Trump mı büyük yoksa Dünya mı küçük yahut da zamana hükmeden bir Akıl ve Güç…
Küresel Hakimiyetin/Hegemonyanın dört ana ayağı vardır:
—Silah,
—Para,
—Teknoloji,
—Kültür (İnsan hakları/Demokrasi/Uluslararası hukuk vb.)
Bu temel dinamikten hareketle;
Güç ve Akıl Sahiplerinin başkenti/jandarması/görünür gücü kim?
Tabi ki Amerika.
—Amerika şu anda küresel silah sanayinin başat aktörü mü? Evet.
Ürettiği, sahip olduğu ve hatta satarken söz sahibi olduğu silahlar ve devasa savunma bütçesi (dünyanın toplam savunma bütçesinin neredeyse yarısı) bunun en büyük nişanesi.
—Amerikan parası dolar. Hâlâ uluslararası ticaretin ana parası (rezerv para) mı? Evet.
Halen küresel ticaretteki yüzde 65-70’lik dolar hakimiyeti bunun en büyük nişanesi.
—Teknoloji konusunda başat aktör kim? Bazılarının söylediği gibi Çin falan değil; hâlâ Amerika.
Bazı kritik teknolojilerin kendisi, bazılarının ise lisans ve patentleri Amerika’nın elinde veya kontrolünde.
Son olarak;
—Küresel kültür oluşturabilirlik veya bu konuda belirleyicilik kimin elinde? Kimse kızmasın ama olanı olduğu gibi söylemeliyim ki hâlâ Amerika…
Arkadaşlar!
Amerika’nın, bu dört ayaktan üçünde (silah-para-teknoloji) asla tavizi yok.
“Konuşabilir veya tartışabiliriz” kabilinden söz konusu olan husus sadece insan hakları/demokrasi/uluslararası hukuk gibi kültürel enstrümanlar.
Bunları da nasıl konuştukları veya gündeme getirdikleri aşikâr:
“Uluslararası hukuka ihtiyacım yoktur. Hukuk benim vicdanımdır” gibi son derece sübjektif ve hukuk tanımazlık.
Yani yine Amerika için hukukun yok sayılması…
Günümüze gelirsek:
Yaşanan realite/çatışma/küresel kaos bugün ortaya çıkan bir şey değil.
Son on yıldır iyice hızlanan Yeni Dünya Düzeni’nin sadece günümüze tekabül eden etaplarıdır.
Tam bu noktada öne çıkan ana parametre ise Çin’in teknoloji üzerinden Amerika’ya üstünlük taslamaya kalkması ve üstüne üstlük bir de Amerika’nın olmazsa olmazı doların tahtını sallayacağını düşünmesidir.
Peki, buna müsaade edilir mi?
Veya Amerika’yı merkez tutan Güç ve Akıl Sahiplerinin planlarını muvafık ve mutabık şekilde yapması için başkan yaptıkları Trump, buna lakayt kalabilir mi?
Tabi ki hayır… Çünkü o zaman işini iyi yapmamış olacaktır.
Gelişmeler çerçevesinde öyle görünüyor ki Trump/Netenyahu ve hatta Putin’in yönetsel ömürlerinin sonuna yaklaşıldı.
Çünkü radikalize eylemler ve sert politikaları realize etmek zordur. Zor olanı yapmak yıpratıcıdır ve yıpranan isimlerin değiştirilmesi de kaçınılmaz bir mukadderattır.
Benim görüşüm şu:
2026 yılı Trump başta olmak üzere bazı liderler için hazin sonuçlar doğurabilir.
Bu noktada şu soru akla gelebilir:
Peki, öyle de; Trump, ömrünün kısa olacağını bile bile neden bu atraksiyonlara giriyor?
Arkadaşlar!
Güç ve Akıl Sahipleri, zaaflar üzerinden yürümeyi ve liderleri kullanmayı iyi bilir. Böyle olunca da, Trump gibi çoklu zaaf sahibi liderler kaçınılmaz sonunu bile bile başa gelir/başta kalır ve istemeye istemeye de olsa verilen talimatları yerine getirir.
İran konusuna gelelim:
Gazete, televizyon ve sosyal medyada ne yorumlar ne yorumlar…
İran uzmanları, Uluslararası İlişkiler Hocaları, Siyasal kahinler ve daha kimler daha kimler…
Yorumlar havada uçuşuyor:
Yok İran gösteriler konusunda şerbetliymiş de, vay İran Venezuela’ya benzemezmiş de, yok İran halkı Amerika’ya karşı kenetlenirmiş de, aman İran’ın bir devlet geleneği filan varmış da; neler neler…
O halde sevgili yorumcular, değerli allame-i cihan kesilenler; bekleyin ve görün bakalım.
Son tahlilde, “bu kadarını biz bile düşünmezdik/tahmin edemedik veya dünyanın sonu mu geldi yahu…” diyecek misiniz demeyecek misiniz hep birlikte göreceğiz birkaç gün içinde…
Arkadaşlar!
Amerika ve Trump’ın amacı İran halkının özgürleşmesi filan değildir. Amerika’nın amacı, İran’ın Çin ile bağını kesmek ve bunun için de İran’ın başta petrol olmak üzere tüm ticaretine çökmektir.
Bunun için de bugüne kadar yapılmayanları unutun ve ne yapılması gerekiyorsa yapacaklarını iyi bilin.
Suriye konusu…
Suriye yönetimi SDG’nin tamamıyla Fırat’ın doğusuna çekilmesi talimatı vermiş.
Zaten planlanan ve olacak olan da bu idi ve bugüne kadar olanlar bugün gelinen duruma/Fırat’ın Doğusu’nun SDG’ye bırakılmasına zemin hazırlanmasından başka bir şey değildi.
Bu arada Şara nerede? Medyada filan, bir canlı yayında göreniniz oldu mu?
Grönland konusu…
İngiltere asker çıkaracak ve Amerika’yı engelleyecekmiş. Güldürmeyin insanı.
Kim karşı çıkarsa çıksın, şöyle veya böyle ama bir şekilde ABD Grönland’a sahip olacak ve orayı üs tutacaktır.
Sonuç:
Diyebilirsiniz ki “hep ABD şunu da yapar, bunu da yapar/orayı da alır, burayı da vurur” deyip duruyorsun. Bu ABD, evrenin askerlerine mi sahip yahut da “Tanrısal bir devlet midir ki; bu kadar yenilmezlik atfediyorsun?”
Buyurun o halde; aksini iddia edin veya iddia edeceğiniz aksinin olabilirliğini anlatın da ben de sözümü geri alayım!
Ben şuncu veya buncu, şu devlete sempatik veya bu devlete antipatik biri değilim.
Ben sadece Türkiyeciyim ve bunun haricinde olanlara dair tespit olacaklara dair tahmin yapıyor öngörülerimi paylaşıyorum.
“İran boş atıp dolu tutmaya çalışıyor. Sadece laf laf laf. Amerika İran’ı vurur” derken de ben Amerikancılık yaparak İran’ın böyle bir akıbeti hak ettiğini asla söylemiyorum.
Aslında sadece küresel bardağın dolduğunu ve Trump’ın da bardağı taşıran bir damla olduğunu,
Buradan hareketle de kerametin Trump’ta değil ama zamanın küresel değişim ruhunun Trump damlacığıyla taşmaya başladığını ve bu yeni sürecin kaçınılmazlığını söylüyorum.
Bir sonraki Bir Portre yazımızda buluşmak ümidi ile Allah'a emanet olun sevgili okurlar.
Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

İbrahim
T. L.
Arda
Ahmet A.
K.
Oğuzhan D.
Salih H.
Ahmet S.
İrfan
Melih