19.05.2019 03:04 Güncelleme Tarihi: 19.05.2019 03:07

İnsanda yok ise Edep!

İnsanda yok ise Edep!

Üstad Necip Fazıl Kısakürek son derece güzel özetlemiş meseleyi; “İnsanda yok ise edep, neylesin medrese, mektep!, okusa alim olsa yine merkep, yine merkep!” Ve bu dörtlük hiç bu günümüzdeki kadar gerçek olmamıştı.

Saadet Partisi’nin baş borazanlarından olan Hasan Damar, bu dörtlüğün adeta vücut bulmuş hali olsa gerek.

İçindeki tüm nefret ile kendi zihniyetindeki topluluğa “AK partisine biz kaybettirdik, biz” diye ağız dolusu höyküren ve konuşmalarında terbiye sınırlarını aşmayı alışkanlık haline getiren bu zat, geçmişini çok çabuk unutmuş olmalı. 

Hoş o unutsa da Avrupa’daki binlerce Gurbetçi asla unutmayacak. 

Avrupa’yı neden terketmek zorunda kaldı?

On yıldır niçin hiçbir camiye ayak basamıyor?

Derneklere sokulmuyor?

Çünkü tam da bu Hasan Damar, aslında bir dolandırıcı!

Hem de öyle ufak tefek bir cinsten değil!

Hasan Damar, 80 öncesi Almanya’nın Köln kentinde kurulan Avrupa Milli Görüş Teşkilatlarının kurucu üyelerindendir. 

Ve istismar ederek ihanet ettiği teşkilat da üyeleri de bunlardır. 

80 İhtilalinden sonra Türkiye de 163’den hüküm giyip cezasını çektikten sonra Avrupa’ya dönen Hasan Damar, bir başka Hasan Damar olarak dönmüştü.

Gönüllü vaizlikten başka daha bir görev alamadı.

Buda bitmeyen egosunu fena halde etkiledi. 

Çünkü ona göre, davası için hapis yatmıştı ve döndüğünde teşkilatın başına geçmesi gerekiyordu.

Hiç olmasa Genel Sekreter olmalıydı. Olmadı.

Kuvvetli bir hatip olan kendisi, 90’lı yılların sonunda kendi gibi hatip olan, başka da hiçbir meziyeti olmayan damadı Fatih Çağlar ile mahdumu Yavuz Damar'a yol verdi.

Oğlunun da zerre kadar tahsili yoktur. 

Ve bu ikili, Türkiye’den Fetullah Erbaş gibi, Halil İbrahim Çelik gibi isimlerin de araya girmesi ile bölgeden bazı isimler ile bir Holding kurdular. 

O zamanlar Holding kurmak zaten moda idi. 

Çünkü Yimpaş, Kombassan, Jetpa gibi Holdingler, Avrupa’da ki yatan serveti keşfetmiş ve gurbetçilerimizi soymaya başlamışlardı bile. 

Damar ailesi de geri durmadı ve GAP İnvestment Holding’i kurdular!

Ve tabii, Milli Görüş camiasında epey itibarları oldukları için de, gurbetçileri soyup soğana çevirme girişimleri epey başarılı oldu.

Tabii Türkiye’den de çok ağır destekler alıyorlardı. 

1999 senesinde Avusturya Viyana da yapılan Kongrelerine kimler gelmedi ki, destek vermeye.

Abdülkadir Aksu, Ahmet Tekdal, Şevket Kazan, Oğuzhan Asiltürk!

Aldıkları dolgun ücretle, çekilen masrafları ile gerçekten de uçarak geldiler.

O zamanlar Türkiye’de aranan, Halil İbrahim Çelik ile de gözlerden ırak, Viyana TV kulesinde görüşmüşlerdi. 

Paylaşılacak pasta gittikçe küçülüyordu ve ellerini çabuk tutmak zorunda idiler. 

Ard arda irili ufaklı toplantılar yapılıyor, pazarlama elemanları alınıyor ve tüm Avrupa’ya gönderiliyordu. 

Onbinlerce gurbetçi, dişinden tırnağından biriktirdiği paraları yatırdı bunlara. 

Çünkü gittikleri her yerde Milli Görüş’ü, hatta Rahmetli Erbakan hocayı istismar ediyorlardı. 

Verdikleri zarar hiçbir zaman açığa kavuşamadı. 

Çünkü battılar.

Zira hiçbir yatırım yapmadıkları gibi, topladıkları paraları da hem Almanya’da hem Türkiye de afiyetle yediler. 

Çünkü Almanya’nın Neuss şehrinin Grimlinghausen semtinde ofis açtıklarından hemen sonra, aynı semtte bir garsoniyer ev tutmaktı.

“Türkiye’den ve uzaktan gelen misafirler” için tutulan bu daire oldukça lüks ve geniş olup. “Misafirler” geldiğinde, telekızların epey sıkça uğradıkları bir adres oldu!

Lüks otomobiller, sürekli seyahatler, tabii en lüks oteller de yatıp kalkarak oluyordu.

Hasan Damarın damadı Almanya dışında, metres kolleksiyonu yapar iken, oğlu Hasan, paraları Düsseldorf un en in diskoteklerinde yemeyi tercih ediyordu.

Sonunda sıcak para akımı azaldığında, bunlar önce kiraladıkları binadan başka bir şehire Krefeld e kaçmak zorunda kaldılar.

Çünkü Neuss Polisi çoktan tahkikat başlatmıştı.

Çok sürmeden Krefeld polisi de eyalet kriminal Polisi birlikteliğinde;

“Dolandırma maksatlı organize suç örgütü kurmak ve yönetmek” suçlaması ile soruşturma ve kovuşturmaya başladı!

Tabii ki Damar ailesinin üyeleri de ofislerini bile terk ederek Almanya’dan kaçtılar. 

Verdikleri zarar şundan dolayı hiçbir zaman tam olarak belli olmayacak, çünkü Alman makamlarınca bu tahkikat halen “gizlilik” ibaresi ile sürdürülmekte.

Hatta pek çok Avrupa ülkesinde mağdurları bulunduğu için, bugün bu tahkikat EUROPOL tarafından da yürütülmekte. 

Kısacası, bugün ortalıkta dürüstlükte mangalda kül bırakmayan Hasan Damar, aslında uluslararası bir dolandırıcıdır. 

Medrese mezunuyum diyen bu zata yukardaki dörtlüğü hediye ediyorum.

Saadettin başında olan Karamollaoğlu’nun da çok ilginç bir Holding geçmişi vardır. 

Hatta Oğuzhan Asiltürk ün, Yasin Hatipoğlu’nun ve üstte belirttiğimiz isimlerin dışında da kim var kim yok ise, hepsinin teker teker kirli dosyaları da mevcut.

Bunlar ile de ayrıca ve tek tek ilgileneceğiz! 


Bir diğer yazımızda buluşmak ümidi ve dua ile Vesselam!