Cumhurbaşkanımızın gözüyle küresel, bölgesel, ülkesel gelişmelere bakış
Dünya karışık, bölgemiz toz-duman.
Kısa vadede, sanki ufukta bir ışık görünmüyor!
Kim dost kim düşman? Belli değil. Herkes hem dost hem potansiyel düşman.
Dostu da düşmanı da belirleyen hep bir başkası. At izi it izine karıştırılmış. Ki, kimse ne yapacağını bilemesin ve puslu havada birileri işini görsün.
Arkadaşlar!
Bazen ben de kötümserleşiyor, ümitsizliğe düşüyorum.
Keşke bildiklerimi bilmesem, öngörüler geliştirmesem ve duyduklarımı duymasam diyorum…
Yadırgamayın; ben, sadece et ve kemikten ibaret robotize bir varlık değilim. Ben de bir insanım ve senin/onun gibi duygularım var. Üzülebilen, ağlayabilen ve bazen de pesimistik olabilen biriyim.
Bak böyle deyince de aklıma rahmetli Kayahan’ın şu sözleri aklıma geldi:
“… Benimde, senin gibi onun gibi arzularım var,
Tırnakları kısa katıksız kadın, katıksız ana,
Gözleri güleç yüreği insan birini istiyorum.
… Ben Anadolu çocuğuyum,
Bildiğin gibi,
Yüzümde derin siyah çizgiler,
Gözümde diken ve yaban otları…
… Yayla rüzgârları geçer içimden
Dikenli tellere takılır gönlüm,
Kan ağlar, anlatamam, ağlayamam…
………………….”
Neyse, melankoliye gerek yok. Konumuza dönersek:
İşte böyle bir haleti ruhiye ve biraz da duygusal bir kasvet içinde Sayın Cumhurbaşkanımızın gözlerine baktım.
O anda, aklıma rahmete gitmiş müşterek bir tanıdığımızın Cumhurbaşkanımıza atfen söylediği “…Benim bildiklerimizi siz biliyor olsanız geceleri uyuyamadınız…” cümlesi geldi ve içim daha bir tuhaflaştı.
Acaba, Cumhurbaşkanımız da karamsar mıydı?
Ama Cumhurbaşkanımızın gözlerinde tedirginlik, kaygı ve endişe yoktu. Sakin, soğukkanlı idi ve karamsar değildi.
Gözlerinde, adeta “Yaşanan/yaşatılan bu puslu, kirli, pis havaya rağmen; ben, at izini de it izini de iyi biliyorum. Gidişattan bihaber değilim. Trump’tan Netenyahu’ya, İran’dan Avrupa ülkelerine kadar hepsinin ciğerini ve ne yaptıklarından neyi yapmayacaklarını biliyorum.
Hatta sadece küresel/bölgesel olanlar da değil; yanı başımda, partimde, iktidarımda, ülkemde ve muhalefette nelerin olup, kimlerin neleri yapıp yapmadığını ve benim neler yapacağımı da iyi biliyorum” ifadesi hakimdi.
Açıkçası biraz olsun rahatlatıcı geldi.
Çünkü böyle anlarda bir ülkenin ve ülke insanının en büyük ümidi ve ferahlaması liderin metanet ve gücünden gelir.
Olan gelişmelere ve geleceğe dair, gözlerinde gördüğüm ışık bana şöyle bir projeksiyon yaptırdı:
—Savaş uzun da sürse, yakında da bitse, bizim ayakları yere basan bir senaryomuz var.
—İran-Irak-Suriye-Mısır-Pakistan-Körfez Ülkeleri ve İsrail’le ilgili gidişatın ne getirip götüreceğini ve bu minvalde ülkesel menfaatlerimizi konsolide etme konusunda “yeni konsept bir diplomatik plana” sahibiz.
—Dersimize çalıştık. Amerika, Rusya, İsrail, Çin, Avrupa ülkeleri ile ilgili bugüne kadar yürüttüğümüz “Denge Politikasını” bundan sonra da nasıl sürdüreceğimizi biliyoruz.
Bu minvalde dış politika adımları atarken; içeriyi de ihmal etmeyeceğini fark ettim.
—Küresel ve bölgesel gidişatı da gözeterek yeni ve ciddi bir kabine.
—Valilerden Emniyet Müdürlerine, Ekonomi yönetiminden Tarımsal bürokrasiye kadar geniş kapsamlı bir bürokratik yenileme.
—Tarımdan Sanayi’ye kadar üretici ve ihracatçılara rahatlatıcı ciddi tedbir ve destekler.
Mesela:
Çiftçi borç yapılandırması, Vergi-SGK borçlarının af ve/veya yeniden yapılandırılması, Emekli ve Asgari Ücretli vatandaşlarımızın alım gücünün artırılması, Akaryakıt başta olmak üzere gübre ve diğer petrokimya ürünleri konusunda sübvansiyon uygulanması gibi gibi…
—Görevde bulunmayan ama liyakat ve ehliyeti yüksek olan eski bürokratların yeniden kazanılması.
—Maalesef bir nevi “Kış uykusuna” yatmış ve tabandan uzaklaşmış Ak Parti siyasetçilerinin net ve biraz da sert bir şekilde uyarılması ve uyandırılması.
Hatta yeni kan ve zinde güçlerin partiye kazandırılarak dinamizasyonun artırılması ve rehavet üzre olanlara kapının gösterilmesi.
Şimdilik aklımda kalan gözlemlerim bunlar.
Ama siz bunları daha da detaylandırabilir ve çok boyutlu/derin ve radikal reform gibi bir reform yapılacağını düşünebilirsiniz.
“…Bu ve benzeri şeyleri daha önce de söylemiştin ama söylediğin gibi veya söylediğin kadar kapsamlı bir değişiklik veya reform olmamıştı. Şimdi bu denli büyük ve neredeyse en geniş kapsamlısı neden olsun ki?” diyebilirsiniz.
Arkadaşlar!
Böyle düşünmekte ve sormakta haklısınız ama şunu görmenizi istiyorum:
Bırakın ülkemizi, bırakın bölgemizi; dünya, bugün olan şeyleri/yaşanan sıcak ve kaotik gelişmeleri 2. Dünya Harbi’nden beri yaşamadı.
Gelişmiş ülkeler de dahil; 192 dünya ülkesinin alayı, bir ilki ve kırılmayı yaşıyor. Adeta karalarla denizlerin yerini değiştiren bir deprem misali bir kırılma…
Şuanda, gelişmiş/gelişmekte olan ve hatta geri kalmış ülkeler de dahil; sanki ülkesel bir eşitleme yaşanıyor/yaşatılıyor.
Dünya böylesi bir radikal değişim yaşamaya zorlanırken hatta yaşatılırken; Erdoğan gibi dünyada sadece birkaç liderde olan deneyime sahip bir liderin Türkiye için zevahiri kurtarma babında hareket etmesini ve radikal değişiklikler yapmamasını beklemek emin olun safdillik olur.
Her ne kadar yaşanan İran Savaşı nedeniyle hiç de istenmeyen sonuçlar doğsa da ve 2026 yılı kayıp bir yıl olacak olsa da; olunması gerekenden daha kötümser ve ümitsiz olmayın.
Emin olun; Sayın Cumhurbaşkanımız ve ekibi, gidişatı, görünen başat aktörlerden daha iyi okuyacak kriz müktesebatına sahiptirler ve doğru okumaya da devam edeceklerine inanıyorum!
Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.
Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.
