Dün bir bugün iki; Adalet Bakanı Akın Gürlek'e tahammülsüzlük…
Kabinede iki değişiklik oldu.
Devamı gelir mi gelmez mi? Gelebilir de gelmeyebilir de… Sayın Cumhurbaşkanımız sürprizi sever.
Peki, yapılan iki değişiklik önemli mi?
Her bakanlık ve yapılacak her değişiklik önemli olsa da; Adalet ve İçişleri Bakanlığında yapılan bu değişiklik biraz daha önemli…
Akın Gürlek…
Adalet Bakanlığına getirildi.
Tepkiler farklı; muhalefet oldukça sert, iktidar oldukça sahiplenici.
Benim fikrime gelince:
Sayın Gürlek, özellikle negatif eleştirenleri de şaşırtacak gibi…
Devir teslim töreni ve akabinde çıktığı televizyon programını izledim.
Beden diline/mimiklerine ve gözlerine bakarak sözlerini dikkatle takip ettim.
Sayın Gürlek, yargının içinden gelip/hakim-savcı konumlarında bulunup da Adalet Bakanlığına gelen ilk kişi.
Bence, bu boyut ve televizyon programında yargının sorunlarına dair tespit ve çözüm önerileri çok olumlu.
Kaldı ki eli güçlü şekilde bu makama gelmiş olması da camia tarafından pozitif karşılanan bir durum.
Önümüzdeki günlerde sabır gösterildiği takdirde muhalefetin bile şaşıracağı ve olumlu bulacağı icraatlara imza atacağına inanıyorum.
Yargısal süreçlerin gecikmesi/uzun tutukluluk halleri/yargının fiili ve fiziki imkanlarının yetersizliği gibi konularda pratik ve hızlı çözümler getirecektir.
Özellikle Sosyal Medyaya dönük hukuki düzenlemeler; bot ve troll hesaplar/genel ahlak ve adaba mugayir yayınlar/siyasi linçler/yapay zeka içerikli iftira görüntüleri/sosyal medya kullanım yaşının sınırlandırılması vb. konularda atacağı adımlar,
Alo Adalet hattı kurulması,
Terörsüz Türkiye Sürecine dair yasal düzenlemelerin gecikmeden yapılması gibi hususlar tarihi önemde olacaktır.
Bu noktada, sadece siyaset kurumunun değil aslında hepimizin en büyük handikapı önyargılarımızdır.
Daha bakanlık yemini edemeden önyargılarımızla hareket edip yargısız infaza başladık.
Halbuki dün Başsavcı idi ve onun gereğini yapıyordu. Bugün Adalet Bakanı ve onun gereğini yapacak.
Buna ve bu iki görevin birbinden çok farklı görevler olmasına rağmen hurra; muhalefet başladı yüklenmeye…
Hele bir durun; hele bir Adalet Bakanı olarak neleri yaptığına veya neleri yapmadığına bir bakın da ona göre eleştirin!
Sormak istiyorum:
Muhalif bir gözle bakınca Sayın Gürlek’in Adalet Bakanı olmadan önce eleştirdiğiniz yargısal eylemleri konusunda, acaba siz ne kadar objektif ve haklısınız?
Düne kadar Cumhuriyet Savcısı olarak görevin gereğini yaptı bugün ise Adalet Bakanı olarak görevin gereğini yapacak ve hatta yeri geldiğinde Cumhuriyet Savcılıklarıyla ilgili farklı tutum ve davranış bile sergileyebilecek…
Ama yok; varsa yoksa niyet okuma ve yargısız infaz.
Adam, yeni görevinin daha ikinci gününde size diyor; “Yargılama sonucu beraat edenler de olabilir/biz iddianameye aleyhte olduğu kadar lehte delilleri de koyduk. Yargılamanın sonucu ne ise kabulümüzdür…”
Yani, bir Adalet Bakanı daha ne yapmalı/ne demeli veya ne yapmamalı…
Siz ne istersiniz Efendiler!
Sonuç:
Ben, başta Adalet Bakanı Akın Gürlek olmak üzere her kim olursa olsun biraz sabır gösterilmesi/biraz zaman verilmesi ve eleştiri yapılacaksa da ondan sonra yapılmasının daha doğru olacağı kanaatindeyim.
Kimse kusura bakmasın; Akın Gürlek ülkenin Adalet Bakanı ve herkes bunu kabulllenmek/icraatlarını beklemek ve hazmetmek zorundadır.
Buradan hareketle;
Sayın Gürlek ve İçişleri Bakanlığına atanan sayın Mustafa Çiftçi’yi kutluyor başarılar diliyorum…
Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.
Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.
