Savaş bahane para şahane, körfezde park etmiş sermaye nereye?
Günlerdir ne yazıyor ve ne konuşuyoruz?
Savaş savaş savaş…
Peki bu savaş gerçekten İran halkı için veya İran’ın İsrail tehdidi yüzünden veya İran rejiminin dini özelliğinden dolayı mı?
Tabi ki hayır.
Arkadaşlar!
Bunların hepsi birer kılıf. İran ne yaparsa yapsaydı veya Trump’ın koştuğu şartları harfiyen kabul etseydi bile bu savaş başlatılacaktı.
Neden?
Para para para…
Son yazımda söylemiştim; savaştan kazanan üç ülke var ve bunlar Amerika/İsrail ve İngiltere diye…
Dikkat edin; Hürmüz Boğazı’nın kapanması dünya ekonomisini kilitlemeye doğru hızla ilerliyor.
Adeta zincirleme bir etki…
Doğudan batıya, kuzeyden güneye, ülke halkları bu etkiyi sadece hayatın olağan akışında yaşadığı zorluklar üzerinden algılıyor.
Mesela;
Akaryakıt/gübre/ulaşım/giyim vb. alanlarda ve bunların dolaylı etkilerinde görüyor ve savaşa bakınca düşündüğü bunlar oluyor.
Ama bu kısım sadece cambaza bakmaktan öte bir şey değildir. Bunlar sadece görüntü kısmıdır ve asıl hesap derin ve oldukça “duygusaldır.”
Arkadaşlar!
Körfez ülkelerinde son yıllarda devasa büyüklükte akıl almaz miktarlarda bir sermaye/finans birikimi oldu.
Şimdi bu sermaye/finans/para ürktü/ürkütüldü ve hicrete başladı.
Özellikle de dünyanın legal veya illegal finansının merkezi haline gelen Dubai…
Arkadaşlar!
Para güvenlik/güvenli liman ister. İstikrarsızlığa ve kaotik ülke profiline asla tahammülü yoktur.
Şu anda halkların göremediği ama işin uzmanlarının gördüğü en büyük problematik şu:
Özellikle Arabistan/Kuveyt/Dubai/Katar gibi Körfez ülkelerine konuşlanan finans nereye gidecek?
Ama öyle böyle değil; 40-50 trilyon dolarları aşan bir büyüklük…
Sadece bu kadar mı?
Tabi ki hayır. Petrol alım-satımında yüzde yetmişler ölçeğinde kullanılan para birimi dolar. Bu süreçte, doların da değer kazandığını düşünürsek ortaya çıkan kur farkından kim kazanacak ve bu farklar nerelere park edecek?
Keza ana iştigal sahası petrol ve petrokimya sanayi ürünlerini taşıma olan küresel ölçekli dev lojistik firmalarının akıbeti ne olacak?
Petrol ithalatçısı ülkelerde akaryakıt ve diğer petrol türevi ürünlerin fiyat artışlarıyla birlikte enflasyon da artacak. Bu da demektir ki, bu ülkeler faiz artırmak zorunda kalacak. Peki bu esnada bu ülke tahvillerini kim alacak ve bu tahvil faizlerine kim konacak?
Gelişmiş Avrupa ülkelerinin, petrol ve doğalgaz sıkıntısı nedeniyle yaşayacağı sıkıntı ve Avronun değersizleşmesiyle birlikte ortaya çıkacak finansal boşluk kim tarafından doldurulacak?
Tüm bu sorulardan sonra içinden geçmekte olduğumu savaş krizi, hangi ülkeler için bir fırsat olabilir sorusunu soralım.
Arkadaşlar!
Türkiye, coğrafi ve stratejik açıdan nev-i şahsına mahsus bir ülke. Gerçekten örneği yok.
Bu coğrafi konum her ne kadar aynı zamanda bazı handikap ve riskleri de beraberinde getiriyor olsa da, kesinlikle avantajları daha fazla.
Ben diyorum ki; Türk devlet yöneticileri şuana dek sergiledikleri akıllı-akılcı/elden geldiğince soğukkanlı ve romantizmden uzak tavırlarını sürdürürse,
-Ki, Sayın Cumhurbaşkanımızın bu hassasiyetin ziyadesiyle farkında olduğuna inanıyorum-
Her ne kadar şu sıralar Singapur’a yöneldiği söylense de Türkiye’nin ve özellikle İstanbul’un, başta Dubai olmak üzere Körfez finansı için yeni bir Merkez/Liman olabileceği inancındayım.
Sadece İstanbul da değil; mesela İzmir, mesela Antalya…
Hatta Atatürk’ün de ilk İktisat Kongresini yaptığı İzmir gerek sosyolojisi, gerek coğrafi konumu ve gerekse de yaşam kalitesi bakımından ideal bir finans şehri olabilir.
Şimdi birileri kalkıp Türkiye’nin İran’a komşuluğundan hareketle savaş ve istikrarsızlık riskinden bahsedebilir. Aslına bakarsanız haklı da olabilir.
Ama Amerika’nın Türkiye ile olan ilişkisindeki itinaya ve Sayın Erdoğan’ın/Sayın Fidan’ın da savaş koşulları ve gidişatı çerçevesinde sergilediği akılcı diplomasiye bakınca; bahsettiğim çerçeve fırsatın, pek de imkânsız olmadığını öngörebiliriz.
Sonuç:
Demek ki neymiş arkadaşlar?
Her şeyin nedeni de sonucu da paraymış…
Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.
Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.
