İran da Amerika da İsrail de kazandıysa kim kaybetti o halde?
Üç ülke ve üç zorba lider:
Amerika-Trump, İsrail-Netenyahu, İran-Hamaney,
Üçünün de onay oranları kendi halkları nezdinde yüzde 30-35, dünya halkları nezdinde yüzde 25’lerde…
Körler ve şaşılar birbirlerini ağırladılar bugün ise bir savaşa tutuşup; dünyanın, zaten kaçan huzurunu iyice kaçırdılar.
Kapalı kapılar ardında ne yaptılar ne konuştular hangi anlaşmaya vardılar meçhul ama bir ateşkese vardıklarını ilan ettiler.
Sadece 15 günlük bir ateşkes. Film arası küçük abdest molası gibi…
Ona da riayet edip etmeyecekleri bile şüpheli. Bakalım ilk ihlali kim yapacak, ilk bozan kim olacak?
Bugün itibariyle tarafların beyanları şöyle:
Trump: Amerikan gücünü gösterdik ve çok güçlü bir zafer kazandık.
İran: Amerika’ya haddini bildirdik ve çok güçlü bir zafer kazandık.
Netenyahu: İran’a haddini bildirdik ve çok güçlü bir zafer kazandık.
Eğer üçü de kazandıysa o halde kim kaybetti?
Veya aslında ne oldu? Asıl kim kazandı ve aslında kim kaybetti?
Arkadaşlar!
Ben söyleyeyim;
Figüranları gerçek olan bir savaş oyunu oynandı ve sadece yapımcı kazanırken diğer ülkeler/halklar/insanlar kaybetti!
Algı kazandı olgu kaybetti.
Filler tepişti çimler ezildi.
Sanal gerçeklik kazandı asıl gerçek kaybetti ve bütün dünya, başrollerini üç maymunun oynadığı bu filmin, nasıl bir illüzyon, nasıl bir kandırmaca, nasıl bir bayağılık olduğunu bile bile izledi, dümen suyuna girdi, amaçlanan algıya alet oldu ve filme reyting rekorları kırdırdı.
Yani “Canbaza bak canbaza…” deyimini bile bile, cümle alem canbaza baktık ve cüzdanları çaldırdık…
Daha fragmanı gösterilirken “biz bu filmi izlemiştik” dedik ama film gösterime girince, ana konusu çökme/götürme ve çalma olan bu filmi zirvelere taşıdık.
Arkadaşlar!
Bizim medyaya bakıyorum; herkes hala savaş filminin etkisinde ve verilen 15 günlük ateşkesin zafer sarhoşluğunda.
Utanmasalar “Belki şehre bir film gelir, bir güzel orman olur yazılarda, iklim değişir Akdeniz olur, hadi gülümse…” diyecekler.
Halbuki bugün izlediğimiz savaş filminin, 1979’da Amerika’nın Tahran Büyükelçiliğine yapılan saldırıyı anlatan “Operasyon: Argo” filminden bir farkı yok.
O filmde de bugünkünde de bütün oyuncular aynı yapımcının kast ekibi.
Tek fark, bugünkü filmin ABD-İsrail ortak yapımı olması.
Siz, gerçekten Mollalar Rejiminin gerçek bir ABD düşmanı olduğunu mu sanıyorsunuz Allah aşkına!
Eğer öyle sanıyorsanız 40 yıldır yaşanagelen süreci hiç anlamamışsınız ve bugün yaşananları da hiç anlayamayacaksınız demektir.
Bakınız;
Trump ve Netenyahu’nun affedilir, kabul edilebilir veya makul görülebilir zerre miskal bir yani yok!
Ama emin olun ki, bu iki zalimin, insanlık düşmanının ve yeni versiyon Hitler/Musollini’nin zulmüne çanak tutup zemin oluşturması hasebiyle Mollalar Rejimi’nin de hiç yatacak yeri yok!
Dikkatinizi çekiyorum;
Lütfen ama lütfen biraz çekilip, İran ile Amerika’nın açıklamalarına bakın.
Neredeyse tıpatıp ayı cümleler:
“Güçlü bir zafer kazandık…”
Bence de haklılar ve iyi oynayıp yapımcıya büyük kazandırdılar. Tabi büyük kazanan yapımcı da büyük oynayan başrol oyuncularını ihmal eder mi hiç…
Sonuç:
Aslında ne oldu? Biz ne yaşadık arkadaş?
Her zamanki olan yine oldu ve gücü, aklı, silahı elinde bulunduran yine voleyi vurdu.
Filleri tepiştirip çimleri eze eze Yeni Dünya Düzeni Planını tıkır tıkır yürüttü.
Söyleyeyim:
Küresel yapımcı oyununu oynamayı/oynatmayı sürdürecek; yine canbaza baktıracak ve kasasını doldurmaya yine devam edecek…
Bu bumerang cehennemi ve kısırdöngü böyle sürer mi yoksa biter mi; onu da artık yaşayıp ömrü vefa edenler bilecek…
Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.
Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.
