İrfan Salcı

İrfan Salcı

Saymaz da işi sulandırdı

Kürşat Ayvatoğlu'nun lüks bir araç içerisinde, uyuşturucu madde kullanırken çekilen görüntülerinin önce sosyal medya hesaplarında sonrasında ise yerel ve ulusal kanallarda ve gazetelerde gündem olmasından sonra işin derinine inmek adına tüm siyasiler ve gazeteciler olarak bir çaba içerisinde olduk.
Saymaz da işi sulandırdı
Tabi biliyorum ki, her bir çaba iyi niyetle bu sorunun üzerine gitmek adına oldu, oluyor ve olacak da.

Bu süreçte yakından takip ettiğim gazeteci İsmail Saymaz, büyük bir yanılgı içerisine düştü.

Mesleğimizin en kötü tarafı da bu zaten. Bilmediğimiz yerlerde çok çabuk yanılgıya düşebiliyoruz.

Saymaz nerede yanıldı ya da yanıltıldı?
Şimdi bu konuya gelelim. Yıl 2017, Saymaz'ın yazısında kaleme aldığı olay. Bkz: "Yolsuzluk iddiasına kurşun yağdırmışlar"

2017 yıllının Temmuz ayında bir sosyal medya hesabı üzerinden yapılan paylaşım ile çıkan olay, direk Tahsin Babaş'a bağlanmış.

O olay nasıl oldu, nasıl gelişti kısaca bahsedeyim.
Bu paylaşımda dönemin belediye başkanı Tahsin Babaş'a bir sataşma olduğu doğru, fakat göz ardı edilen kısım ise dönemin Belediye Başkanı Babaş'a yapılan sataşma değil, başkanın yanındaki korumalara ve çalışanlara yapılan hakarettir. Yanlış anlaşılmasın, tasvip ettiğim için değil, olayları doğru değerlendirmemiz gerektiği için yazıyorum.

Yoksa Kürşat mevzuu güme gidecek…

Bahsi geçen olay, olaya müdahil olan şahısları işaret eden paylaşım sonrasında, konuşmak için gitmeleri sonucu cereyan etti.

"Etti" diyorum çünkü bu olayı Kastamonu'da gazetecilik mesleğini icra eden biri olarak yakından takip ettim ve verilen ifadeleri de biraz olsun biliyorum.

Tahsin Babaş'ın akrabası olan Suat Babaş kendisine ve çalışma arkadaşlarına yapılan hakaret sonrasında olay mahalline gidiyor. Yanında Eldar Alizade de var. Konuşma esnasında olay hararetleniyor ve silahlar çekiliyor. Yaralananlar ve hatta ölümden dönenler olduğu da doğru.

Gelelim ifadeler kısmına.
Yazıyı okudum ve taraflardan Suat Babaş'a ulaştım. İddia edilen ifade doğru mu diye. Kendisinden verdiği ifadenin yanı sıra yaşanılan olayı da dinledim. Aldığım cevap ise şöyle; "15 Temmuz hain darbe girişimi sonrasında hem Belediye çalışanı hem de Başkan'ın akrabası olarak yanında olmam gerektiğini düşündüm ve çokça yakın çalışma ekibinde oldum. Söz konusu olayda Belediye Başkanına yapılan paylaşım değil, bizleri hedef alan ve hakaret içeren paylaşım sonrasında bulundukları mekâna gittim. Burada konuşurken olay tartışmaya dönüştü, sonrasında karşılıklı silah çektik. Ben de dâhil olmak üzere yaralananlarımız oldu. Eldar Alizade ölümden döndü. Olay ile hiç alakası olmayan Bülent Keti de yaralandı. Uzun süre tekerlekli sandalyeye mahkûm kaldı. Fakat sonrasında kurtuldu çok şükür yürüyebiliyor. Bu arkadaşlar olay sonrasında bizden para talep ettiler. Biz talep edilen parayı vermeyince dava açtı. Bunların hepsi savcılık ifadelerinde mevcut. Şimdi hiç alakamız yokken Kürşat Ayvatoğlu'nun yaptığı olaylar ile ilişkilendirilmemiz doğru değil. Bizim yaşadığımız olayın İsmail Saymaz'ın kaleme aldığı gibi olmadığını tüm Kastamonu da biliyor. Sonuçlanmamış bir davayı kimse yanıltmaya ve etkilemeye çalışmasın. Bizim oraya ne için ittiğimiz de belli ne olduğu da."

Evet ben bu yazıyı neden kaleme aldım, neyi savundum?
Kürşat Ayvatoğlu, Kastamonu ve ülke gündemine düşen kimsenin kabul edemeyeceği bir vaka.

Bu olay ile hiç alakası olmayan olayları sanki bağlantılıymış gibi ele alır isek maalesef sulanır ve çok çabuk unutulur.

Sayın Saymaz, lütfen sap ile samanı karıştırmayalım ve olayları daha gerçekçi ele alalım ki, amacımıza hep birlikte ulaşalım. Amaç aynı çünkü. Kürşat ve Kürşat gibi olan ne kadar insan var ise üstüne gidip ortaya çıkartalım…

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın