01.06.2018 03:29 Güncelleme Tarihi: 04.06.2018 04:57 123961 Okunma

Dövizle oynayan pimi çekilmiş bomba taşır..

Dövizle oynayan pimi çekilmiş bomba taşır..

Dövizle oynayan ateşle oynar.

Hele de ekonomiye dair kritik süreçlerde döviz bir el bombası gibidir.

Hızlı ve yüksek kazanç peşinde olanlar, spekülasyon yaparak döviz üzerinden manipülatif aksiyonlara girerse, pimi çekilmiş bir el bombası taşıyor gibi olacaklardır.

Sosyal medya üzerinden ekonomik algı operasyonlarıyla halkı da yanlış yönlendirmeye çalışanlar eninde sonunda bunun bedelini öderler.

Ama onlardan ziyade bedeli halk öder.

Bu nedenle, halkın çok dikkatli ve uyanık olması elzemdir.

Dolar yükselecek, Seçim sonrası altı bin lira olacak,TL’de kalmak kaybettirecek” gibi, reel ekonomik veriye dayanmayan, kulaktan dolma ve bazen de bilinçli söylemlere itibar etmek bedelini yine halka ödetir.

Hal böyleyken; iktidar taraftarı/karşıtı olan herkesin ekonomiye dair çok dikkatli olması gerekir.

Ekonomi üzerinden algıyla başlayan bir esinti bir süre sonra kasırgaya dönüşür ve en zayıf halkayı ilk götürür.

En zayıf halka ise, orta-alt gelir grubundaki halkımızdır.

Ekonomi üzerinden gelen dip dalga sadece iktidara değil, sadece devlete değil; herkese, hepimize telafisi mümkün olmayan zarar ve hasar verir.

Lütfen ve lütfen ekonomik gidişata dair negatif söz ve söylemlere itibar etmeyelim.

Nasılsa dövizim yok, olan düşünsün” gibi  bir algı içinde olmak bile çok büyük zarar verir.

Doğrudan olmayabilir ama dolaylı olarak mutlaka herkese zarar verir.

Bu nedenle yetkili ve sorumluluk merciinde olan herkes söz ve söylemlerine dikkat etmelidir.

Buna mecburuz.

Güçlü ama hala kırılgan boyutları  olan bir ekonomimiz var.

Başta Cumhurbaşkanı olmak üzere, Başbakan ve diğer iktidar temsilcilerinin ekonomiye dair bin düşünüp bir konuşması şarttır.

Muhalefet parti başkanlarının, Cumhurbaşkanı adaylarının ne söylediklerine ve söylemeyeceklerine dikkat etmeleri milli menfaatimiz gereğidir.

Erdoğan’ı sevmeyebilirsiniz.

Erdoğan ve iktidarı eleştirmek isteyebilirsiniz.

Buna kimsenin söyleyecek bir sözü yoktur ve olamaz da.

Ama sırf eleştirmek adına ekonominin genel gidişatına zarar verecek, halkın alım gücünü düşürecek ve ekonomik verilere hasar getirecek söylemlerden uzak durmak herkesin görevidir.

Kimse sorumsuz değildir.

Sorumluluğu sadece iktidar yetkililerine atamayız.

Ekonomi hepimizi ilgilendirir ve hepimiz mesuliyet içinde olmak zorundayız.

Ekonominin müesses hale gelmesi ve kendi içinde kurallarının oluşması konusunda kimliğinde T.C. yazan herkesin sorumluluğu vardır.

Ve herkes; ekonomik konularda  kişisel hesaplarından, siyasi farklılıklarından  ve muhalefet güdüsünden arınmış şekilde hareket etmek ve davranmak zorundadır.

Dolara hücum etmek emin olunsun ki zarar getirecektir.

Seçim arifesinde kafa karışıklığı içinde hareket edilerek ekonomiye dair negatif eğilimlerle eldeki birkaç TL’yi dövize çevirmek akıl karı değildir.

Yurtdışından  ciddi fonlar Türkiye’ye kaynak transferi yapmaya başladı.

Gelen ve gelecek olan ciddi rakamlar konuşuluyor.

Bazı ülkelerde ve fonlarda Türkiye konusunda olumlu konuşma ve düşünceler başlamışken, TL’ye yatırımın doğru bir eğilim olduğu fikri pekişirken ve dövize yönelmenin kaybettireceği söylenirken; algı operasyonlarından
etkilenerek elimizdeki üç-beş lirayı dövize/dolara çevirmek asla aklı karı değildir.

Seçimin bir kaos ve karışıklık getireceğini düşünmüyorum.

İç siyasette şimdilik belirsizlik var gibi görünse de; seçim anında halk sağduyusunu kullanacak ve istikrardan yana tercih yapacaktır.

Bu konuda yabancı yatırımcılar bile seçim sonucunu satın almaya başladı.

Seçim sonrası sürecin getirisini düşünerek Türkiye’ye dönük projeler planlıyorlar.

Gerek küresel ve gerekse de ülkesel ölçekte ciddi hesap ve analizlerle yatırım yapan bu kurumlar emin olunsun ki; Türkiye Ekonomisini bizden daha iyi irdeleyip kararlarını öyle veriyorlar.

Seçim sonrası yeni sistemin getirisi ekonomik bazda görülmeye ve ona uygun adımlar atılmaya başlandı.

Biz de biraz olsun güvenmeliyiz.

Devletimize, ülkemize ve ekonomimize güvenmeliyiz.

Hayrıyla şerriyle bu bizim devletimiz ve ekonomimiz.

İktidara husumet uğruna sosyal medya algılarıyla hareket ederek, algıyı gerçeğin yerine koyup hareket etmemeliyiz.

Seçim sonrası ciddi gelişmeler olacaktır.

Ekonomik kurumsallaşma ve birlik oluşacak; ekonomi yönetimi güven verecek, yerli/yabancı algı operatörleri boşa düşecektir.

İçerdeki ekonomik tetikçiler ve süpekülatör ekonomik şövalyelerin negatif söylemleri ellerinde patlayacaktır.

Bu tetikçi şövalyelere sesleniyorum;

Halkın kafasını karıştırmayı bırakın.

Bu halk en kritik anlarda en kritik kararlar verdi ve verebiliyor.

Sizin şövalyeliğinizi de seçime kadar, seçimde ve sonrasında çöpe atacak; milli ekonomiye zarar ve halel verecek eylem ve söylemde bulunmayacaktır.

Bu arada seçim sonrası yeni kurulacak ekonomik nizama dair yazan/çizen çoğaldı.

Biraz da kerameti kendinden menkul bu kişiler yeni dönemin aktör oluşumuna dair zihin ve zemin hazırlama çabasındalar.

Kimse heveslenmesin.

Yeni süreçte ekonomi yönetiminde ne yalakaya, ne yabancı muhibbine ve ne de müzmin karamsara yer verilecektir.

Görüyorum ve inanıyorum ki; aklıselim, soğukkanlı, akıllı/akılcı bir ekonomi yönetimi oluşturulacak ve her kafadan bir ses çıkmayacaktır.

Çok fikirlilik ama tek seslilik hakim olacaktır.

Ekonominin bugüne gelmesine sebebiyet verenler, yüzleri eskiyenler, yıprananlar, yorulanlar, onun/bunun/şunun fikrini kendi fikriymiş gibi pazarlayanlar yeni süreçte yer alamayacaktır.

Milli ekonomiyi önceleyenler, amatör ruhunu yitirmeyenler, yerelle evrenseli imtizaç ettirenler, ülkeselliği ön planda tutarak global ekonomiyi iyi okuyanlar, taşın altına elini değil gövdesini koymak isteyenler, gösterişten uzak
sadece işini yapanlar ve kısaca ekonomik rasyonaliteyi içselleştirenler yeni dönemin yepyeni aktörleri olacaktır.

Siyasi irade yeni dönemde ideal ve iddiası olanları, bilgi ve birikimi haizleri, gecesini gündüzüne katacakları tercih edecektir.

Enseyi karartmayalım.

Pesimist olmayalım.

Herşeye ve her türlü olumsuzluğa rağmen ekonomimiz iyi olacaktır.

Korku, kaygı, tedirginlik; olmayan tehlikeyi olurlaştırır.

Bu nedenle de; güven, kararlılık, objektif kurallarla, tarafsız hukuk sistemiyle ve küresel entegrasyonu sağlayan algı ve eylemle ekonomimiz yeni bir ivmeye kavuşacak ve durgunluktan ileriye doğru hareketlenecektir.

Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.