Murat Yılmaz

Murat Yılmaz

Sorun belli, çözüm şıkları…

Sorun belli, çözüm şıkları…
Ciğerlerimiz yandı, yüreğimiz yandı.

Yanan her bir metrekare ormanlık alan, kaybolan büyük bir değer.
Yanan her ev, her çiftlik, her insan, her can, ayrı bir trajedi, ayrı bir dram.

Ormanlarımız sadece akciğerlerimiz değil, aynı zamanda erozyonun da önleyicisi, temiz suyun da garantisi.

Doğal yaşam, doğada yaşayanların ise evi, barkı, sofrası.

Her ne kadar "Ateşin oğulları" adında ve doğrudan PKK ile iltisaklı terör örgütü bu yangınları üstlenmiş olsa da devletin kesin bir açıklaması olmadığı için bunu parantez içinde geçmek istesem de her kim yaktı ise her kim yaktırdı ise her kimin haberi vardı ise her kim destekliyor ise her kim bundan siyaset devşiriyor ise manşet kasıyor ise Allah'ın laneti üzerlerine olsun!

Sorun belli; Ormanlık alanlarımız çok, arazi engebeli, her yerini kontrol etmek çok daha zor.

Evet Jandarma bir yandan, Orman Genel Müdürlüğü bir yandan, gerçekten de olağanüstü bir iş çıkartıyorlar, ancak her yere yetmeleri, elbette ki imkânsız.

Hülasa, çıkan yangınlar, planlı kundaklanmış, rüzgâr hesaplanarak, maksimum zarar verebilecek şekilde kundaklanmışlar.

Sanırım, çok ivedi olarak yeni yollar bulmalıyız, kurumlar içinde değişiklikler yapmalıyız.

Orman teşkilatı çok acil olarak personel bakımından güçlendirilmeli.
Araç gereç olarak da ilavelerin ve yeniliklerin getirilmesi şart olduğu gibi, kolluk kuvveti statüsüne getirmek ve yetkilerini genişletmek de şart.

Ekipler'e devriye için var olan arazi araçlarını çoğaltarak, ilaveten ATV denilen araçlar ile de hatta arazi motorları ile de donatmak gerekir.
Ayrıca fotokapan, videokapanlar da entegre edilmelidir.

Ek olarak da İHA'lar tahsis edilmeli, dronlar tahsis edilmeli ve bölge komuta merkezlerinin, bu unsurları da düşünerek modernize edilmesi gerekir.

Gelelim gönüllü işine.

Maalesef ülkemizde, gönüllü bazında birtakım aktiviteler çok kısıtlı, dahi bürokrasi tarafından da nedense hiç hoş görülmüyor.

Misalen gönüllü İtfahiye teşkilatları.
Almanya'nın her ilinde, her şehrinde, her kasabasında, her nahiyesinde, böylesi bir teşkilatı bulabilirsiniz.

Günlük hayatlarında her türlü mesleği icra eden insanlar, boş zamanlarında İtfaiye eğitimini alıyor ve alarm durumuna, noktalarındaki araçlara binerek, resmî İtfahiye birlikleri ile birlikte, çıkan yangınlara müdahale ediyor.

Gönüllü İtfaiyecilerin sayısı da resmî İtfaiyecilerin on katı fazla.

Bir diğer husus ise gönüllü sıhhiyecilik.

Avrupa da çok yaygın.

Prensip gönüllü İtfahiye teşkilatı gibi, yalnız burda görev alan kişiler, bağlı bulundukları STK'lar içinde (mesela Kızılhaç), kademe, kademe eğitimlerden geçiyorlar.
İlk yardımcı, sıhhiye, ileri sıhhiye, ATT (Acil TıpTeknisyeni), Afet eğitimi.

Sadece afet durumlarında noktalarına gidip araçları ile resmî unsurlar ile birlikte mücadele etmiyorlar.
Büyük toplumsal olaylarda, mitinglerde, konserlerde, festivallerde, panayırlarda da sıhhiye nöbetleri tutuyorlar.

Teknik yardım unsurları.
Bunlar da branşlarına göre eğitimler alıp, büyük kazalarda, afet ve felaketlerde, enkaz kaldırma, altyapı onarımı gibi işlerde görev alıyorlar.

Bu gönüllülük konusunu AFAD yeni yeni keşfetse de gerçekten alanlar çok daha büyük.

Arıcılar, gönüllü olmak istiyorlar.

Türkiye de Resmî kayıtlı 60000, bir o kadar ve belki daha da fazla arıcı var.
Her birinin de yanında dört ile on arasında yardımcısı var.

Yani resmî rakamlara göre ortalama 120000, birliğe üye olmayanlar ile birlikte beşyüz, altıyüz bin adam!

Hepsi de sezonda ormanın içinde.
Hepsi motive, ancak salahiyeti yok.

Yarım milyon gönüllü orman bekçisi.

Yapılması gereken tek şey, bu insanlara bulundukları yerlerin yirmi kilometrekarelik alandan sorumlu tutmak ve yetki vermek.

Buyurun size dev bir gönüllü Ordusu.
Bu işe bir de çobanlarımızı katarsak, orman köylerinin sakinlerini katarsak, bir milyonluk orman bekçilerini kazanmış oluruz.

Verilecek yetki de öyle ahım, şahım olmasına da gerek yok.

Ormana izinsiz girenleri uzaklaştırma, mukavemet edenleri, ya da suç işlemiş olanları, kolluk kuvvetleri gelene kadar, teslim etmek üzere, geçici tevkif etmek.
Hepsi bu.

Zaten o "muasır medeniyetler" dediğimiz ülkelerin hepsinde, her vatandaş bu haklara sahiptir.

Eğer ki cebir kullanılacaksa, silah kullanılma zorunluluğu doğarsa, bu da maddi müdafaa, nefsi müdafaa kuralları içinde soruşturulur.

Ülkemiz çok kritik bir dönemin içinde.
Coğrafyamız zaten sorunlu.
Gerek deprem bölgesi olarak ve maalesef son zamanlarda, sel ve yangın afetleri olarak da riskler ise büyüdü.

Devlet, her ne kadar güçlü olursa olsun, geniş bir gönüllü toplumu olmadan, bu kadar musibet ile baş edebilmesi, na mümkündür.

Mademki Avrupa'dan örnekler alacak isek, bu yönlerini örnek alalım.
Avrupa'da on yıllardır oturmuş bu sistemi ivedi ile hayata geçirmeliyiz.

Ne kadar erken başlarsak ne kadar insanı kazanıp, eğitip, örgütleyebilirsek, bir sonraki olaylara çok daha hazırlıklı olacağımız da aşikardır.

Devlet, bürokrasi de bu gönüllülüğe karşı olan negatif tutumundan da vazgeçmek zorunda.


Bir diğer yazımızda buluşmak ümidi ve dua ile Vesselam

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın