Murat Yılmaz

Murat Yılmaz

İki soru

İki soru
Daha önce de Türkiye'de siyasetin geldiği noktadan muzdarip olduğumu yazmıştım.
Maalesef tüm dünyanın durumu aynı.

Ciddi siyaset yok, inovatif projeler, çözüm odaklı politikalar yok.

Peki ne var?
Ucuz popülizm, ırkçılık, inadına körü körüne ideolojik kapışmalar.

Bu ülkemizde de böyle, Avrupa'da da böyle, Amerika da zaten çok uzun süredir böyle.

Bugün kendine artık Bay Kemal diyen Kılıçdaroğlu, işte bu ucuz popülizmin dibine vurdu.

Yok, Bay Kemal tarifini demiyorum, hiçbir şekilde de ciddiye almıyorum çünkü.

Sebebi ise gayet basit, çünkü Kılıçdaroğlu'nun CV'sini, geçmişini de biliyoruz, bugün kendine yakıştırmak istediği vasıfları da.

Olay daha komplike.

Sayın Erdoğan, geçenlerde, elektrikli araçların 160 kWh'ya kadar olan araçlar için, ÖTV'yi, %60 dan, %10'a çekti.

Daha yeşil bir doğa için, bu çok güzel bir atılım.
Kaldı ki, Avrupa ülkelerinde E araçlar için, diz boyu sübvanseler var.
Vergi muafiyeti, sigorta şirketlerinden özel tarifeler gibi.

Almanya, kendi ürettiği araçların satılması için tüm bu sübvansiyonları geçmişte de yaptı, bugün de yapıyor. Demek ki gayet de legal.

Ve Türkiye böylesi bir adım atıyorsa, elbette ki, uluslararası piyasalardan ithal edilen araçlar karşısında bir avantaj sağlayacak.
Bundan daha doğal bir şey olamaz.

ÖTV'nin %50 puan geri çekilmesi, tabi ki de fiyatlarda 100.000 ile 160.000 ₺'lik bir fark atacak, gümrük ve bandrol masrafları da olmayınca, bu pergel daha da açılacak.

Bu şu manaya geliyor, normal vatandaş da böylesi bir araç alabilecek, çünkü segmentindeki araçların karşısında, önemli bir fiyat avantajı olacak!

Peki Kemal Kılıçdaroğlu, benim kanaatime göre son derece sorumsuzca ne söyledi?

"Araba alma işini biz iktidar oluncaya kadar erteleyin, size ikinci el fiyatına, sıfır araç aldıracağım!"
"İthal araçların ÖTV'sini sıfıra indireceğim!"

Eh ne demişler; "Bekar adama karı boşamak kolay."

Bu tabir biraz kabaca da olsa, tam olarak da durumu özetliyor.

Kılıçdaroğlu ucuz ve desteksiz vaatlerde bulunur.
Çünkü hükümet sorumluluğu yok.

Ancak, böyle bir söylem, ülke ekonomisi için safi zehir!

Umarım, aklı başında hiç kimse bu söyleme kulak asmaz.

Şuna da eminim ki, ülkedeki oto galeri sahipleri, genel distribütörleri, bu lafı hiç beğenmemiştir.

İlk soru şu:
Bay Kemal, sizin yerli üretim ile, özellikle de TOGG ile sorununuz ne?

Bu araca niye savaş açtınız?

Gelelim ikinci meseleye.

Ümit Özdağ, acaba bu Türklük meselesinin neresinde?

Yaptığı ucuz popülizm ve ırkçı kışkırtmaların tek hedefi, Suriyeli mülteciler.

Hadi diyelim ki, doğru düşünüyor, ki zinhar öyle değil, o zaman akla şu soru/sorular geliyor:
Çok kısa bir sürede, fersah fersah Ukrayna'dan gelenler ile Suriyeli mültecilerin arasındaki fark ne?

Sorun mülteci ise onlar da mülteci.
Sorun kalabalık ise onlar da kalabalık ve de daha kaç kişi gelecek belli bile değil.

Peki, Ümit Özdağ, yıllardır bu ülkede kâh legal, ancak kahir ekseriyeti ile illegal yaşayan Ruslar, Polonyalı'lar, Moldavyalılar, Beyaz Ruslar vs, yabancı ve hatta illegal yabancı değil mi?

Hani mesele Türklük ya?!

Ülkemizde pasaportu Türk, kendileri Ermeni, Yunan, Rum, Yahudi olanlar ne?
Ecnebi değil mi?

Bu ülkeye milyon hatta milyar dolarlık yatırımlar yapan yabancı menşeli şirketler ne?

Bunlara neden tek kelime etmezsin de Suriyeliler ile yatıp, Suriyeliler ile kalkarsın?

Bu Türkçülük meselesini sen mi, yoksa biz mi yanlış anladık?

İddia ettiğiniz ve asla içinde olmadığınız ülkücülüğün baş prensibi, Türk/İslam sentezi, Rahmetli Başbuğ Alparslan Türkeş'in dokuz ışık doktrini değil mi?

Ülkücüğün adeta Atası Seyyid Ahmet Arvasi ne demiş?
Ne üzerine kurmuş Ülkücülüğü?

Kafatasçılık üzerine mi?
Yoksa Türk/İslam sentezi üzerine mi?

İşte bunlar cevap bekleyen sorular.


Bir diğer yazımızda buluşmak ümidi ve dua ile Vesselam

Yasal Uyarı : Yayınlanan köşe yazısı/haberin tüm hakları Gün Medya Grubuna aittir. Kaynak gösterilse dahi köşe yazısı/haberin tamamı özel izin alınmadan kullanılamaz. Ancak alıntılanan köşe yazısı/haberin bir bölümü, alıntılanan habere aktif link verilerek kullanılabilir. Ayrıntılar için lütfen tıklayınız.

Yorum Yazın
  • Ismail Yıldırım
    Yazıya 100% katılmakla beraber, bir ara da, son zamanlarda peydahlanan gurbetçi düşmanlığına bir yazı yazsan, kardeşim. İki hafta oldu memlekete geleli, Almanya'da bile bu derece nefretle karşılaşmadım, neymiş biz gurbetçiler çok havalıymışız, eurolarımızla piyası pahalandırıyormuşuz, ve ve ve, biz Erdoğan'ı seçiyormusuz...daha neler neler...sürekli, bozuk pilak gibi, asgari ücret ve kaç litre mazot aldığımız, sanki biz mazotla besleniyoruz.