Murat Yılmaz

Murat Yılmaz

Aşı ve komplo teorileri

Son günlerde hemen her platformda, okuduklarım, gördüklerim, bu yazıyı yazmaya bir nevi mecbur bıraktı.
Aşı ve komplo teorileri
İzlenimlerimin %90'ı akıllara ziyan nitelikte olduğunuda maalesef üzülerek belirtmek istiyorum.

Akıl var, mantık var.

Ancak sanırım, insanlar böyle bir olağanüstülüğün karşısında, toplumsal olarak geçirdiğimiz bir travmanın karşısında, akıl ve mantık ile değil, bir nevi sürü psikolojisi ile hareket etmeyi yeğliyorlar.

İlk olarak şununla başlayalım ki, ilacın, aşının uyruğu olmaz.
İlmi ve tekniği esastır.
Faydalı olup olmadığı esastır.
Nerden geldiği, kimin ürettiğinin ise hiç önemi yoktur.

Güncel ilaç almak zorunda olanlar, hastalandığında hekimin, eczanenin yolunu tutanlar:
Acaba aldığınız hangi ilaç Türkiye çıkışlı?
En azından patenti %100 Türk?

Şimdi bunu göz önünde bulundurarak, devam edelim isterseniz!

Hani birileri diyorlar ya, "dışardan gelecek olan aşı genetiğimizi bozacak" diye.
Sanki böyle bir imkan bir teknoloji var da, zaten ülkeye her gün giren miktarı belirsiz ilaçlara bunu katlamayacaklar da, Corona'yı beklediler.

Genetik dedikleri şey DNA ve DNA'nın değişmesi mümkün değildir.

Yani ilaçla değildir.
Teorik olarak laboratuvar ortamında, evet olabiliyor.
Ancak tüm dünyadaki tıbbi etik kurulları, bu yöntemi reddediyor.

Gelelim şu meşhur çip olayına.

Acaba bir iğne kanalının iç genişliğini biliyor musunuz?
Yani bir milimden az bir kanaldan sığması gerekecek olan bir çip daha icat edilmemiştir.
Velev ki edilmiş olsaydı, hangi güç kaynağı ile çalışacak acaba?
Yani elektriği nerden bulacak?
Daha o mikroskobik boyutta çip de yok, pil de yok!

Ha yine velev ki var diyelim.
Ne yapacak o çip?
Görevi ne olacak?

Tut ki bir veri elde etti, bu verileri hangi iletişim kanalı ile nereye yollayacak?
Ve hangi verileri elde edecek acaba?

Kan gurubunuzu mu?
Vücut ısınızı mı?
Neyi elde edecek?
CIA de bekliyordu zaten.
Kazlıçeşme den Yusuf'un ateşi çıktı, vurun onu!

Lütfen, bu gerçekten de beyin yakan şeylerden uzak olalım.

Sanki ellerimizden düşmeyen akıllı telefonlar hayatımıza girdiğinden beri, özelimiz kaldı ya.

Paylaşılmayan tek şey, WC'de geçirilen zaman kaldı sanırım.

"Ben paylaşım yapmıyorum" diyenler de şunu bilsinler ki, sizin bir şey paylaşmanıza gerek de yok zaten.

Çektiğiniz resimler, izlediğiniz videolar, beğendiğiniz şeyler dahi hakkınızda iki saniyede bir profil oluşturmaya yetiyor.

Şimdiden söyleyeyim, o teknoloji çoktan beri var!

Aşı kısırlaştıracak, aşı olanlar patır patır dökülüp ölecek!

Beyin yakıcı şeyler!

Yahu bir aşının bu niyeti olacak ve Türk Devleti, hükümeti de buna müsaade edecek!

Pardon ama bunu düşünenlerin acilen psikolojik destek almalarını öneriyorum ben.

Daha senenin başında bir vatandaşını almak için ambulans uçağı gönderen, on talebeyi almak için Airbus kaldıran bu devlet, bu hükümet, şimdi milletinin seri katili olacak, öyle mi?

Bunları ortaya atan kimler, bilmiyorum.
Ancak ruh sağlıklarının yerinde olmadığı da bir hakikat.

Şu sorular sorulsa anlarım.

Covid aşısı neden bu kadar çabuk bulundu?
Gerçekten işe yarayacak mi?

Covid 19, Corona Virüs ailesinin bir türü.
Sars gibi, H1N1 gibi.

Bunların da aşıları çabuk geliştirilmişti.
Demek ki bir temel bilim var, bu kullanılarak, bu kadar kısa zamanda üretilebildi.

Gerçekten işe yarayıp, yaşamadığını ise, evet hep beraber göreceğiz!
Sanırım başka çaremiz de kalmayacak.

Lütfen, istirham ediyorum, akıllı ve akılcıl olarak yaklaşalım bu konulara.

Rabbim her fırsatta "Aklınızı kullanın" demiyor mu?

Türkiye'nin bir hükümeti var.
Bir Devleti var!

Ben kendi namıma ikisine de güveniyorum.


Bir diğer yazımızda buluşmak ümidi ve dua ile Vesselam

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın
  • Ayşe Doğan
    Kaleminize yüreğinize sağlık 👏👏👏