13.05.2019 17:38 Güncelleme Tarihi: 13.05.2019 17:52

İsrafiye

İsrafiye

Türkiye'nin bir değişik adıdır bana göre. 814.578 kilometre karenin her noktasında ayrı ayrı işleniyor bu büyük günah. Böylesine kadim ve hoşgörülü bir milletten beklenmeyen hareketler maalesef.

Sadece ülkemizde günlük 6.5 milyon değeri olan, yıllık 2.37 katrilyon eski lira tutan 2 milyar 400 milyon ekmeği çöpe atıyoruz. 2.37 milyar liranın, birkaç Büyükşehir Belediyesi'nin toplam bütçesinden bile fazla olduğunu biliyor muydunuz?

Sadece ülkemizde israf edilen ekmek, Afrika'da veya Pasifik'te bir ülkenin tamamını doyurabilecek büyüklüktedir.

Şöyle ki:
1 yılda israf edilen ekmeğin parasal karşılığı ile 5 kişilik 105.000 aile 1 yıl boyunca yoksulluk sınırında geçinebilmektedir.

165.000 asgari ücretli kişi 1 yıl boyunca geçinebilmektedir.

475.000 üniversite öğrencisine, 12 ay boyunca aylık 300 TL burs verilebilmektedir.

Ya da;
100 yataklı 85 hastane,
Yıllık 500.000 yolcu kapasiteli 19 havaalanı,
18 derslikli 500 okul,
300 öğrenci kapasiteli 260 yurt,
550 kilometrelik bölünmüş yol gibi hizmetlerden herhangi birini yapabilmekteyiz.

Bir günde israf edilen 6.5 milyon ekmek 5.000.000 kişinin 1 günlük ekmek ihtiyacını karşılamaktadır.

Sadece ülkemizde 1 yılda israf ettiğimiz 2 milyar 400 milyon ekmek, ülkemizin 25 günlük ekmek ihtiyacını karşılamaktadır.

Sadece ekmek tasarrufu ile hem de...

Ne korkunç rakamlar değil mi?

Sadece Bursa'nın bir çöplüğünde ayrıştırılamayan evsel atık günlük 3.3 bin ton, aylık 100.000 tonun üzerindedir.

Kağıt, plastik, cam, metal ve doğal atıklardan kaybettiğimiz para bütçemizden fazladır.

Eğer Türkiye'de sadece atık ve parça ağaç hurdalarını bir sunta fabrikasına götürebilseydik, dünyanın en büyük sunta üreticisi olabilirdik.

Cep telefonlarımızı, otomobillerimizi, beyaz eşyalarımızı sık değiştirmekten vazgeçmeliyiz. Müslümanlara ve Türklere yakışan minimalist yaşam denen hayat tarzını, benimsemek zorundayız.

Örneğin bir tişörtü ya da bir pantolonun yapısında söküğü, yırtığı yoksa moda diye değiştirmeliyiz, çünkü işe gidiş gelişlerde sizi gören insanlar o elbiseyle sizi bir daha çok nadir görüyorlar mesela. 

Yolda gördüğümüz bir çiviyi bile yerden almaya çekinmemeliyiz. Ülkesel ekonomide bu tarz hareketler, bir kelebek kanadı etkisi yapmakta ve büyük çapta bir fırtınaya dönüşüp, devasa büyüklükte bir tasarruf yaratmaktadır.

İsraf hayatımızın her yönündedir ve genellikle bayanlarımızın yaptığını dikkat ettiğim bir olaya dikkat çekmek istiyorum. Durakta otobüs beklerken beklenen araç geldiğinde, validatöre yanaşan yolcumuz çantasını açıyor, içinden o kadar malzemenin arasında cüzdanı buluyor, şehir kartını çıkartıp cihaza okutana kadar arkada bekleyen yolcular zaman kaybediyor.

Otobüs bekleyen onlarca yolcu ve senin binmeni bekleyen kuyruktaki yüzlerce aracın yakıt ve iş gücü kaybı, bileti okutanın maaşı kadardır.

Bakın abartmıyorum maaşı kadardır. Kartı hazır tut kardeşim memleketi onca zarara uğratma.

Tüketebileceğin kadar alışveriş yap, evsel atıklarını ayır, lokantada yiyebileceğin kadar yemek söyle, gereksiz yere bilgisayarını değiştirme.

Suyu israf etme kardeşim, enerjiyi israf etme, biz fakir bir ülkeyiz. Sokaktaki kediye, köpeğe ayır o fazla suyunu ve ekmeğini.

İsraf tüm semavi ve pagan inançlarında yasaktır, özellikle İslam dininin kutsal kitabında uyarı çok daha fazla yapılmıştır. Madem Müslüman isen, zekat müessesesini çalıştır. Sadece şahsi olarak kendi israfını bitirerek, kışın okuluna terlikle giden 10 yoksul çocuğa, bot ve kaban alabilirsin mesela.

Çevrendeki insanlar seni, senin ne giydiğine ve tükettiğine göre değerlendiriyorlar ise ayrıl onlardan ruhunu çürütmelerine izin verme.

Ağzındaki sakızı çevreye atma kuşları öldürüyorsun, böcek ilacı kullanma arıları ve karıncaları öldürüyorsun, evinin önünde 20 metrekare bile toprak varsa onu işle, inan sana çok iyi gelecektir.

Yalınayak toprağa basıp gece yıldızları seyretmek bedava ve bu da sana gerçekten çok iyi gelecektir. 

Turşunu, yoğurduğunu kendin yap, tuvaletini fırça ile temizle ve kimyasallardan uzak dur, az ama kaliteli ürünler kullan bu daha hesaplı olacaktır.

Örneğin sokakta soyduğun bir portakalın kabuğunu bile, bir ağacın dibine at, kargalardan öğrendiğimiz toprağa dönüş, senin olduğu kadar o portakalında hakkıdır. 

Artık ülkedeki her suçu hükümete ya da muhalefet atmayı bırakmalıyız. Kendi aracın ile işe gitmekten vazgeçip toplu taşımayı kullan, ki toplu taşımayı çok kullanmak bir medeniyet göstergesidir. Herkesten önce kalk ve aileni uyurken seyret, bu ruhunun hafiflemesine sebep olacaktır. Sabah kalkınca bir bardak su iç, çünkü senin vücudunu susuz bırakmadan dolayı ortaya çıkan hastalıklar, devleti milyarlarca dolar zarara sokmaktadır. Sadece su içmediğin için.

Bugünkü yazımı Başbuğ Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün ve şahsımın bir sözü ile son verip esenlikler diliyorum.

"Tarih 13 Temmuz 1915. Ramazan'ın ilk günü ve yer Çanakkale cephesi. Yarım tayin ekmek ve üzüm hoşafı ile iftar açıp, devlet kuran ecdadı anlamadıkça, ekonomik olarak özgür olmamız imkânsızdır." 

Galip Gezer

" Bir millet zenginliğiyle değil, ahlaki değerleri ile ölçülür."

Başbuğ Gazi Mustafa Kemal Atatürk