Amerika'da bir lağım patlaması dünyanın her yerini kokuttu ve daha da kokutacak
Kelebek Etkisi Teorisi…
Şu cümleyle açıklanır:
“Amazon Ormanları'nda bir kelebeğin kanat çırpması, ABD'de fırtına kopmasına neden olabilir.”
Bu teoriyi güncele uyarlayacak olursak; “Amerika’da bir lağımın patlaması dünyanın her yerine koku salar…”
Epstein Belgeleri…
Yani sadece Amerikalı değil; dünyanın dört bir yanından kodamanların/yöneticilerin/liderlerin kısaca dünyaya yön verecek konumda bulunan insanların karıştığı pedofilik iğrenç seks skandalı…
Aslında bu konuda yazmayı hiç istemiyordum. Midem bile kaldırmıyor.
Ama bu Epstein Lağımından saçılan pisliklerin bir hakimiyet/çökme ve çökertme enstrümanı haline getirilmesini görünce yazmak zorunda kaldım.
Arkadaşlar!
Bu olay iki şeyi ortaya koydu:
Birincisi;
Bugüne kadar yaşanan küresel ahlaksızlığın geldiği iğrenç sınırsızlığı,
İkincisi;
Bu iğrençliği deşifre edenlerin de, deşifre ederken bile bu iğrençlikten istifade etmeye çalıştıklarını…
Açıkçası, ben Trump yönetiminin zorunda kaldığı veya engel olamadığı için veya “azdan az çoktan çok gider” kabilinden, pisliklerin afişe edilerek bitirilmesi için bunu yaptığını falan hiç düşünmüyorum.
Tamamen bir stratejik hamle olarak görüyorum.
Bu strateji,
Amerika içinde muhalif sindirme ve küresel bazda ise, oluşturulan strateji ve planlar çerçevesinde hedefe koyulan ülke ve liderleri yıpratma politikasıdır.
Ama daha da önemlisi;
Trump ve Amerika eliyle küresel ahlaksızlığın/çürümenin/kuralsızlığın normalleştirilmesi ve sıradanlaştırılmasından başka bir şey değildir.
Bu iğrenç konu üzerine Putin bir açıklama yaparak “ahlaksızlığın nerelere gelmiş olduğundan” dem vurarak şaşkınlığını ve ne kadar ayıpladığını dile getirdi.
İlk duyduğumda takdir etmiştim ama sonra düşününce “Acaba Putin Rusyasının Epstein dosyası yok mu veya yoksa Putin bu açıklamalarıyla ön almaya mı çalışıyor” demekten kendimi alamadım.
Nasılsa yakında onun da çıkar kokusu…
Bilmem kaç milyon belge/kaç yüz bin fotoğraf ve bilmem kaç bin video açıklanmış…
Sizce bu ifşanın zamanlaması doğaçlama mı veya belgeler spontane mi yahut da bahse konu isimler kronolojik sıraya göre mi yapıldı?
Arkadaşlar!
Göreceksiniz ki, bu belgeler/bilgiler nedeniyle bazıları istifa edecek, bazıları Amerikan yönetimine teslim bayrağı çekecek, bazıları kendi ülke gündemlerinde yıpratılacak ve ama bu belgelerde beterin beteri şekillerde ve defalarca adı geçen bazılarına şimdilik hiçbir şey olmayacak.
Olan ne olmuş olacak?
Daha düne kadar bırak bilgisini/belgesini/fotoğraf ve videosunu/okumayı/bakmayı; bahsetmekten bile imtina ettiğimiz konular küresel gündemde sakız gibi çiğnenecek de çiğnenecek ve son tahlilde sıradanlaşacak!
İşte asıl büyük tehlike bu sıradanlaştırma psikolojisidir.
Bu esnada ne olacak?
Bizler/biz zavallı dünyalılar, bunları konuşup tartışırken; o birileri küresel dizayn hamlelerinin kritik noktalarını yağdan kıl çeker gibi halledecekler.
Bu öyle bir döngü ki;
Önce Küresel ekonomik manipülasyonu gizlemek için bu belgeler ortalığa saçılıyor,
Sonra bu belgelerin etkisini unutturmak/gözden düşürmek için yeni bir küresel manipülasyon (mesela Venezuela olayı, mesela İran’a yapılacak bir saldırı) başlatılıyor.
Bizler ise “cambaza bak cambaza” diyen avaza kulak kesiliyor; atı alanın Üsküdar’ı geçtiğini bile fark edemiyoruz.
Arkadaşlar!
Dünya büyük bir herc-ü merç yaşıyor.
Bir sistem yıkılıyor, yeni bir düzen kuruluyor.
Bu esnada ekonomik/sosyolojik/ahlaksal/askeri/siyasi her türlü çöküşler de kaçınılmaz oluyor.
Hatta özellikle yapılıyor/afişe ediliyor/gözler önüne seriliyor.
Ve üstelik bu ifşaları yapanlar sanki uzaydan gelmişler ve irtikap edilen tüm bu kötülüklerden azadeymiş gibi…
Psikolojimiz ve algımız öyle bir hale geliyor ki;
“Neredeyse bu pislik düzen yıkılsın/yok olsun/bitsin de yerine ne gelirse gelsin” dercesine…
Öyle görünüyor ki;
Bu işin arkası kesilmeyecek ve Amerika’da bir lağım kelebeğinin kanat çırpması tüm ülkelerde lokal lağım patlamalarını da gündem getirecek…
Çünkü;
Her ülkenin bir Epstein Dosyası/arşivi olduğundan kimsenin şüphesi olmasın.
Bugüne kadar zaaflar üzerinden oluşturulduğu anlaşılan Küresel sistemde, artık zaafların ifşa edilmesi/ortalığa saçılması ve bir tasfiyeye yol açması sürecine girilmiştir.
Peki burada temiz bir yeni düzen çıkar mı?
Çıkmasını umut ediyorum ama siz de bilirsiniz ki kirli diye yıkılan bir düzenin kalıntıları ile ve üzerine kurulan yeni bir düzenin temiz olması mümkün olabilir mi acaba?
Hatta tarihten günümüze; kurulan hangi düzen temizdi ki?
Neticede,
Yeni bir düzen kurma konusunda en avantajlı olanlar eski düzenin de sahibi olanlardır.
Ve onlar her düzen için bir periyot belirlerler.
Mesela, düzenin sahiplerinin bundan 100 yıl önce şöyle düşündüğünü tasavvur edelim:
Birinci Dünya Savaşı sonrası kurulacak düzen 25 yıl sürecek ve sonra yeni bir dünya savaşı olacak. Akabinde, yine yeni bir düzen kurulacak ve bu düzen 1970’lerde/20-25 yıl sonra revize edilecek. 30 yıl sonra Sovyetler Birliği yıkılacak ve İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan yeni düzen farklı ve revize bir evreye girecek.
Ta ki; 2020’lere kadar…
2020 ile beraber İkinci Dünya Savaşı sonrası kurulan düzen tamamen değişecek ve 2030’dan itibaren eski düzen yerini yepyeni bir düzene bırakacak…
Tüm bunlar olurken asrın ve devrin ruhuna uygun her türlü argüman ve enstrümanlar kullanılarak konsepte uygun algı oluşumu sağlanacak. Dünya halkları itiraz edemeyecek/itiraza yeltenen lider veya ülkeler elimine edilecek/etkisizleştirilecek veya savaşlarla/terörle/iç karışıklıklarla/ekonomik sorunlarla karşı çıkamaz hale getirilecek.
Sonuç:
Olanlar ve olacak olanlar yeni bir düzenin doğum sancıları ve bu esnada doğumun gerçekleşmesini isteyen o birilerinin irade ve inisiyatifinden başka bir şey değildir.
İşin garip tarafı, o birileri doğum cerrahı olarak bir deli ve diktatörü görevlendirmekle kalmamış; sezeryan/normal doğum/suda doğum ve hatta annenin ölmesinin önemsenmemesi gibi her türlü yetkiyi de vermişler.
Yeter ki doğum gerçekleşsin.
Hatta o deli ve diktatör cerrah ise bir adım ileri gidip neredeyse doğumu canlı yayınlamaya kalkışmış vaziyette…
Şuanda yaşananların tam özeti işte böyle…
Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.
Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.
