Bu savaş ne zaman ve ne olursa biter?
İran’da, Mollalar Rejimi dün gelmedi; 46 yıldır var.
Birinci soru:
45 yıldır olmayan ne oldu da bu savaş başladı?
Veya 45 yıl içinde, bu denli bir savaşın olması için herhangi ekstrem bir durum hiç olmadı mı?
İkinci soru:
Bu savaş nasıl biter veya bu savaşı ne bitirir?
Her ne kadar kamuoyunda Epstein arşivleri başta olmak üzere bazı dosyalar sebebiyle Trump’ın Netenyahu’nun kucağına düşmesi nedeniyle aslında İsrail’in başlattığı bu savaşa Amerika’nın da dahil olmak zorunda kaldığı gibi tezler dillendirilse de; ben, bu yorumu abartılı ve genel realiteden uzak görüyorum.
Arkadaşlar!
Bir savaşın, bir görünen, bir de görünmeyen nedenleri olur.
Görünen nedenler magazinel ve öyle görünmesi istendiği için öyle algılatılanlar nedenlerdir.
Görünmeyen nedenler ise pek konuşulmayan aslında hiç konuşulmayan ama derin/çok kapsamlı ve oldukça uzun vadeli planlara zemin hazırlamaktır.
Bu savaşta görünen iki neden var:
Birincisi; İsrail’in bölgesel güvenliği ve bu bağlamda Netenyahu’nun meşru veya belden aşağı diplomasisi…
İkincisi; İran’ın PETRO-DOLAR sistemine aykırı davranarak petrolü dolar harici paralara satmasıdır.
Mesela; İran petrolünü Çin’e Yuanla satması veya savaş sanayi malzemeleri karşılığı vermesi…
Görünmeyen neden ise şu:
Sürmekte olan Yeni Dünya Düzeni Süreci’nin gereksinimi.
Nedir bu gereksinim?
Mesela; bu savaşla birlikte görünür hale gelen noktasal bir krizin/savaşın (Hürmüz Boğazı/Basra Körfezi) küresel tedarik zincirini ne hale getirdiğini, küresel bir krize nasıl zemin hazırladığını ve dolayısıyla da mevcut küresel düzenin sahip olduğu kırılganlığın aslında ne kadar ürkütücü olup; bunu sürdürmenin handikaplarının cümle aleme gösterilerek yeni bir düzen ihtiyacı vaktinin geldiğini sergilemek.
Yine soru-cevap gidelim:
-Peki, görünmeyen neden olan yeni dünya düzeni ihtiyacı gerekliliği, olgusal ve algısal olarak sergilenebildi mi?
Kesinlikle sergilendi. Misal; küresel piyasalarda yaşanan devasa dalgalanma, korku ve panik hali.
Görünen nedenlerden birisi İsrail’in bölgesel güvenliği idi.
-Peki, İsrail için maksat hasıl oldu mu?
Bence oldu. Misal; Gazze/Lübnan/Suriye’de oluşan yeni fiili durum. Ortadoğu’da Hizbullah ve Hamas başta olmak üzere Şii grupların hiç olmadığı kadar etkisizleştirilmesi. Son olarak da İran’da başta Hamaney’in öldürülmesi olmak üzere Mollalar Rejimi’nin üst yönetim kademesinin yok edilmesi ve İran’ın askeri kapasitesinin iyice kırılması.
Görünen nedenlerden diğeri ise Amerika’nın kurduğu Petro-Dolar sistemine halel gelmesi idi.
-An itibariyle bu noktada durum nedir?
Arkadaşlar!
Bu nokta, aslında “bu savaş ne zaman biter/bu savaşı ne bitirir” sorusunun da cevabını barındırıyor.
-Neden?
Çünkü Amerika, diğer bir deyişle Güç ve Akıl Sahipleri ve dolayısıyla da doların sahipleri 2. Dünya Savaşının bitimiyle birlikte, adeta tüm dünyaya dayattıkları Bretton-Woods sistemiyle doları rezerv para yaptılar.
Asıl önemlisi ise 1970’lerin başında ABD Hazine Bakanı John Connally’nin "Dolar bizim paramız ama sizin probleminiz" sözüyle özetleyip dünyaya meydan okuduğu “PETRO-DOLAR” sisteminin dayatılmasıdır.
-Neydi işin özeti?
“Bundan sonra dünyada petrol sadece dolarla satılacaktır.”
Gerçekten de o vakitten sonra “Her parayla dolar alabilirsin ama petrolü sadece dolarla alabilirsin” sözü çerçevesinde doların küresel hakimiyeti gün be gün pekişmeye başladı.
-Bu ne demek?
Dolara sürekli ve devasa bir küresel talep yaratılması demek.
Düşünsenize;
Sen, Amerika olarak kendi paranla istediğin ülkeden petrolü alabileceksin ama geri kalan dünya, petrol alabilmek için ürettiği zenginlikleri satarak dolar alıp; o dolarla da petrol almak zorunda.
-Buna riayet etmeyenler oldu mu ve olduysa ne ve nasıl oldu?
Kaddafi ve Libya; Kaddafi öldürüldü, Libya’dan geriye kalanlarsa hepinizin malumu.
Saddam ve Irak; Saddam öldürüldü, Irak’tan geriye kalanlarsa hepinizin malumu.
Venezuela ve Chavez; ABD yaptırımlarıyla inim inim inletildi.
Daha sonra başa geçen ve petro-dolar sistemine karşı çıkan Maduro’ya gelince; o şimdi ABD zindanlarında bir mahkûm.
-Ya Rusya?
4 yıl-1 ay-3 hafta ve 6 gündür Ukrayna batağında debelenip duruyorlar.
-Ya Arabistan başta olmak üzere Kuveyt/Birleşik Arap Emirlikleri/Katar gibi Körfez ülkeleri?
An itibariyle, sizce artık esameleri okunuyor mu? Sizce bu andan itibaren dolar harici bir para birimiyle petrol satışını akıllarından bile geçirebilirler mi?
Bu açıklamalardan sonra yeniden İran konusunda dönersek:
İran, son yıllarda ABD yaptırımlarına rağmen hem farklı formülasyonlarla yaptırımları aşmaya çalışan, hem de dolar harici para birimiyle çok büyük montanlarda petrol satan birinci ülkeydi.
Ki, savaş öncesine kadar İran, toplam petrol üretiminin yüzde 80’ini (1 Milyon 400 bin varil) Çine satıyor ve bu ticareti ruble ile ve talep ettiği diğer emtia karşılığında yapıyordu.
-Tüm bu açıklamalar ışığında an itibariyle Amerika-İran savaşında durum nedir?
Deneyimlerim, gözlemlerim, okumalarım ve Amerika’da yaşayıp çok şeye vakıf olan ama pek görünür olmayan dostlarımla yaptığım istişarelere göre, şu anda Amerika ve İranlı yetkililer arasında, hatta araya giren kimi isimsiz güçlü kişiler vasıtasıyla kamuoyuna yansıyan içeriklerden farklı bir içerikle bazı yoğun görüşmeler yapılıyor.
Bu görüşmelerin konusu; İran’ın dolar harici para birimleriyle petrol satışını bırakması…
Özellikle de, ruble karşılığı Çin’e yaptığı satışlar.
-O halde, sebep buysa; neden Çin’e daha fazla petrol satışı yapan Arabistan’a değil de İran’a savaş açıldı?
Birincisi:
Arabistan sattığı petrolün tamamını ruble ile satmıyor; büyük bir kısmını dolarla satıyordu.
İkincisi:
Amerika ve dolayısıyla Güç ve Akıl Sahipleri bir taşla iki kuş vurmaktan ziyade bir taşla birkaç hatta 12 kuş vurmayı hedefler.
Kaldı ki Arabistan onlar için her zaman çantada keklik.
Kaldı ki Arabistan’ı vurmak sadece Arabistan’ı vurmaktır ama İran’ı vurmak, dolaylı etkileri de nazarı dikkate alındığında Arabistan da dahil tüm körfezi/tüm Ortadoğu’yu hatta Hürmüz Boğazı ve bu boğazdaki İran hakimiyeti çerçevesinde, başta Avrupa ülkeleri olmak üzere tüm dünyaya ayar çekebilmek demektir.
Sonuç:
Öyle düşünüyorum ki; yapılan görüşmeler neticesinde, İran, petrolünü sadece dolarla satmayı kabul edecek.
Amerika ise İran’a uyguladığı bazı yaptırımları -başta bloke edilmiş paraların serbest bırakılması- gevşetecek veya kaldıracak.
Sonuç olarak; İran kaybetmiş gibi gözükse de; hem Amerika/hem İsrail/hem Güç ve Akıl sahipleri ve hem de İran kazanmış olacaktır.
Ve göreceksiniz ki:
Varsayımsal olarak öngördüğüm bu anlaşma olursa eğer; Amerika/İran ve İsrailli yetkililerin manşet açıklamaları şunlar olacak:
“Amerikan gücünü ve kudretini dünyaya gösterdik…
İsrail’in bölgesel güvenliğini garantiye aldık…
Amerika bizimle başa çıkamadı. Güçlü bir zafer kazandık…”
Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.
Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.
