.

Bu bilanço bu kadar ağar olmayabilir, hatta kimsenin burnu dahi kanamadan çözülebilirdi belki de.
Ancak olmadı.
İki haneye ateş düştü.

Olaya baktığımızda, ortada bir katil zanlısı var.
Muhtemelen silahlı ve tehlikeli.
Bulunduğu yer tespit edilmiş.
Gözaltı işlemi yapılacak.

Tekrar ediyorum, aranan şahıs bir katil zanlısı, muhtemelen silahlı ve tehlikeli.
Kaybedecek de hiçbir şeyi yok.

Yani bu kişi bildiğimiz bir kriminal vaka değil.
İfade için de yakalanması yok.
Cinayetten aranıyor, hırsızlıktan değil.

Olayı sevk ve idare eden, her kimse bir hatalar silsilesine girmiştir, yanlış kararlar ve emirler vermiştir. Olay bu kadar net!

Çünkü böyle bir şahısın, yani köşe sıkışmış ve yaralı bir yaban domuzu psikolojisinde ve tehlikesinde olan bir şahsın, her şeyi göze almış olduğunu nasıl öngöremez?

Bu kadar yüksek riskli bir iş için, hangi akla hizmettir bilinmez, iki kişilik bir ekip gönderir?
Zihnim almıyor doğrusu.

Bakınız, dünyanın her yerinde, bu tip işler için polisler özel timlerini kullanırlar!

Misalen, Almanya'da X bir suçlunun evi aranacak.

Bunu bir operasyon düzeninde SEK yapar.
Kapı ona göre açılır, içerde kim var ise derdest edilir, güvenlik sağlanır, sonra arama görevini yapmak üzere şube elemanları gelir.

Başka bir misal.
ABD'de bir suçlunun şartlı salıverme kanununa muhalefetten dolayı tutuklanması gerek.
Bunu şube memurları yapmaz.
SWAT timleri evi sarar, içeri girer, kişiyi zapturapt altına alır ve ekiplere teslim eder.

Peki bizim PÖH'lerimiz bunları yapamaz mı?
Hem de en alasını yapar ve yapıyor da zaten.

PÖH gittiği her yerde destanlar yazıyor.
Verilen her görevi de eksiksiz olarak yerine getiriyor.

İşte sihirli sözcük de bu: Verilen görevleri!

İşin başında, bu şahsı alma görevi PÖH'e verilse idi, eğitim, tecrübe ve donanım olarak çok daha uygun olduğu için, PÖH strateji geliştirir, muhtemelen de şahıs daha gık demeden ele geçirmiş olurdu.

Burada kimse benim diğer polisleri kötülediğimi sakın sanmasın!
Asla. Bizim her memurumuz bir cevherdir.
Mesele o değil.
Mesele, imkan, eğitim, donanım ve uzmanlık.

PÖH, polisin çağırdığı polistir.

Bu facia, doğru sevk ve idare edilse idi, planlansa idi, bugün yaşanan trajedi, belki de yaşanmayacak, hiç olmsa, bilanço bu kadar ağar olmayacaktı.

Bu tip olaylarda uygulanan bir müfredat vardır.
Ancak o müfredatın değişmesi gerektiğinide bugün maalesef görmüş olduk.

Ve eğer yok ise acilen yazılması gerekmektedir.

Polisimiz, olağanüstü şartlarda, ileri derecede başarılı çalışmakta.
Buna her gün tanık oluyoruz.

Ancak, bence, bazı şeyleri gözden geçirme vakti gelmiştir.

Bu yazıyı oldukça kısa ve birçok terimlerden imtina ederek, işin püf noktalarına değinmeyerek yazmak durumunda idim.

Çünkü kimseye tüyo vermek niyetinde asla olamazdım.

Bu vatan, millet için şehid olan her bir arslan yüreğimi derinden yakar.
Onun içinde ne kadar kısıtlı olsa da bu yazıyı yazmamak olmazdı.


Bir diğer yazımızda buluşmak ümidi ve dua ile Vesselam

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın