İrfan Salcı

İrfan Salcı

Kahraman siyasetçi

Merhum Süleyman Demirel'in ziyaretine Kastamonu'dan bir heyet gider. Sekretere isimlerini yazdırıp beklemeye başlarlar. Biraz sonra sekreter ‘Kastamonu heyeti buyursunlar’ der.
Kahraman siyasetçi
Biraz sonra sekreter "Kastamonu heyeti buyursunlar" der. Daha önce gelmiş, sıra bekleyen başka heyetlerdekiler kadar Kastamonu heyeti de şaşkındır.

Koltukları kabarır, gururla huzura girer, gururla çıkarlar.

Yıllar sonra, o heyetten biri, o sekreterle karşılaşır ve "geç geldiğimiz halde neden bizi önce içeri almıştınız, yıllardır kafamı kurcalar" diye sorar.

Aldığı cevap ilginçtir.

"Sayın Demirel'e görüşmek için gelen heyetlerin listesini bildirdiğimde ‘Önce Kastamonu heyetini alalım. Onlar tayin, torpil, sürgün vb. bir şeyler istemek için gelmişlerdir.

Diğerleri yol ister fabrika ister yatırım ister. Onların işini konuşmak uzun sürer, Kastamonuluların işi kolay, bekletmeyelim' dedi ve o yüzden sizi önce aldık cevabını alınca hayatının utancını yaşar hemşerimiz.

Sadece Demirel'in yanına gidenler değil, Ecevit'in, Özal'ın yanına gidenler de aynı kafayla gidip geldiler yıllarca.

*

"Kahraman Çorumlu” hikayesini biliriz…

Bazı insanlar, bazı sanat ve meslek erbabı, siyaset erbabı gerçekten kahramandır. Doğuştan kahramandır.

Memleketi adına, devleti ve milleti adına unutulmaz işler yaparlar. Memleketinin, ülkesinin çehresini, kaderini değiştirecek işler yaparlar.

Bazıları Kahramanmaraşlı asker gibi, kahraman olduğunu bilmez, söylemez, bazıları, "Kahraman Çorumluyum" diyen saf, acemi asker gibi, kahramanlık iddiasında bulunur, taklit yapar, komik olur sadece.

*

Şahsi ya da belirli kişi ve grupların iş takibini yapmak siyaset olamaz.

Tayin-torpil, sürgün işleri yapmak siyaset olamaz.

Devletin koyduğu kanun, kural, nizam dışına çıkarak iş yapma gayretleri siyaset olamaz.

*

"Bre sen nasıl sultansın ki, kendi koyduğun kuralı önce kendin çiğnemek istersin" diyen askeri ödüllendiren Fatih Sultan Mehmet Han'ın rehberliğini unutan, kendi keyfini, kendi menfaatini, hırsını, öfkesini kanun ve nizamdan üstün zanneden ancak hain olur.

Devletine, milletine, istikbaline ihanet ediyordur hatta kendi bindiği dalı kendi eliyle kesiyordur. Çünkü kanun, kural herkese lazımdır, her zaman lazımdır.

Güçlüye ayrı, zayıfa ayrı işleyen, işletilen kanun kanun olamaz, nizam nizam olamaz.

*

Kastamonu’muzun nüfusuyla, ekonomik gücüyle, siyasetiyle, kültür ve sanatıyla, turizmiyle, tanınırlığı-bilinirliğiyle, cazibesiyle sürekli geri gitmesinin, emsalleri arasında sürekli geride kalmasının nedenlerinin başında bu hastalıklı siyaset anlayışı gelir belki de.

Ülkenin yaşadığı onca kaosa, siyasi, askeri, ekonomik krize rağmen ders alınmıyor.

Geçmiyor lanet olası hastalık.

Her fırsatta yeniden nüksediyor...

*

Bunları neden yazıyorum?

Şu sıralar Kastamonu siyasetçi ve sendikacıları Ankara'ya çıkartma yapıyor.

Sebebini bilseniz gülmezsiniz eminim.

Yerli otomobil fabrikası için değil, demiryolu için değil, ekonomik teşvik paketleri için değil, esnafın, tüccarın sorunlarının çözümü için değil, işsizlik sorununa çare bulmak için değil, Hastane-Tıp Fakültesi sorunları için değil, Ballıdağ Hastanemiz için değil, inşaatı duran Kırık Barajı ve İnebolu yolu ve tünelleri için değil, Karadeniz Yolunun Kastamonu'dan geçişini sağlamak için değil, ilimizde giderek artan asayiş sorunlarının çözümü için değil, uyuşturucuya bulaşan, suça bulaşan gençleri kurtarmak için değil, bu şehrin tanıtımına, turizm sorununa çözüm üretmek için değil, kültür sanat, eğitim projeleri-sorunları için değil.

Değil, değil, değil.

Hiçbir hayırlı proje için bu kadar canla başla çalışmadılar. Çalışacak hayırlı projeleri olmadığı için kendilerine iş arıyor ve buluyorlar.

Bu çok değerli, kahraman insanlarımız bu sorunları bizzat Sayın Erdoğan'a anlatmak için huzura çıkmaya cesaret edebilirler mi? Diyelim ki cesaret edip randevu aldılar. Sayın Erdoğan da merhum Demirel gibi önce Kastamonu ekibini alın der mi?

Şikâyet ve talepleri duysa aferin der alınlarından mı öper, kapıdan mı kovar bilemiyorum.

Ama belki başka birileri, kamu vicdanını yaralayacak işler yapmaya tevessül edenlerin yaptıklarını, yapmaya çalıştıklarını sayın Erdoğan'a bizzat iletir. O zaman görür milletimiz Demirel devri tamam mı, devam mı diye?

Proje üretemeyen, çözüm üretemeyen siyaset elbette sorun üretir.

Bugünlerde birtakım esnaf, siyasetçi ve bürokratlarımız da işini iyi yaptığı için bir bürokratımızın tayini için uğraşıyor.

*

Konu siyasetten açılmışken ömrünü siyasete adamış bir büyüğümüzün anlattıklarından bir kesit paylaşmak isterim.

"Ben kırk yıllık siyaset hayatımda Diyanet ve askeriyenin işine hiç karışmadım.
Bir kere teşebbüs ettim, dersimi de aldım.
Siyasette yeniyim...

Bir imam ataması için rahmetli Koca Müftüden ricada bulunmak istedim.
Beni çağırdı, nasihat etti. "Bu işler veballi işlerdir, vebalini taşıyamazsın, bu işlere karışma" dedi.
Ben de sözünü tuttum, bir daha asla karışmadım.

Koca müftü haklıydı. Oku desen okuyamam. İmamlık yap desen, müezzinlik yap desen yapamam.
Askeriyenin işini bilmem.
O yüzden bu iki kurumun işine hiç karışmadım kafam rahat, vicdanım rahat.

Kimsenin işiyle, ekmeğiyle, itibarıyla oynamadım.

Ben bugün alnım açık çay boyunda dolaşabiliyorum. Kimse karşıma çıkıp bana şu haksızlığı yaptın demedi çok şükür.

Hiç tanımadığım insanlar geliyor selam veriyor, dua ediyor, hürmet ediyor. Ben bilmiyorum, iyilik yapmışım, sorunlarını çözmüşüm.

Elhamdülillah. Gururla yürüyorum. Bundan daha güzel bir şey var mı?"

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın
  • RAFETTİN AYVACI
    TEBRİK EDERİM GÜZEL YAZI BÜTÜN SORUNLARA İŞARET ETMİŞSİNİZ CÖZÜMÜNÜDE GÖSTERMİŞSİNİZ DEVLETTEN İSTEMİYORUZ PROJE ÜRETMİYORUZ HER KASTAMONLU KASTAMONU İÇİN DEĞİL KENDİ İKBALİ İÇİN SİYASET YAPIYOR