Galip Gezer

Galip Gezer

İstanbul Sürekli Adalet Divanı (İSAD)

Bir şehir düşünün. Romalılar da olsun, Osmanlılar da olsun, Türkiye'de de olsa, iki bin yıldır adaletin tam kalbindedir. Diğer imparatorluklara ve devletlere bu topraklardan adalet nakşedildi binlerce sene. Neden İstanbul Sürekli Adalet Divanı'nı kurmalıyız sizce?
İstanbul Sürekli Adalet Divanı (İSAD)

Bu divan neden gereklidir?

Bu divan Fetö'nün getirilmesi için, Apo'nun asılması için, dış ülkelerdeki teröristlerin iade edilmesi için, Doğu Türkistan ve Hocalı için, Musul ve Kerkük için, Suriye, Kıbrıs ve Akdeniz petrolleri için, ilerleyen zamanlarda Hatay meselesi ve Bosna için, Arnavutluk, Yunanistan adaları ve Bulgaristan'da yaşayan Türkler için, Kırım, Nahçıvan, Azerbaycan için, Türkmenistan, Kazakistan, Tacikistan, Özbekistan, Afganistan, hatta Pakistan için.

Ya da hedefimiz olan Türkmeneli için...

Dünyanın 5'ten büyük olduğunun altını bilahare tekrar çizmek için "İstanbul Sürekli Adalet Divanı''nın kurulması gerekmektedir.

Peki nasıl kurulabilir ve nasıl işlevsel bir hale getirilebilir?

Birleşmiş Milletler'in Lahey'de kurduğu mazlumu müşteki sanık bulan, zalimi mağdur gibi gösteren bu "adaletsiz divan" nasıl kuruluysa biz de öyle kurabiliriz.

Ama adaletli olanından, mazlumu savunanından, zalimi susturanından. Yukarıda ismini zikrettiğim on devlet ile kurulabilir.

Araplardan ümidim yok ama Yemen üye olabilir, Katar da arkamızda durabilir. Ukrayna bile desteğini esirgemeyecektir. Kadim dost ve kandaş Macaristan'da arkamızda duracaktır.

Dünyanın öbür ucundan Malezya, Singapur ve Endonezya bizi takip edecek, Venezuela bile divana üye olmak isteyecektir.

Japonya bu Türkler ne yapıyor diyecek ve bizi yakın markaja alacaktır. Almanya'daki ve Avrupa'daki Türkler (6 milyon kişi) sosyal medya ile tanınırlığımızı arttıracaktır.

Filistinliler, adalet divanımızı dava gönderecekler, Kaşıkçı gibi menfur cinayetler de uluslararası arenalara taşınabilecektir.

Önce adaletin tekrar tesisi gereklidir. Adaleti olmayan bir dünyanın, Afrika'nın Serengeti savanalarından bir farkı yoktur. Gücü yeten yetene değil, süreklilik arzeden ve adalet dağıtan bir divan olması gerekir.

Bu Adalet Divanı'nı 7 Türk devleti ve 3 yabancı devlet ile pek ala kurabiliriz.

Yaklaşmakta olan 3. Dünya Harbi'nde, sürekli adalet dağıtan bir divana ihtiyaç çokça hasıl olacaktır.

Bu kurulması ve masaya yatırılması gereken divan, aslında "Avrasya Adalet Divanı"nın temelleridir.

Lahey'de ki divanın nerede durduğu, nasıl bir yargılama ve istinaf geliştirdiği, Türk ve İslam medeniyetlerine karşı tutumu ortadadır. Batının kokuşması sonucu Ortadoğu'ya da sirayet etmiş uluslararası "adalet", pasifiğin ortasında küçük bir takımada olan Chagos takım adalarını terk etme çağrısını, Vatikan üzerinden İngiltere iletmektedir.

Fakat aynı divan, Suriye, Irak ve Doğu Türkistan'da öldürülen milyonlarca insan için gıkını çıkartmamaktadır.

"Uluslararası Adalet Divanı" mısın, yoksa Hristiyan kulübü müsün?

Aynı divan, Sırp kasap Slobodan Milošević için yargılanma sürecinde de onlarca kaygı verici detayı atlayarak davayı işletmiştir.

Srebrenista katliamına tüm batı sessiz kalmıştır!!!

Söz konusu kurulması gereken "İstanbul Sürekli Adalet Divanı" ilk bir kaç yılında etkili olamasa da, ilerleyen yılların da "ataletten adalete" geçecektir.

Yazımıza başbuğumuz Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün bir sözü ve nacizane kendi sözüm ile son ve esenlikler diliyorum.

"Adalet, sürekli tesis edildikçe uygulanır. "
Galip Gezer

"Her şey kanun yapmaktan ibaret değildir. Aksine her şey o kanunları uygulamak ve uygulatmaktan ibarettir. Uygulayan, yerine getiren, daima karar verenden kuvvetlidir. "
Başbuğ Gazi Mustafa Kemal Atatürk

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın
  • Emine GEZER
    Kalemine sağlık..
  • Nusret AYDIN
    Tebrik ediyorum .maşallah