13.06.2019 15:01

Neden Binali Yıldırım?

Neden Binali Yıldırım?

Sokaklarda en sık sorulan soru bu. Efendim işte, Bakanlık yaptı, Başbakanlık yaptı ve hatta TBMM Başkanı idi, AK Partisinde başka adam mı yok. İlk etapta bu soru mantıklı gibi gelebilir.

Ancak ikinci ve derin bakışta bu işin asıl nedeni kendini belli edecektir.

FETÖ’den kurtulmak için Binali Yıldırım.

Evet, FETÖ’den kurtulmak için. 

Çünkü FETÖ’nün en çok nemalandığı yerler, Belediyeler. 

Namı ile Ankara ve İstanbul Belediyeleri.

Bunun içinde irili ufaklı ne kadar FETÖ’cü var ise, bu seçimlerde, Cumhur ittifakının karşıtı oy kullandılar ve de halen bunun için çaba sarfediyorlar.

Şakın size salt Erdoğan düşmanlığı, tek etken sebep olarak gelmesin. İşin içinde Milyar Dolarlar dönüyor.

FETÖ’nün halen içerde olan kripto teşkilatı bundan besleniyor, dışarda firari olanların iaşesi burdan sağlanıyor. 

İşte İstanbul teşkilatının da her fırsatta Sayın Yıldırım’ın ayağına köstek olma nedeni de bu:

Çünkü Binali Bey, İBB’yi tasfiye etmeye geliyor, bunu da çok iyi biliyorlar.

Gerek Parti teşkilatı içinde gerek İBB içinde nema peşinde olanların, korkulu rüyası bu, tabii ilk etapta da FETÖ’cülerin. 

Ankara bir şekilde verildi. 

Bu hususta da sabır edin diyorum, çünkü şer gördüklerimizin arkasında olan hayırları biz görmeyebiliriz, bu gören yok manasına gelmez!

Yavaş, sırtı duvara yaslı yürümek zorunda olan biri, çünkü arkası çok fazla açık ve iç çamaşırı gözüküyor. 

Onun için ben bu olaya, son derece relaks bakıyorum.

Ancak İBB çok başka bir mesele.

İBB’yi FETÖ’den arındırmak demek, Türkiye’yi FETÖ’den kurtarmak demektir. 

Vurulabilecek en ağır darbelerden biridir. 

Bundan dolayı da İstanbul’a, Ankara’ya baktığım kadar relaks bakmam mümkün değildir. 

Zira İstanbul’u aldık, bu hain teşkilatı söker atarız, ha alamadık, işte o vakit, daha çok uzun bir süre FETÖ kavramı ile yaşamak zorunda olacağımız da aşikardır.

Ve evet, Sayın Erdoğan’ın bu tür bir operasyon için %100 güvenebileceği tek isim de Binali Yıldırım. 

Çünkü kendisine güvendiği gibi güvendiği ender insanlardan biri Binali Yıldırım. 

Muhakkak başka isimler de var, ancak onlar şu an zaten olmaları gerektiği yerdeler. 

İşte, BEKA sorunu tabirinin arkasındaki gerçek mana da budur!

Ve kimse endişe etmesin, şu an kim, nasıl tepki veriyor, nasıl hareket ediyor ne yapıp ne yapmıyor, bunların hepsi, teker, teker not ediliyor ve 24 Haziran sonrası, herkes yaptığından da yapmadığından da hesaba çekilecek, hatta bırakın hesap vermeyi, gereken yapılacak!

O veyahutta bu şekilde, 24 Haziran sonrasında AK Partisi için milat olacak. 

Ve bu kez dağ, fare doğurmayacak. 

Hepimiz büyük sürprizler ile tanışacağız ve belki de hiç duymadığımız isimler, kamu hayatına adım atacak. 

Belki de bundan sonraki seçim süreçleri de çok değişik olacak. 

Partiler, adaylara kendi güçleri ile bir SKM kurdurup, kendi imkanları ile adaylık süreçlerine bırakacak. 

Bu sistem ABD de, zaten tarihinden beri var.

Yani kimin lobisi güçlü ise, seçimi alır, kimin lobisi yok ise ortada kalır.

Sakın negatif bakmayın. Bu sistem, adayları mecburen, hiç olmadığı kadar halk ile hemhal olmaya zorlayacak.

Halk içinde popüler olmayan, sandık zamanında da popüler olmayacak. 

Fakat, günümüze geri dönelim.

23 Haziran tarihi, sadece İstanbul için değil, tüm ülkemiz için bir dönüm noktası olacak.

Bakınız, 31 Mart sonrası artan Terör saldırıları, verilen şehidler, Beka sorunu olduğunun açıkça kanıtı değildir de nedir?

Emre Uslu, Tuncay Opçin, Hayko Bağdat, Can Dündar, bunların hepsi, malum, FETÖ’nün kaçak hain sürüsünün sadece en hergele ve önde olan isimleri.

Ve hepsi ve tüm FETÖ medyası, hepsi ama hepsi deli olmuş gibi, İmamoğlu’nun çığırkanlığını yapıyorlar, adeta yırtınıyorlar.

Peki, hayatında herhangi bir başarı hikayesi olmayan siyasi bir no body için bu sizce de biraz fazla değil mi? 

Ve üstelikte, yanlış seçim olan bir aday için. 

Neden yanlış derseniz;
Minimum vakitte Maksimum güç zehirlenmesi yaşadı, Mr. Kibir de ondan.
Ve dahi şu anki edaları CHP’nin üstünü çok, ama çok rahatsız etti.

Hatta, mağlup olmasını en çok isteyen biri varsa, o da Kılıçdaroğlu’dur. 

Çünkü koltuğunun tehlike altında olduğunun farkında.

Ve hepimiz biliyoruz ki, Kılıçdaroğlu, yanında kimseyi istemez ve de barındırmaz.

Kaybetmesi muhtemel olan İmamoğlu’nu, artık herhangi bir sıfatı olmadığından dolayı da tıpkı İnce’ye yaptığı gibi, önemsizliğe gömmenin planını çoktan yapmıştır bile.

Canlı yayın meselesinde ise İmamoğlu stratejik bir hata yaptı!

Aracının plakası bile CHP olan sunucu Küçükkaya’yı moderatör olarak kabul eden Binali bey, hiç kimse ve hiçbir şeyden çekinmediğini açıkça ortaya koydu!

Ben şahsen bu medeni cesareti alkışlıyorum.

Ve önümüzdeki seçimlerde, sandığa gidecek olan herkese, bu gerçeği görerek oy kullanması tavsiyesinde bulunuyorum naçizane.


Bir diğer yazımızda buluşmak ümidi ve dua ile Vesselam